Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/1068 E. 2007/910 K. 26.03.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1068
KARAR NO : 2007/910
KARAR TARİHİ : 26.03.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 146 ada 649 parsel sayılı 6334.23 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar … ve … adına tesbit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde taşınmazın murisi … …’a ait olduğu ve murisi adına tescili gerektiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parselin tespit gibi davalılar … ve … adına 1/2 hisseler oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın öncesinin davacı ile davalıların dedeleri olan … ile …’a ait iken ölümleri ile taşınmazı davalı tarafın kullandığı ve davalılara ait olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermek için yeterli bulunmamaktadır. Uyuşmazlık taşınmazın tarafların murislerine intikal edip etmediği ve kimden intikal ettiği, aralarında taksim edilip edilmediğine ilişkin olup, davacı taraf taşınmazın kök murisi …’dan oğlu murisleri … …’a intikal ettiğini iddia etmiş, davalı taraf ise taşınmazın kendi murisleri …’a ait olup ölümü ile kızı …’e taksimen intikal ettiği …’nin hibesi ile de çocukları olan kendilerine geçtiğini savunmuştur. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ile davacı tanıkları taşınmazın davacı murisi … ile kardeşi davalı murisi …’a ait olduğu, yarı yarıya kullandıklarını, …’ın ölümünden sonra damadının kullandığı, … ve …’un taşınmazı kuzey ve güney olmak üzere ikiye bölerek kullandıklarını, kuzey tarafını …’un güney tarafını …’un zilyet olduğu, davacının babasının ölümünden sonradan tamamını … mirasçılarının icara verdiğini, … mirasçısı … ile davalıların annesi … arasındaki taksimde …’ye kaldığını, arada önceden sınır taşı varken sonradan … mirasçısı ve davalıların dayısı … …’un sınırı bozduğunu, diğer mahalli bilirkişi, tespit bilirkişileri ve davalı tanıkları ise, taşınmazın öncesinin …’a ait olduğunu ondanda mirasçıları … … ile davalıların annesi … arasındaki taksimde …’ye kaldığını, davalılar …’de oturduklarından geldiklerinde anneleri … ve babaları … …’e yardım ederek birlikte kullandıklarını beyan etmişler, ancak muris …’ya da kimden nasıl kaldığını açıklamamışlardır. Mahkemece taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden intikal ettiği tam olarak araştırılmamış, kök muris …’ya kaldığını iddia eden davalı tarafa bu hususta delilleri sorulmamış, davacı tarafın 1.9.2003 tarihli tanık listesinde bildirdiği ve dinletmek istediği davalı murisi mirasçısı olan davalıların dayısı … … tanık olarak dinlenmemiştir. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle taraflardan iddia ve savunmalarıyla ilgili tüm delilleri sorulup celp edilmeli, özellikle davalı taraf kök muris …’a kaldığını iddia ettiğinden taksim ile ilgili delilleri sorulup bildirdiği deliller toplanmalı, daha önceki keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler, tüm tespit bilirkişileri davacı ve davalı tanıkları ile davacı tarafın bildirdiği ancak mahkemece dinlenmeyen … … taşınmaz başında hazır edilerek yeniden keşif yapılmalı, mahalli bilirkişi, tespit bilirkişileri ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden intikal ettiği, tarafların kök murisleri … evlatları … ile …’a intikal edip etmediği, etmiş ise aralarında taksim edilip edilmediği, kimin ne şekilde ve ne zamandan beri kullandığının olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalı, beyanlar arasında çelişki doğduğunda yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, taşınmazı davalı tarafın uzun süreli kullanımı üzerinde durulmalı, taksime dayanan davalı tarafın bu hususta bildirdiği deliller toplanmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 26.3.2007 gününde oy birliği ile karar verildi.