YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3856
KARAR NO : 2007/3365
KARAR TARİHİ : 28.09.2007
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
İİK’nun 333/a maddesine aykırılıktan sanık … hakkında vuku bulan şikayet üzerine, söz konusu suça ilişkin olarak iddianame ile dava açılmasının gerekeceğinden bahisle dosyanın gereği için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine dair, Ankara 15.İcra Mahkemesinin 27.02.2007 tarihli 2007/288-150 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin …Ağır Ceza Mahkemesinin 10.04.2007 tarihli ve 2007/101 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, sanığa isnat olunan suçun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 333/a maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 1.fıkrasında “….bu işlem ve eylemlerin başka bir suç oluşturmaması halinde, alacaklının şikayeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır” hükmünün yer aldığı, yine anılan Kanun’un 349.maddesinde muhakeme usulüne yer verilmiş olup, buna göre şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla icra mahkemesine yapılacağı, öte yandan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18.maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346/3.maddesindeki “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara, İcra Mahkemesince bakılır” hükmü karşısında, sanığa yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, icra mahkemesine verilecek dilekçe ile yargılamaya başlanacağı gözetilmeden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 Sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 31.07.2007 gün ve 40567 sayılı Kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 16.08.2007 gün ve 2007/167914 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, sanığa isnat edilen suç, 2004 sayılı İİK’nun 333/a.maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, “Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastıyla ticarî işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara soktukları takdirde, bu işlem ve eylemlerin başka bir suç oluşturmaması hâlinde, alacaklının şikâyeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.”
Birinci fıkradaki “Suç taksirle işlendiği takdirde, alacaklının şikâyeti üzerine, fail hakkında zararın ağırlığına göre ikibin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.”, yine anılan Kanun’un 349.maddesinde muhakeme usulüne yer verilmiş olup, buna göre şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla İcra Mahkemesine yapılacağı, öte yandan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18.maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346.maddesinin son fıkrasına göre de “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara İcra Mahkemesinde bakılır” hükümleri karşısında, sanığa yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, İcra Mahkemesince verilecek dilekçe ile yargılamaya başlanacağı hususu göz önüne alındığında, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle Ankara 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 10.04.2007 tarihli ve 2007/101 değişik iş sayılı kararının BOZULMASINA,
Sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.09.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.