YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7760
KARAR NO : 2009/6770
KARAR TARİHİ : 20.10.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 1052 ada 19 parsel sayılı 36490.31 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine temsilcisi, yasal süresi içinde toprak komisyonunca oluşturulan tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli 1052 ada 19 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın davalıya ait tapu kaydının kapsamında kaldığı, Hazineye ait tapu kayıtlarının ise taşınmazın bir kısmına uyduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme yetersiz, değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Çekişmeli taşınmaz Toprak Tevzi Komisyonunca yapılan çalışmalarda 2029 ve 2036 sayılı belirtmelik parselleri olarak belirlenmiş olup 2.1.1964 tarih 520 ve 526 sıra numaralı 20250 ve 21500 m2 yüzölçümlü tapu kayıtları ile Hazine adına tapuya bağlanmıştır. Davalı tarafın dayanağını oluşturan 18225 metrekare yüzölçümündeki 9.4.1965 tarih ve 68 sıra sayılı tapu kaydı Ahlat Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.12.1963 tarih,1962/179-1963/192 sayılı ilamı ile oluşmuştur. Davalının dayanağı tapu kaydı Hazinenin taraf olması nedeniyle taraflar arasında kesin hüküm teşkil eden tescil ilamı ile oluştuğu halde, haritası uygulanarak tapu kaydının kapsamı haritasına göre belirlenmemiştir. Hazinenin dayanağı olan tapu kaydının kapsamı da tevzi haritalarından yararlanılmak suretiyle saptanmamıştır. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen yerel bilirkişiler ve teknik bilirkişi katılımı ile yapılacak keşifte tarafların dayandığı tapu kayıtlarının kapsamları haritalarının ve kadastro paftasının ölçekleri eşitlenip çakıştırılmak suretiyle 3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 20/A maddesi gereğince haritalarına göre belirlenmelidir. Davalı dayanağı tescil yolu ile oluşan tapu kaydının tescil krokisinin kapsadığı bölümünün davalı adına
tesciline karar verilmeli, tescil krokisinin uygulama kabiliyetinin bulunmaması durumunda ise kaydın sınırında okunan “dere” sınırının kadimden beri yön değiştirmeyen sabit bir sınır olup olmadığı hususu araştırılmalı, bu sınırın gayri sabit olduğu sonucuna varıldığı takdirde kaydın miktarı ile geçerli olduğu düşünülmeli, davalı dayanağı tapu kaydının revizyon gördüğü taşınmazların yüzölçümleri kaydın miktarının hesaplanmasında göz önünde bulundurulmalı, kayıtların çakışması halinde davalı tapusunun miktar fazlası olan ve Hazine tapusu kapsamında bulunan bölüm yönünden tescil tarihi ve Hazine tapusunun oluşum tarihi arasındaki zilyetlik süresinin, hak kazandırıcı süre olan 20 yıla ulaşmamış olduğu gözönüne alınarak, bu bölümün Hazine adına tescile karar verilmesi gerektiği düşünülmeli, uygulama sonucu, çekişmeli taşınmazın her iki tapu kaydının da kapsamları dışında kalan bölümünün bulunması halinde bu bölüm yönünden 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının davalı yararına oluşup oluşmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.10.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.