YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4169
KARAR NO : 2022/8169
KARAR TARİHİ : 22.11.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.05.2018 tarih ve 2015/1961 E. – 2018/445 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.03.2021 tarih ve 2021/180 E. – 2021/388 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, davacıdan 6 adet aracı filo sözleşmesi esasları dahilinde satın aldığını, filo satışı olması sebebiyle davalı tarafa, bu satışlar sebebiyle toplam 100.407,24 TL filo indirimi uyguladığını, davalı tarafın operasyonel leasing şirketi beyan ve taahhütlerine göre, araçların trafiğe tescil edilmeden ve tescil tarihinin üzerinden asgari altı ay geçmeden ve araç asgari 2.500 km yapmadan yeniden satılamayacağını, sözleşme ile taahhüt edilen bu şartlara uyulmadığı takdirde davalı tarafın, faydalanmış olduğu filo satış indirimlerini 1 ay içerisinde davacıya iade etmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, filo satış esaslarına uyulmadığını ve bu araçların tamamını tescil tarihinin üzerinden 6 ay geçmeden satıldığının tramer kayıtlarından anlaşıldığını, bunun üzerine 06.11.2015 tarihli ihtarname ile 100.407,24 TL tutarındaki filo satış indirim bedelinin en geç 1 ay içerisinde davacıya ödenmesi ihtar edildiğini, davalının bu ihtarnameye her hangi bir cevap vermediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutularak davalıya uygulanan 100.407,24 TL tutarındaki filo satış indirimlerinden, şimdilik bir araca ait indirim tutarı olan 16.734,54 TL’nin ihtar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir. Davacı vekili 19.03.2018 tarihinde dava değerini 100.407,24 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; sözleşmede davalı şirketin kaşe ve imzası bulunduğundan davalı şirkete bu hususta isticvap davetiyesi tebliğ edildiği, davalı şirket adına duruşmaya katılan olmadığı, böylece sözleşme altındaki imzanın davalı şirket yetkilisine ait sayıldığı, davalının, davacı firmadan, 6 adet aracı filo sözleşmesi esasları dahilinde satın aldığı, filo satışı olması sebebiyle davalı tarafa bu satışlar sebebiyle toplam 100.407,24 TL filo indirimi uyguladığı, davalı tarafın operasyonel leasing şirketi beyan ve taahhütlerine göre aracın, trafiğe tescil edilmeden ve tescil tarihinin üzerinden asgari altı ay geçmeden ve araç asgari 2.500 km yapmadan yeniden satılmayacağını, aksi halde davalı tarafın, faydalanmış olduğu filo satış indirimlerini 1 ay içerisinde davacıya iade etmeyi kabul ve taahhüt ettiği, sözleşme konusu araçların tramer kayıtları incelendiğinde, araçların tamamının tescil tarihinin üzerinden 6 ay geçmeden davalı tarafından satıldığının anlaşıldığı, davalının sözleşme esaslarına uymadığı ve sözleşme kapsamında uygulanan indirimi davalıya ödemek zorunda olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 16.734,54 TL’nin dava tarihi olan 15.12.2015 tarihinden itibaren 83.672,70 TL’nin ıslah tarihi olan 19.03.2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalıya yapılan tebligatların incelenmesinde, dava dilekçesinin davalının bilinen adresine tebliğ edilememesi üzerine ticaret sicil kayıtlarındaki adresi tespit edilerek, TK’nın 35. maddesine göre tebligat yapıldığı, davalının tebligat yapılamayan adresinin de ticaret sicil kaydındaki adres ile aynı olduğu, TK’nın 35/4. maddesi hükmü de dikkate alındığında, davalı şirkete yapılan tebligatın usulüne uygun olduğu, somut olayda, davacı tarafından davalıya 6 adet araç satışı yapılarak, toplam 100.407,24 TL filo indirimi uyguladığı, davalı şirketçe imzalanan ve imzası inkar edilmeyen taahhütnameye göre, araçların trafiğe tescil edilmeden, tescil tarihinin üzerinden asgari altı ay geçmeden ve araç asgari 2.500 km yapmadan yeniden satılmayacağının, aksi halde davalı tarafın faydalanmış olduğu filo satış indirimlerinin 1 ay içerisinde davacıya iade edileceğinin taahhüt edildiği, sözleşme konusu araçların getirtilen tescil kayıtlarından anlaşılacağı üzere, taahhütte öngörülen 6 aylık süre dolmadan araçların tamamının davalı tarafından satıldığının tespit edildiği, davalının faydalanmış olduğu toplan indirim tutarının da 100.407,24 TL olduğu, davalı tarafından, araçların satışının gerçek satış olmadığı, davacının satış hedeflerini tutturabilmek için davalıya satış yapılmış gibi gösterildiği, araçların davacıya iade edildiğini istinaf aşamasında ileri sürdüğü, bu hususta herhangi bir delil sunmadığı, HMK’nın 357. maddesi gereğince ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen bu iddia ve savunmanın istinaf aşamasında ileri sürülmesinin de mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 5.144,11 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 22/11/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde “Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı”,
492 sayılı Harçlar Yasası’nın 2. maddesinde “Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı”,
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde “Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı”,
1/e maddesinde “yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay’ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı”
2.a maddesinde de “1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında” maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen “istinaf başvurusunun esastan reddi” kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen “esas hakkında” karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki “esastan” ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası’nın 73/3 maddesindeki “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına” ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.