YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4924
KARAR NO : 2009/8828
KARAR TARİHİ : 18.06.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı 1.1.1997 tarihinden itibaren çakışan 506 ve 1479 sayılı Yasalara tabi çalışmaları dışlanarak isteğe bağlı sigortalınığının geçerli olduğunun ve 30.6.2003 tarihine kadarki isteğe bağlı sigorta prim borçlarının yapılandırılıp taksitlendirilerek tahsiline gerektiğinin tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vEkili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından dÜzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01.01.1997 tarihinden itibaren isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun tesbiti ile isteğe bağlı sigorta prim borçlarının taksitlendirilerek tahsili gerektiğinin tesbitine ilişkindir.
Mahkemece, araştırmaya yönelik bozma kararımıza uyularak yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabulü ile davacının 01.01.1997 tarihinden itibaren çakışan 506 ve 1479 sayılı Yasalar’a tabi çalışmaları dışlanarak isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun ve 30.06.2003 tarihine kadarki isteğe bağlı sigorta prim borçlarının yapılandırılıp taksitlendirilirek tahsili gerektiğinin tesbitine karar verilmiş ise de, bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 Sayılı Yasa’nın 85. maddesine göre isteğe bağlı sigortalı olmak için yazılı olarak kuruma başvuruda bulunmak koşul olduğu gibi, isteğe bağlı olarak her ay kesintisiz otuz gün üzerinden prim ödemek de gerekir. Somut olayda, davacı 01.01.1997 tarihinden geçerli olmak üzere isteğe bağlı sigortalı olarak tescil edilmiş, 15.09.1997-30.09.1997 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi ve 25.12.1996-15.08.1997 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak çalışmıştır.
Uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın 20.6.1987 tarihli 3395 sayılı Yasa’nın 8. maddesi ile değişik 85. maddesi gereğince isteğe bağlı sigortalı olabilmek için herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olarak çalışmamak gerektiğinden davacının 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olduğu 1.1.1997-15.8.1997 ve 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olduğu 15.9.1997- 1.10.1997 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı sayılması mümkün değildir. Davacının 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı çalışmasının sona erdiği 1.10.1997 tarihinden sonra isteğe bağlı sigortalı olmak için yazılı bir müracaatı olmadığından veya isteğe bağlı sigortalı olmak yönündeki iradesini prim ödemek suretiyle ortaya koymadığından davacının 506 sayılı Yasa’ya tabi çalışmasının sona erdiği 1.10.1997 tarihinden sonra da isteğe bağlı sigortalı olduğunun kabulü mümkün değildir.
Davacı, 05.09.2003 tarihli dilekçe ile kuruma süresinde başvurarak 4958 Sayılı Yasa’nın Geçici 1. maddesinin (K) fıkrası uyarınca 30.06.2003 tarihine kadar olan tüm isteğe bağlı sigorta prim ve gecikme zammı borçlarının yeniden yapılandırılmasını istemiştir. Anılan madde uyarınca 506 Sayılı Yasa’nın 85. maddesine göre isteğe bağlı olarak devam eden sigortalılar, yeniden yapılandırılmadan yararlanabilecektir. Bunun tek istisnası 506 Sayılı Yasa’nın 4842 Sayılı Yasa’nın 33. maddesi ile değişik 85. maddesinin (D) bendinin (c) alt bendine göre isteğe bağlı sigortalılığı sona erenlerdir. Oysa, somut olayda, davacının isteğe bağlı sigortalı olmak için yazılı müracaatta bulunmadığı ve düzenli prim ödemek suretiyle isteğe bağlı sigortalılığa devam etmek iradesini ortaya koymadığı, 1.10.1997 ila 30.06.2003 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı sayılmayacağı ortadadır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.12.2002 gün ve E:2002/1062, K:2002/1098 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Davacının isteğe bağlı sigortalılığının yasal olarak sona erdiği ve sigortalılık koşulları taşımadığı 1.10.1997 ila 30.06.2003 dönemi için isteğe bağlı sigorta prim ve gecikme zammı borçlarının yeniden yapılandırılması söz konusu olamaz.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davanın reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı …’nun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.