Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/3542 E. 2007/3859 K. 22.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3542
KARAR NO : 2007/3859
KARAR TARİHİ : 22.10.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 222 ada 6 parsel sayılı 3330,76 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine temsilcisi yasal süresi içinde çekişmeli taşınmazın Hazine adına tapuda kayıtlı bulunduğu ve yitik kişilerden Hazineye intikal eden bu taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacağı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin davacı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına,çekişmeli taşınmazın davacı Hazine’nin dayanağı olan tapu kaydının kapsamında kaldığı, kayıt miktar fazlasının da kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebiyle kazanılamayacak yerlerden bulunduğunun anlaşılmasına göre davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir.Ancak,taşınmaz üzerinde kadastro tespitinden önce oluşturulan muhdesat bulunduğu ziraatçı bilirkişi raporu ile belirlendiği halde, mahkemece muhdesat hususunda hüküm kurulmamıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 19/2. maddesinde taşınmaz üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise; bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın veya kütüğün beyanlar hanesinde gösterileceği hükme bağlanmıştır.Buna göre çekişmeli parsel üzerinde bulunan ve davalı tarafından yetiştirildiği belirlenen meyve ağaçları ile asma omcalarının davalıya ait muhdesat olarak gösterilmesine karar verilmesi gerekirken bu yönden hüküm kurulmaması isabetsiz olup,davalının temyiz itirazlarının bu nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.