YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1739
KARAR NO : 2006/1849
KARAR TARİHİ : 20.03.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 198 ada 87 parsel sayılı 797.05 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadimden beri Köy Tüzel Kişiliğinin zilyetliğinde olduğu ve 1971’de Belediye olması nedeniyle … Belediyesi Tüzel Kişiliği adına tesbit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde adına tespit edilen 198 ada 82 parselin eksik tespit edildiği, yine ayrıca 198 ada 87 parselin kendisine ait olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişme konusu 198 ada 87 parselin tarla vasfı ile tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davaya konu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, taşınmaz üzerinde yapılması gereken imar ihyanın yapılıp tamamlanmadığı ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesindeki zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacı yararına gerçekleşmediği kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Dava ve temyize konu 87 numaralı parsel kadastro tespiti sırasında … Köyü Tüzel Kişiliğinin tasarrufunda bulunduğu belirtilmek sureti ile … Belediye Başkanlığı adına tespit edilmiş, davacı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki uyuşmazlık davaya konu parselin genel veya özel harman yeri niteliği taşıyıp taşımadığı, özel harman yeri ise mülk edinme şartlarının davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediği konusundadır. Mer’a, otlak, yaylak, harman yeri gibi taşınmazlarla ilgili uyuşmazlıklarda yerel bilirkişilerin komşu köylerden seçilmesi taraf tanıklarının da aynı yönteme uygun olarak belirlenmesi gerekir. Mahkemece yerel bilirkişi ve tanıkların taşınmazın tespit edildiği köyden dinlenilmesi ve sonrada bu beyanlara değer verilmeyip yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetli değildir. Ayrıca, mahkemece taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu ve imar ihyasının tamamlanmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; taşınmazın ne suretle Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu hususu da açıklığa kavuşturulmamıştır. Eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ile aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları ve uzman ziraat mühendisi huzuru ile keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında tarafların dayandığı kayıtlar uygulanıp kapsamları belirlenmeli,
dinlenecek yansız yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, mer’a, otlak, harman yeri niteliği taşıyıp taşımadığı, harman yeri niteliği taşıyor ise umuma ait mi, yoksa özel harman yerimi olduğu, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, özel harman yeri ise senede ne kadar süre kullanıldığı, harman mevsiminden sonra davacının fiili hakimiyetinin devam edip etmediği, devam ediyor ise ne suretle devam ettiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, uzman ziraat mühendisinden taşınmazın niteliği ile ilgili ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütunundaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile ve gerekirse yüzleştirme yapılmak sureti ile dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, mahkemece yapılacak keşifte taşınmazın niteliği, konumu ve kullanım durumu ile ilgili gözlem zapta yazılmalı, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşlık, çalılık, makilik, pırnallık gibi yerlerden iken imar ihyaya konu olduğunun söylenmesi durumunda 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde yazılı şartlarla beraber 17. maddedeki şartlarında gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.3.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.