Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2005/12949 E. 2006/2556 K. 04.04.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/12949
KARAR NO : 2006/2556
KARAR TARİHİ : 04.04.2006

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden … vekili Avukat … ile aleyhine temyiz istenilen … vekili Avukat … geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 81 ada 16 parsel sayılı 7819.32 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve elatmanın önlenmesi davası davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli parselin davalı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı tapusunun taşınmaza uymadığı, davalı tapusunun taşınmazı kapsadığı kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de; toplanan delillerin değerlendirilmesi dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dava konusu taşınmazın tesbitten evvel açılan tapu iptali ve men’i müdahale davası nedeniyle tutanağının malik hanesi boş bırakılmıştır. Tesbit sırasında 11.1.1990 tarih 2 nolu davalı tapusu taşınmaza revizyon görmüş, davacı tapusundan ise söz edilmemiştir. Her iki tarafda kesin hükme, tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmaktadır. Bu durumda ihtilafın çözümü için öncelikle kesin hüküm iddia ve savunmasının somut olayda mevcut olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yanlar arasında cereyan eden birinci dava … tarafından …’e karşı 7.3.1957 tarihinde açılan men’i müdahale davası olup, … Şubat 1950 tarih 2 ve Nisan 1944 tarih 2 nolu tapu kayıtlarına dayanmış, davalı … … ise tapu kaydına değil satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmıştır. Yapılan yargılama sonunda; mahallinde yapılan 17.5.1967 günlü keşfe göre davacı tapusunun davalı yere uymadığı, tahmini 8 dönüm miktarındaki taşınmazın davalının 30-40 seneden beri zilyetliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen 1966/113 esas, 1970/237 sayılı ilam derecattan geçerek kesinleşmiştir. Belirtilen dosya kapsamına göre nizalı yerin dava konusu 81 ada 16 sayılı parsel olduğu kesin olarak anlaşılmaktadır. Davacı …, 1966/113-237 sayılı red kararının yargılamanın yenilenmesi yoluyla kaldırılması ve elatmanın önlenmesini 15.7.1983 tarihinde talep ve dava etmiş ise de; istemi 22.4.1986 tarih, 1983/356 esas, 1986/54 sayılı ilam ile red edilmiş ve kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir. Davacı tapusunun taşınmazı kapsamadığını davalı tarafın 20 yılı aşkın zilyet olduğunu tesbit eden bu hükümden sonra taşınmazın yarı payını Temmuz 1981 tarih 22 nolu tapu kaydı ile davacı …’den satın alan … …, tapu kaydındaki hudut ve miktar tashihini müteakip …’e karşı, aynı tapu kaydının gittisine dayanarak 27.6.1983 tarihinde men’i müdahale davası açmış, … de birinci davada olduğu gibi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve ayrıca birinci davada oluştuğunu iddia ettiği kesin hükme dayanmıştır. İkinci davada da davalı … …’in tapu kaydı celbedilmemiş, uygulanmamış ve değerlendirmede nazara alınmamış,
5.2.1988 tarihli keşifte sadece davacı tapusunun uyduğu, taşınmazın zilyetliğinin davalıda olduğu (önceki dosyanın da davacısı olan) …’nin oğlu … tarafından mahalli bilirkişi olarak ifade edilmiştir. Mahkemece 18.10.1988 tarih, 1983/348 esas, 1988/223 karar sayılı
ilam ile davacı tapusunun taşınmaza uyduğu, davalının dayandığı mahkeme ilamının ise bu yere ait olmadığı kabul edilerek teknik bilirkişinin krokisinde gösterilen 11620 metrekarelik yere davalının elatmasının önlenmesine karar verilmiş ve hüküm Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. İkinci davada (hatalı dahi olsa) ilk ilamın bu yere ait olmadığının kabul edilmiş olması karşısında red ile sonuçlanan men’i müdahale kararının kesin hüküm niteliği taşıdığı artık kabul edilemez. İkinci davada verilen hüküm ise; … ve O’ndan satın alan davacı yönünden iş bu kadastro davasında kesin hüküm değeri taşımaz. Şöyleki; kesin hükme bağlanmış bir davadan sonra aynı konuda ve aynı taraflar arasında açılan ikinci davanın kesin hükümden dolayı reddedilebilmesi için eski dava ile yeni davanın sebebinin aynı olması gerekir. Somut olayda tartışılabilecek husus davalı … …’in kaybettiği men’i müdahale davasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve kesin hükme dayandıktan sonra iş bu davada O’nun halefi olan davacı …’ın tapu kaydına dayanmasının ayrı bir dava sebebi oluşturup oluşturmayacağı diğer bir ifadeyle men’i müdahale davasında zilyetliğe dayanmış olan davalının iş bu davada tapu kaydına dayanıp dayanamayacağıdır. Doktrinde kabul edilen baskın görüşe göre eğer birinci davada ileri sürülmeyen vakıa aynı taraflar arasında ve aynı konuda açılan ikinci davanın “yalnız başına” dava sebebini oluşturabilecek nitelikte ise birinci davada dayanılan vakıadan (birinci davanın sebebinden) bağımsızdır. Bu durumda ilk davada verilen hüküm 2. dava yönünden kesin hüküm oluşturamaz. Zilyedlik ve tapu kaydı bağımsız ve ayrı dava sebepleridir. …, kabulle sonuçlanan davada sadece zilyetliğe ve kesin hükme dayanmış olup tapu kaydına dayanmamıştır. Men’i müdahale davasının niteliği gereği …’i tapu kaydına dayanmaya mecbur bırakacak yada sonradan tapuya dayanmayı önleyecek bir hukuki düzenleme mevcut değildir. Bu nedenle iki davanın dava sebepleri değişik olup, kabulle sonuçlanan men’i müdahale davasında verilen hüküm davalı … … yönünden kadastro davasında kesin hüküm teşkil etmez. Sonuç olarak inceleme konusu dosyalarda red ile sonuçlanan men’i müdahale davası bilahare kabulle sonuçlanan men’i müdahale davasında nazara alındığı için kesin hüküm oluşturmaz, kabulle sonuçlandırılan men’i müdahale davası da … tarafından tapu kaydına dayanılmamış olduğu için kadastro davası yönünden kesin hüküm oluşturmaz. Açıklanan hukuki durumda ihtilafın kesinleşen ilamlara göre değil tapu kayıtlarına değer verilerek çözümlenmesi gerekir. Taraflar Boşnak oğlu kerimesinden intikalen gelmekte olan beşer dönüm miktarındaki Temmuz 1289 tarih, 216 ve 218 nolu aynı köy ve mevkiye ilişkin tapu kayıtlarına dayanmaktadırlar. Kayıtların edinme tarihleri ve intikalleri nazara alındıklarında hukuki değerlerini korudukları anlaşılmaktadır. Davacı …’ın dayandığı Şubat 1990 tarih 37 nolu tapu kaydındaki payı 1/2 olup, hissesine kayıt miktarının yarısı kadar yer düşmektedir. Davalı tapusu incelendiğinde Ardeşen Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.4.1983 tarih, 1981/259 esas, 1983/42 sayılı kararı ile miktarının 13080 metrekareye çıkartıldığı anlaşılmakta ise de; belirtilen ilamda … taraf olmadığından davalı tapusunun miktar artışının davacıyı bağlamayacağının kabulü gerekir. Her iki taraf tapusunun hudutları incelendiğinde tapu kayıtlarının aynı kökten gelen müstakil tapular oldukları ve birbirlerini hudut okumak suretiyle aynı taşınmazın farklı bölümlerine ilişkin oldukları anlaşılmaktadır. Tüm dosya kapsamı nazara alındığında zilyetliğin davacı tarafta olduğu, davalı tarafın ayrıca korunmayı gerektirir bir zilyetliğinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; Mahkemece yapılacak iş; tapu kayıtları kapsamını miktarlarına değer vererek zeminde tayin etmek üzere mahalli bilirkişi huzuruyla ve teknik bilirkişi yardımıyla mahallinde keşif yaparak taşınmazın 4595 metrekarelik bölümünü davalı tarafa bırakacak geri kalan bölümü ise davacı … adına tescile karar verebilecek şekilde kroki tanzim ettirmekten ibarettir. Davacı tarafın temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulüyle hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 450.00 YTL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine 4.4.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.