YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6464
KARAR NO : 2023/363
KARAR TARİHİ : 13.02.2023
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 02.10.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının 31.07.2016-08.08.2016 tarihleri arasında gözaltında kaldığını, 08.08.2016-04.05.2017 tarihleri arasında tutuklu kaldığını, 06.07.2017 tarihinde beraat kararı verildiğini, davacının öğretmen olduğunu ve brüt maaşı üzerinden maddi tazminat hesabı yapılması gerektiğini, 950,00 TL cezaevi harcaması yaptığını, haksız tutuklama sebebiyle 40.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 02.11.217 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, davacının kendi tutum ve kusurları nedeniyle tutuklanmasına neden olduğunu, talep edilen tazminat miktarının fazla olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.02.2018 tarihli ve 2017/58 Esas, 2018/24 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 07.01.2019 tarihli ve 2018/224 Esas, 2019/34 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23.09.2021 tarihli, davalı vekilinin temyiz talebinin kesinlikten reddi ile davacı vekilinin temyiz talebinin reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Davalı vekilinin temyiz sebepleri
1.Davanın reddi gerektiğine,
2.Hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna,
ilişkindir.
B. Davacı vekilinin temyiz sebepleri
1.Maddi tazminatın davacının öğretmen olması sebebiyle brüt maaşı üzerinden yapılması gerektiğine,
2.Maddi zarara cezaevi giderlerinin dahil edilmesi gerektiğine,
3.Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna,
4.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ihlal edildiğine,
ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacı … hakkında … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/139 Esas 2017/241 Karar sayılı ilamı ile beraat kararı verildiği ve bu kararın temyiz edilmeden 14.07.2017 tarihinde kesinleştiği, davacı ve davacı vekilinin 02.10.2017 tarihli dilekçe ile koruma tedbirleri nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebi içerir tazminat davası açtığı, davanın süresinde açıldığı tespit edilmiştir. Yine 5271 sayılı Kanun’un 142 inci maddesinin ikinci fıkrasında ”istem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır” hükmünü ihtiva ettiği, davacının oturduğu yerin (ikametgah adresinin) … olduğu ve mahkememizin tazminat konusu işlemle ilişkili olmadığı gözetildiğinde davanın yetkili mahkemede açıldığı tespit edilmiştir.
Maddi tazminat talebi açısından yapılan değerlendirmede; davacı vekili her ne kadar talep dilekçesinde, dosyaya sundukları belgeler doğrultusunda davacının ceza evinde sarf ettiği 950 TL’lik masrafa ait makbuzları dosyaya sunarak, bu miktarında maddi tazminat hesabında dikkate alınmasını talep etmiş ise de, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 15.05.2017 tarih 2016/851 Esas 2017/3949 Karar sayılı ilamı (…davacının ceza infaz kurumunda tutuklu bulunduğu süre içerisinde yapmış olduğu harcamaların maddi tazminat kapsamına dahil edilemeyeceğinin dikkate alınmaması, kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA), Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 11.09.2017 tarih 2016/2634 Esas 2017/6111 Karar sayılı ilamı (…davacının cezaevi harcamaları, davacının ve ailesinin yargılama sürecinde yaptığı yol, konaklama, yemek harcamaları ve benzeri giderleri, davacının ailesinin taşınma masrafları, Oyak üyesi olan davacının maaşından eksik ödenen aidatlar nedeniyle mahrum kaldığı nema miktarı ve görev başında olan Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına her ay, 2155 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmeliğe göre ödenen tayın (yemek yardımı) bedelinin 5271 sayılı Kanun’un 14 inci ve devamı maddeleri gereğince hesaplanması gereken maddi zarar kapsamına dahil edilemeyeceğinin dikkate alınmaması…) ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, davacının ceza infaz kurumunda tutuklu bulunduğu süre içerisinde yapmış olduğu harcamaları maddi tazminat hesabında dikkate alınmamıştır. Davacının maddi zararının tespiti için yapılan araştırmada, Milli Eğitim Bakanlığının … Valiliğine (İl Milli Eğitim Müdürlüğü) hitaben gönderdiği 68898891-903.02/29818 sayı 01.09.2016 tarihli yazısına istinaden 672 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararname ile davacı …’nin Sason Kınalı Ortaokulu’ndaki öğretmenlik görevine 01.09.2016 tarihinde son verildiğinin bildirildiği, Sason İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün 18.01.2018 tarihli yazısında, davacının 15.08.2016 tarihinde maaşı yapılarak hesabına tam olarak yatırıldığı, bu suretle davacının gerek geçmiş aylarda ve gerekse de 15.08.2016-15.09.2016 tarihleri arasında maaşı tam aldığı, davacının maaşından herhangi bir geri ödeme alınmadığı, davacının 01.09.2016 tarihinde KHK ile ihraç olması nedeniyle 15.09.2016 tarihinde davacıya maaş ödemesinin yapılmadığının bildirildiği tespit edilmiştir. Bu nedenle maddi tazminat hesabı 16.09.2016 tarihi baz alınarak yapılmıştır. Gerek davacı gerekse davacı vekili maddi tazminata konu davacının uğradığı zararlar ve yaptığı işi belgelendirmemiştir. Davacının tutuklu kaldığı dönem için maddi zararının 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden kesinti yapılmadan hesaplanması gerektiği anlaşılmış, 10.396,92 TL olarak belirlenmiş, dava dilekçesinde işlem günden itibaren yasal faiz talebinde bulunulduğu, son celsede davacı …’nin beyanı ile sabit olduğu üzere işlem gününden kasıt dava tarihi olduğunun belirtildiği gözetilerek, davacı … için 10.396,92 TL maddi tazminatın işlem tarihi olarak talep edilen ve dava tarihi olan 02.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Davacı ve vekilinin manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise, her ne kadar maddi tazminat yönünden 16.09.2016 tarihi baz alınmış ise de, manevi tazminat yönünden davacının gözaltına alınma tarihi olan 31.07.2016 tarihi ile tahliye tarihi olan 04.05.2017 tarihleri arası baz alınıp manevi tazminatın bu doğrultuda tespitinin gerektiği anlaşılarak yapılan değerlendirme de, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 06.11.2017 tarih 2017/467 Esas 2017/8463 Karar sayılı ilamı (… nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı lehine belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda az manevi tazminata hükmolunması) ve yerleşik Yargıtay uygulamaları dikkate alındığında nazara alındığında, manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine yüklenen suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, faize yönelik talep tarihinden itibaren tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer, özgürlüğünden yoksun bırakılması nedeniyle duyulan elem, ızdırap ve ruhsal sıkıntılarının bir ölçüde de olsa giderilmesi amacına yönelik olduğu göz önünde bulundurularak zenginleşme sonucu doğurmayacak, … ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşır bir miktar olarak belirlenmesi gerektiğinden, bu hususlar da gözetilerek haksız tutuklama nedeniyle uğranılan manevi zararın giderimi çerçevesinde, davacı … için 15.000,00 TL manevi tazminatın (dava dilekçesinde işlem günden itibaren yasal faiz talebinde bulunulduğu, son celsede davacı …’nin beyanı ile sabit olduğu üzere işlem gününden kasıt dava tarihi olduğunun belirtildiği gözetilerek) dava tarihi olan 02.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin esasını oluşturan … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/139 Esas, 2017/241 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 31.07.2016-04.05.2017 tarihleri arasında 277 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılamada 06.07.2017 tarihinde beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 14.07.2017 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanun’un 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 58.800,00 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat miktarının 25.396,92 TL olması ve bu karara yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan ret kararının verilmiş olması nedenleriyle 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
B.1. Maddi Tazminatın Davacının Öğretmen Olması Sebebiyle Brüt Maaşı Üzerinden Yapılması Gerektiğine İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 7082 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunun 10/1-a madde, fıkra ve bendindeki “20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler ile doğrudan veya anılan kanun hükmünde kararnamelerde öngörülen usuller çerçevesinde meslekten, kamu görevinden veya ilgili kurumların teşkilatından çıkarılanlar ile 15/8/2016 tarihli ve 673 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 4 üncü maddesi uyarınca öğrencilikle ilişikleri kesilenlerin; a) Çıkarıldıkları veya öğrencilikle ilişiklerinin kesildiği aya ilişkin olarak peşin ödenen mali ve sosyal haklarının çıkarılma tarihinden sonraki günlere tekabül eden kısımları geri alınmaz…. ” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak öğretmen iken 01.09.2016 tarihinde meslekten ihraç edilen davacının ihraç edildiği ayı takip eden ayın 15 inci günü olan 15.09.2016 tarihi ile tahliye tarihi olan 04.05.2017 tarihi arasındaki süre için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B.2. Maddi Zarara Cezaevi Giderlerinin Dahil Edilmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
Davacının cezaevi giderlerinin 5271 sayılı Kanun’un 141 inci devamı maddelerine göre belirlenmesi gereken maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden bu giderlere ilişkin maddi tazminatın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
B.3. Hükmedilen Manevi Tazminatın Az olduğuna İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
B.4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin İhlal Edildiğine İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
Davacının dava dilekçesinde 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenen ”Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen kişiler” hükmüne dayanarak tazminat talebinde bulunduğu anlaşıldığından mahkemece davacı vekilinin temyiz dilekçesinde sonradan belirttiği hususlarda değerlendirme yapılmamasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 07.01.2019 tarihli ve 2018/224 Esas, 2019/34 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde (B.3.) bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 07.01.2019 tarihli ve 2018/224 Esas, 2019/34 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca … Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2023 tarihinde karar verildi.