Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/3686 E. 2007/3949 K. 24.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3686
KARAR NO : 2007/3949
KARAR TARİHİ : 24.10.2007

MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ

Alacaklısını zarara sokmak kastıyla mevcudunu eksiltmek suçundan şüpheli … hakkında yapılan yargılama sonucunda anılan maddedeki yaptırımın hapis cezası olması sebebiyle C.Başsavcılığınca soruşturma yapılması ve davanın ancak iddianame ile açılması gerektiğinden bahisle, iddialarla ilgili soruşturma yapılarak dava açılıp açılmaması hususunda gereğinin takdir ve ifası için İstanbul C.Başsavcılığına gönderilmesine dair, İstanbul 8.İcra Mahkemesinin 17.07.2006 tarihli ve 2005/5118 esas, 2006/3253 sayılı kararını müteakip, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07.09.2006 tarihli ve 2006/36947 soruşturma, 2006/9572 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karara karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına, soruşturmanın sonucuna göre gerekiyorsa şüpheli hakkında İcra ve İflas Kanunu’na muhalefette bulunmak suçundan kamu davası açılmasına ilişkin Beyoğlu 2.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 09.11.2006 tarihli ve 2006/748 müteferrik sayılı kararı kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre; 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun, 346. maddesinin son fıkrasınaki “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara İcra Mahkemesinde bakılır” ve aynı Kanun’un “Muhakeme Usulü” başlıklı 349/1. maddesinde, muhakeme usulüne yer verilmiş olup, buna göre, şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla icra mahkemesine yapılacağı, hükümleri uyarınca anılan kanunda yer alan suçlarla ilgili kovuşturmanın doğrudan icra mahkemesine yapılacak şikayetler üzerin yapılması gerektiği, kaldı ki anılan Kanun’un 331.maddesinde alacaklının şikayeti arandığı gibi bu maddede düzenlenen suç yönünden farklı bir muhakeme usulü öngörülmediği gözetilmeden itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemekle, kararın 5271 Sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 22.06.2007 gün ve 33239 sayılı Kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 09.08.2007 gün ve K.Y.B.2007/143347 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Sanığa isnat edilen suç, 2004 sayılı İİK’nun 331.maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 6.fıkrasında “bu suçlar alacaklının şikayeti üzerine takip olunur” yine anılan Kanun’un 349.maddesinde muhakeme usulüne yer verilmiş olup, buna göre şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla İcra Mahkemesine yapılacağı, öte yandan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18.maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346.maddesinin son fıkrasına göre de “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara İcra Mahkemesinde bakılır” hükümleri karşısında, sanığa yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, İcra Mahkemesince verilecek dilekçe ile veya şifahi beyanla yargılamaya başlanacağı hususu gözönüne alındığında, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle Beyoğlu 2.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 09.11.2006 tarihli ve 2006/748 müteferrik sayılı kararının BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.10.2007 gününde oybirliğiile karar verildi.