Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2006/3827 E. 2006/4416 K. 12.06.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3827
KARAR NO : 2006/4416
KARAR TARİHİ : 12.06.2006

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden … dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 104 ada 10, 105 ada 29.30, 106 ada 10, 110 ada 2 ve 7 parsel sayılı, muhtelif yüzölçümündeki taşınmazlardan 110 ada 2 ve 7 parseller irsen ve taksimen intikal ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 2 parsel … …, 7 parsel … … adına, 104 ada 10 parsel satın alma, vergi kaydı ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeniyle … … adına, 105 ada 29 ve 30 parseller irsen intikal, ifraz, taksim ve satış nedeniyle 29 parsel … …, 30 parsel, … … adına, 106 ada 10 parsel ise irsen intikal, taksim, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içerisinde taşınmazların … muris … …’dan intikal ettiği ve taksim edilmediği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının davasının kabulü ile çekişme konusu 110 ada 2, 7, 106 ada 10, 105 ada 29, 30, 104 ada 10 parsellerin muris … …’ın mirasçıları adına miras payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … … vekili, davalılar … …, … … ve … … tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, çekişmeli taşınmazların ortak miras bırakan … …’a ait iken ölümü ile mirasçılarına intikal ettiği ve tüm mirasçılarının katılımı ile gerçekleştirilmiş bir taksimin bulunmadığı, mahallinde yapılan keşif, uygulama yerel bilirkişi tanık anlatımı ve uzman bilirkişi tarafından düzenlenen kroki ve raporla belirlendiğine göre davalıların diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak davacı 5.12.1996 tarihli dilekçesi ile tesbitlerin kendi payı oranında iptalini talep etmiş, yargılama boyuncada bu talebini yenilemiştir. Olayda 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/2.maddesinin uygulama imkanı bulunmadığına göre davaya konu taşınmazların tesbiti davacının payı oranında iptal edilip bu payın davacı adına tesciline karar verilip, geri kalan payların davalılar üzerinde bırakılması gerekir. Mahkemece davacının talebi aşılarak hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, yasal bir engel olmamasına rağmen kadastro tesbitinden önce davalı tarafça meydana getirildiği anlaşılan 110 ada 2 ve 7 nolu parseller üzerindeki muhtesatın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 19.maddesindeki ilkeler doğrultusunda kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar
verilmemesi de usul ve yasaya aykırı, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.06.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.