YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3522
KARAR NO : 2007/3405
KARAR TARİHİ : 01.10.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 115 ada 7 parsel sayılı 1142.37 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesinde …’ın kullanımında olduğu şerhi verilerek meradan açılması nedeniyle kerpiç ev ve bahçe vasfı ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin davacı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın zilyetlikle iktisap edilebilecek yerlerden olduğu, davacı ve babasının 20 yılı aşkın nizasız ve fasılasız zilyetliğinde bulunduğu, böylece 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.maddesinde öngörülen şartların gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz meradan açıldığı belirtilerek Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı taraf herhangi bir kayıt ve belgeye dayanmamış, miras yolu ile gelen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Uyuşmazlığın temeli taşınmazın kamu orta malı mera niteliğini taşıyıp taşımadığı ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen şartların davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediği konusundadır. İl Tarım Müdürlüğü’nün 26.6.2006 tarihli müzekkeresi ile taşınmazın bulunduğu köyde 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamında komisyonun mera tespit, tahdit ve tahsis çalışmalarının devam etmekte olduğu, bu nedenle mera tahsis kaydının bulunmadığı bildirildiğinden, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede kadastro tespit tarihinde kesinleşmiş bir mera tahsisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Meraya ilişkin uyuşmazlıklarda yerel bilirkişilerin komşu köyden ve davada yararı bulunmayan kişiler arasından seçilmesi, taraf tanıklarının da aynı yönteme uygun olarak belirlenmesi gerekir. Mahkemece taşınmazın tespit edildiği köyden mahalli bilirkişi ve tanık dinlenmek sureti ile hüküm kurulması doğru değildir. Ayrıca taşınmazı dıştan çevreleyen komşu parsellerin tutanak ve dayanağını oluşturan tüm belgelerin getirtilip uygulamada yararlanılması gerekirken bunun yapılmamış olması, aynı nedenle tespit edilip davalı olduğu anlaşılan komşu parseller ile ilgili davaların birleştirilmesi gerekip gerekmediğinin değerlendirilmemesi ve tutanağa aykırı sonuca varıldığı halde tespit bilirkişilerin dinlenmemiş olması da doğru değildir. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için;
öncelikle taşınmazı dıştan çevreleyen tüm komşu parsellerin onaylı tutanak suretleri ve dayanağı olan belgeler getirtilip dosyaya konulmalı, bundan sonra mahallinde yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız ve komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ile uzman fen ve ziraatçi bilirkişi ve tespit bilirkişilerinin tümü hazır olduğu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalıdır. Taşınmaz başında dinlenecek yansız bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, bilirkişi sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, özellikle arazinin öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yani kamu orta malı mera niteliğini taşıyıp taşımadığı araştırılmalı, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütunundaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, uzman ziraatçi bilirkişi aracılığı ile taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin baskın olduğu, ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerinde bir kayıt ve belge esas alınmadığı takdirde tutanakları içeriğinde vurgulanan maddi ve hukuki olgular ile aksi takdirde tespitlerine dayanak yapılan kayıt ve belgelerde nizalı parseller yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği yönü üzerinde durulmalı, aynı nedenle Hazine adına tespit edilip, davalı olduğu anlaşılan 115 ada 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 parsellerle ilgili davaların birleştirme hususu düşünülmeli, uzman bilirkişi fen memurundan, keşfi izlemeye elverişli, uzman ziraatçı bilirkişiden ise taşınmazın toprak yapısı, niteliği hususunda ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 1.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.