YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10755
KARAR NO : 2009/7881
KARAR TARİHİ : 04.06.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı,davalılardan işveren ait işyerinde 2.11.2005-3.7.2006 tarihleri arasında çalıştığının ve Kuruma eksik bildirilen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının davalı işyerinde 2.11.2005-3.7.2006 tarihleri arasında aralıksız çalıştığı halde Kurum’a bildirilmeyen 2006 yılı Şubat ayında 27 gün, Mart ayında 30 gün ve Nisan ayında 13 günlük çalışmanın tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının 2.11.2005-1.7.2006 tarihleri arasında davalı işyerinde hizmet akti ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Kural olarak, davayı kaybeden taraf yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumludur. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa mahkemenin yargılama giderini taraflar arasında paylaştırması gerekir (HUMK. md. 417). Öte yandan mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. ve 389. maddelerinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki,dava içinden davalar doğar,Hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Yargıtay’ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (Hukuk Genel Kurulu’nun 19.6.1991 gün 323/391 sayılı ve 10.9.1991 gün 281-415 sayılı ve 25.9.1991 gün 355-440 sayılı kararları).
Somut olayda harç dışındaki yargılama gideri ve avukatlık ücretinden davayı kaybeden davalı SGK ‘nun da sorumlu olması gerekeceğinin gözardı edilmesi ve davalı işveren aleyhine masraf ve avukatlık ücretine hükmedilirken, davalı işveren adının “…” yerine infazı kabil olmayacak şekilde firma ünvanı olan “Marmara Yemek” şeklinde yazılması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HUMK.’nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 3. bendindeki yer alan “davalı Marmara Yemekten” sözcüklerinin silinerek yerine “davalılardan” sözcüğünün yazılmasına, hüküm fıkrasının 4. bendinde yer alan “ Marmara Yemekten” sözcüğünün silinerek yerine “…” sözcüklerinin yazılmasına 2. bendinin tümüyle silinerek yerine “2-Davacı tarafından yapılan toplam 294.50-TL yargılama giderinin davalı SGK Başkanlığının sorumluluğu 270.10-TL ile sınırlı olmak üzere davalılardan alırak davacıya verilmesine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine 4.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.