Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/6315 E. 2022/6643 K. 12.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6315
KARAR NO : 2022/6643
KARAR TARİHİ : 12.10.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki davadan dolayı Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 06/09/2019 tarihli ve 2018/92 Esas – 2019/253 Karar sayılı hükmün bozulmasına ilişkin olan Dairenin 07/09/2021 tarihli ve 2020/245 Esas – 2021/3817 Karar sayılı kararının düzeltilmesi süresinde davacılar vekili, davalılar … ve … vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacılar …, …, … ve …, mirasbırakan babaları …’in dava konusu …. parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payını mirastan mal kaçırmak amacıyla 1958 yılında oğulları … ve …’a yarı yarıya satış yoluyla temlik ettiğini ileri sürerek miras payları oranında tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemişler; davacılardan …’nin yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları davaya katılmışlardır.
Davalılar, mirasbırakanın ölen oğulları … ve …’ın mirasçıları olduklarını, temliki işlemde muvazaa bulunmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlar; davalılardan…’ın yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
Muvazaa iddiasının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın taraflarca temyizi üzerine Dairenin 10.01.2017 tarihli ve 2012/13173 Esas, 2017/140 Karar sayılı kararı ile “…Öncelikle davaya konu taşınmazın kadastro tespit tutanağı ile kadastro tespitine esas alınan dayanak tapu kayıtlarının tüm tedavülleriyle birlikte Tapu Müdürlüğünden getirtilmesi, temliki işlemin bu kayıtlar üzerinden denetlenmesi; diğer taraftan, tarafların delillerinin eksiksiz toplanması ve yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik araştırma ile yetinilip yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir. Kabule göre de, vekalet ücreti hesaplanırken harcı tamamlanmış dava değerinin esas alınması yerine, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplama yapılması doğru değildir.”gerekçesiyle karar bozulmuş, Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı … mirasçıları ile davalı… mirasçılarının davacı ve davalı sıfatlarının birleştiği gerekçesiyle bunlar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacıların diğer davalılar aleyhine açtıkları dava bakımından ise iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 07.09.2021 tarihli ve 2020/245 Esas, 2021/3817 Karar sayılı kararı ile “Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hükmüne uyulan bozma kararı uyarınca inceleme yapıldığının anlaşılmasına göre ve özellikle muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gözetilmek suretiyle davacıların, davalılar…, …, … dışındaki diğer davalılara yönelik açtıkları davanın yazılı şekilde reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine. Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Davacı …’ın davalılar…, … ve …’a karşı yönelttiği dava bakımından; adı geçen davalıların aynı zamanda davacı …’ın mirasçıları oldukları gözetildiğinde davacı ve davalı sıfatlarının birleştiği kuşkusuzdur. O halde, …, …, … ve … yönünden davacı ve davalı sıfatlarının birleştiği gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi doğrudur. Ne var ki; davacı …’ın, … dışındaki diğer çocukları ve mirasçıları olan …, …, …, … ve … bakımından davacı ve davalı sıfatlarının birleştiğinden söz edilemez. Hal böyle olunca; davacı ve davalı sıfatı birleşmeyen … mirasçıları …, …, …, … ve … yönünden işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile adı geçenler hakkında da davacı ve davalı sıfatlarının birleştiğinden bahisle karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma kararına karşı davacılar vekili, davalı … ve … vekili karar düzeltme yolunu başvurmuştur.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden;
1- Muris … oğlu …’in 1899 doğumlu olup 09.01.1988’de öldüğü ve geride mirasçıları olarak davacı kızları …, …, … ve … ile 17.02.2008 tarihinde ölen oğlu …’ın mirasçıları ve mirasbırakandan önce 08.02.1959 tarihinde ölen oğlu …’in mirasçılarının kaldığı;
2- Davaya konu … parsel (53000 m2 tarla) sayılı taşınmazın 29.04.1957 tarihinde yapılan kadastro tespitinde, tapu kaydına dayalı olarak yarı yarıya … oğlu …(muris) ve … oğlu … adlarına tespit edildiği; sonrasında tespit tutanağının mülkiyet sütununa “… hissesi 28.1.1958 tarih ve 66 ve 67-68-69 no.lu kayıtlarla tarlanın yarısı 2 hisse itibar edilerek 1/2 hissesi … oğlu … ve 1/2 hissesi … oğlu … üzerlerine münakale görmüştür” açıklamasının düşüldüğü ve taşınmazın 1/2 payının 2/8’er olarak … ve … adlarına, 4/8 payının da … oğlu … adına yazıldığı, bu şekilde oluşan tespitin 21.03.1958 tarihinde kesinleştiği;
3- Tapu senedi fotokopisinde ve bozma üzerine getirtilen 28.1.1958 tarih 66, 67, 68, 69 sıra no.lu kayıtlada “… oğlu …’in şayian uhdesinde iken bu kerre nısıf hissesini iki hisse itibar ederek üç parça tarla bedeli meyanında (4000) liraya satmıştır.” ibaresinin bulunduğu;
4- Davacılardan …’nin yargılama sırasında 19.05.2016 tarihinde ölümü üzerine dahili davacı çocukları …, …, …, …, … ile davalı oğlu…’ın mirasçı kaldıkları; …’in 1981 yılında ölen kızı … … ile evli olan davalı…’ın dava konusu taşınmazda paydaş oldukları, yine aynı şekilde davalı… ile ölen eşi … …’ın müşterek çocukları olan davalılar … ve …’ın da dava konusu taşınmazda paydaş oldukları, davalı…’ın yargılama sırasında 30.07.2018 tarihinde ölümü üzerine son eşi … ve bu eşten olma kızı … ile önceki eşi …’den olma çocukları davalılar … ve …’ın mirasçı kaldıkları anlaşılmaktadır.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hükmüne uyulan bozma kararı uyarınca inceleme yapıldığının anlaşılmasına ve özellikle muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gözetilmek suretiyle davacıların, davalı… mirasçıları olan davalılar dışındaki diğer davalılara yönelik açtıkları davanın yazılı şekilde reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacıların ve davalı … ile …’un aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan karar düzeltme taleplerinin reddine.
Tarafların diğer karar düzeltme itirazlarına gelince;
Somut olayda, eldeki davanın …, …, … ve … olmak üzere toplam 4 davacı tarafından 2008 yılında ölen … mirasçıları ile 1959 yılında ölen … mirasçılarına karşı açıldığı, … mirasçılarından …’in 1981 yılında öldüğü, … mirasçılarının davalı oğulları … ve … ile davalı eşi… olduğu, …’ın aynı zamanda davacı …’nin oğlu olduğu, …’nin dava devam ederken 2016 yılında ölümü, …’in de 2018 yılında ölümü üzerine sadece… mirasçıları olan davalı …, …, … ve … hakkında, yine sadece davacı … yönünden davacı ve davalı sıfatlarının birleştiği, diğer bir deyişle… mirasçılarının davalı sıfatının davacı …, … ve … yönünden devam ettiği görülmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki, davacı …’ın, … dışındaki diğer çocukları ve mirasçıları olan …, …, …, … ve … bakımından davacı ve davalı sıfatlarının birleştiğinden söz edilemez. Ayrıca, davacı …, … ve … yönünden… mirasçılarına yönelik talepler hakkında da bir karar verilmesi gerekmektedir.
Hal böyle olunca; davacı konumunda olan … mirasçıları …, …, …, … ve … yönünden ve davacı …, … ve …’nin davalı… mirasçılarına yönelik talepleri yönünden işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şeklinde karar verilmesi doğru değildir.
Anılan husus karar düzeltme isteği üzerine yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından, davacılar vekilinin, davalı … ve … vekilinin bu yöne değinen karar düzeltme isteğinin 6100 sayılı HMK’nın geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 440 ıncı maddesi gereğince kabulüne, Dairenin 07.09.2021 tarihli ve 2020/245 Esas, 2021/3817 Karar sayılı onama kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve Yerel Mahkemenin 06.09.2019 tarihli ve 2018/92 Esas, 2021/3817 Karar sayılı kararının yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı Yasa’nın geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, 07.09.2021 tarihinde yapılan duruşma için 24.11.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davacılar ve birleştirilen davada davacılar vekili için 3.050,00TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen davalılar ve dahili davalılardan alınmasına, alınan peşin temyiz harcının ve karar düzeltme harçlarının yatıranlara geri verilmesine, 12.10.2022 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.