Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/11063 E. 2022/13774 K. 07.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11063
KARAR NO : 2022/13774
KARAR TARİHİ : 07.11.2022

Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili ve feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının davalı vekili ve feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı, davalı işverenin yanında geçen ve Kuruma bildirilmeyen 01/03/2015- 30/09/2015 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
II-CEVAP:
Davalı … A.Ş. davaya cevap dilekçesi vermemiştir.
Feri müdahil Kurum vekili, davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; davacı …’ın 18/09/2015- 30/09/2015 tarihleri arasında prime esas asgari kazanç üzerinden 1289240 işyeri sicil numaralı ….Ş. adlı işyerinde sigortaya tabi olarak çalıştığının tespitine, fazla istemin reddine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi, “Dosya kapsamı incelendiğinde; davalı işyerinin 1289240 işyeri sicil numarası ile 18.09.2015 tarihinde 5510 sayılı Kanun uyarınca SGK kapsamına alındığı, davacının hizmet tespitini talep ettiği dönem bordro tanığı olan …’in 18.09.2015 ve …’in 18.09.2015 tarihinden itibaren davalı işyerinde sigortalı olarak çalıştıkları, davacı işçinin bordro tanıklarının açık ifadelerine göre 18.09.2015 -30.09.2015 tarihleri arasındaki dönemde davalı işyerinde sigortalı olarak çalıştığını ispatladığı ancak 01.03.2015-18.09.2015 tarihleri arasındaki dönem çalışmasını ispatlayamadığına dair mahkeme kabulü yerindedir. Ancak, dava tarihi itibariyle yasa gereği kurum feri müdahil olduğu halde davalı gibi gösterilmiş olması hatalıdır.” gerekçesiyle,
1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2) Fer’i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.3 maddesi gereğince kabulüne,
… Batı 4. İş Mahkemesinin 2019/109 E., 2020/329 K. sayılı kararının kaldırılmasına,
3- Davanın kısmen kabulü ile;
a) Davacının, 18/09/2015- 30/09/2015 tarihleri arasında 1289240 işyeri sicil numaralı ….Ş. adlı işyerinde, prime esas asgari kazanç üzerinden sigortaya tabi olarak çalıştığının tespitine, fazla istemin reddine, karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı … A.Ş. vekili, davacının vekili olmamasına karşın vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmadığını, tanıkların açık ve net olmayan ifadeleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiğini, tanıkların davacının çalıştığı yönünde bir beyanda bulunmadığını, hatta bir kısım tanıkların kesin bir şekilde davacının çalışmadığını beyan ettiğini, sadece tanıklardan …’in beyanları doğrultusunda davanın kabul edilmesinin hukuk ve hakkaniyete uygun olmadığını, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporundaki tespitlerin yerel mahkemece hiç dikkate alınmadığını belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Fer’i müdahil Kurum vekili, dava açıldığında Mahekeminin eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurduğunu belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dosya kapsamından davacının, 01/02/2008 tarihinden itibaren 4/a kapsamında yaşlılık aylığı aldığı, yaşlılık aylığı almaya başladıktan sonra davalıya ait işletmede 01/03/2015- 30/09/2015 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığının tespitini talep ettiği, Mahkemece ve Bölge Adliye Mahkemesince davacının 18/09/2015- 30/09/2015 tarihleri arasında çalıştığı kabul edilerek hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddeleri olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Sosyal güvenlik destek primi ise, yaşlılık aylığı kesilmeksizin yeniden çalışmaya başlayabilmek için ödenmesi gereken primdir.
5510 sayılı Kanunun 30. maddesi 3.fıkrası (a) bendinde; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sonra ilk defa sigortalı olan kişilerden yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi hariç olmak üzere bu Kanuna göre veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ödeme dönemi başında kesileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme uyarınca, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden sonra ilk defa sigortalı olanlardan yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra çalışmaya başlayanların aylıkları kesilecektir.
Ancak, 5510 sayılı Kanunun “Sosyal güvenlik destek primine ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 14. maddesi ile bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlar hakkında sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümlerin uygulanmasına devam edileceğine dair, amir hüküm getirilmiştir.
5510 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunda ise “Yaşlılık aylığı alanların yeniden çalışmaları” başlıklı 63. maddesinin; (A) bendinde yaşlılık aylığı almakta iken çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıklarının bu çalışma olgusuna dayalı ve onunla sınırlı olarak kesilmesi gerektiği, (B) bendinde; tekrar sigortalı bir işte çalışma halinde, sigortalı adına sosyal güvenlik destek primi ödenmesi suretiyle, yaşlılık aylığının ödenmesine devam olunacağı hükümlerinin düzenlendiği, söz konusu maddenin son fıkrasında ise, yaşlılık aylığı almakta iken tekrar çalışmaya başlayan sigortalıya, 506 sayılı Kanunun 63. maddesinin (A) ya da (B) bendinden yararlanmak için bir tercih hakkı tanındığı anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ile ortaya çıkan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda; dava ile tespiti talep edilen dönemde, davacının sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma hakkı bulunduğu sabittir. Ancak davacının talebinin açık ve belirgin olmadığı anlaşılmakla; öncelikle, davacıya talebi açıklattırılmalı, isteminin, 506 sayılı Yasa’nın 63/A maddesi kapsamında yaşlılık aylığı kesilerek tüm sigorta kollarına tabi çalışma tespiti mi, yoksa, 63/B kapsamında sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmanın tespiti mi olduğu hususu aydınlatılmalıdır. Mahkemece yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca yapılacak değerlendirme sonucu hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekili ve feri müdahil Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’nce verilen karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07/11/2022 gününde karar verildi.