Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/8602 E. 2008/7444 K. 20.11.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8602
KARAR NO : 2008/7444
KARAR TARİHİ : 20.11.2008

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 109 ada 166 parsel sayılı 8083,28 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, sınırında bulunan mera ile ilgisinin olmadığı, zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacılar yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, karar dosya kapsamına uygun değildir. Çekişmeli taşınmaz kadastro tespitleri sırasında davacılar yönünden zilyetlikle mülk edinme koşulları gerçekleşmediğinden tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş, davacılar, 91 tahrir numaralı vergi kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazların adlarına tescili için dava açmışlardır. İhtilaf davacılar dayanağı 1937 tarih 91 tahrir numaralı 30 ar yüzölçümlü vergi kaydının çekişmeli taşınmaza uyup uymadığı, uyduğu takdirde kayıt miktar fazlasının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak iktisap edilip edilemeyeceğine ilişkindir. Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre vergi kayıt kapsamında kalan 3 dönüm yer yönünden davacılar yararına iktisap koşullarının oluştuğu uzman bilirkişi raporları ve yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile sabit olduğundan hazinenin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Kayıt miktar fazlası yönünden ise, yerel bilirkişi beyanına göre kır hududunun mera olduğu, ayrıca Aşağı Dalören köyü kadastro çalışma alanı içinde kalan 108 ada 6 parsel sayılı taşınmazın mera olarak sınırlandırıldığı ve çekişmeli taşınmazın eylemli durumda meraya bitişik olduğu anlaşılmaktadır. Vergi kaydının batı sınırı “kır” okumakta olup taşınmazın batı ve güney sınırında eylemli durumda mera bulunduğuna göre kayıt miktar fazlasının meradan kazanıldığının kabul edilmesi zorunludur. Meralar zilyetlikle iktisap edilemeyeceği gibi eylemli duruma aykırı düşen ve soyut nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına değer verilemez. Hal böyle olunca mahkemece vergi kaydında yazılı miktar kadar yerin davacılar adına tespit ve tesciline, miktar fazlasının meradan elde edildiğinin kabulü ile bu kısma yönelik davanın reddine ve miktar fazlası bölümün 3402 sayılı Yasa’nın 16/B maddesi gereğince mera niteliği ile sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, Davacı Hazine’nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.