Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/17192 E. 2009/8324 K. 11.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/17192
KARAR NO : 2009/8324
KARAR TARİHİ : 11.06.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 23.05.2005 tarihli kusur raporunda davalı işverenler müteahhit ve taşeron firmanın birlikte toplam %75 oranında kusurlu oldukları,bu kusurun %50 sinin taşeron firma olan… İnş…Ltd.Şti.’ne ait olduğu,bu kusurun da %6 sının şantiye sorumlusu …’a ait olduğu,toplam kusurun %25 inin ise müteahhit firma olan Aldemir….A.Ş. ile iş ortağı Promis Proses…Ltd.Şti.’ne ait olduğu,bu iki firmanın eşit olarak %11’er oranında kusurlu oldukları,kalan %3 kusurun ise müteahhit firmanın şantiye sorumlusu …’a ait olduğu,kazlı işçinin ise %25 oranında kusurlu olduğu tesbit edildiği halde,19.06.2007 tarihli kusur raporunda ise taşeron… İnş…Ltd.Şti.’nin %37,5 oranında, müteahhit firma olan Aldemir….A.Ş. ile iş ortağı Promis Proses…Ltd.Şti.’nin %25 oranında,kazalı işçinin ise %37,5 oranında kusurlu olduklarının tesbit edildiği,03.04.2003 tarihli ceza mahkemesi tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise müteahhit firma olan Aldemir….A.Ş. ile iş ortağı Promis Proses…Ltd.Şti.’nin şantiye sorumlusu …’ın 2/8, taşeron… İnş…Ltd.Şti.’nin sorumlusu …’un 3/8,kazalı işçinin ise 3/8 oranında kusurlu olduklarının tesbit edildiği ve … ve …’un mahkumiyetine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 53. maddesine göre hakim kusur olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun mes’uliyete dair hükümleriyle bağlı olmadığı gibi ceza mahkemesinde verilen beraat kararı ile bağlı değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi hukuk hakimini bağlamaz.
Ceza ve Hukuk Mahkemeleri kararları arasındaki ilişkiyi düzenleyen Borçlar Kanununun sözü geçen hükmü Hukuk Hakimini ceza mahkemesinin kesinleşen kararı karşısında maddi hukuk bakımından kural olarak bağımsız kılmaktadır. Olayda söz konusu olan Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi hükmü ile kanun koyucunun ortaya koyduğu ilke, hukuk hakiminin varacağı sonuçta bağımsız olduğu hususudur. Ancak hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız bir bağımsızlık değildir. Her ne kadar ceza hakiminin mahkumiyet ve berata ilişkin olarak verdiği karar kusurun var olup olmadığı veya oranı, zararın miktarı, temyiz kudreti ve illiyet bağı gibi hususlarda hukuk hakimini bağlamaz ise de her mahkumiyet kararı o fiilin hukuka aykırılığını tesbit etmesi bakımından hukuk hakimini bağlayıcı vasıftadır.Bu nedenle ceza mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda kusur verilen ve mahkum olan … ve …’a azda olsa kusur verilmesi gerekirken bu kişilere kusur vermeyen bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de,hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunda davalılardan … ve … kusurlu bulunmadığı halde bu kişilerin maddi tazminattan sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.
O halde, davalıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 11.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.