Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/17642 E. 2023/932 K. 13.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/17642
KARAR NO : 2023/932
KARAR TARİHİ : 13.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.11.2013 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 5271 sayılı
Kanun’un 325 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Sakarya 1. Sulh Ceza Mahkemesinin, 08.05.2014 tarihli ve 2013/971 Esas, 2014/465 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uygulanarak tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiş, 04.06.2014 tarihinde kesinleşmiştir.
C. Sanığın denetim yükümlülüklerine uymadığının bildirilmesi ile yapılan yargılamada Sakarya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2015 tarihli, 2014/401 Esas, 2015/30 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5560 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezası ile hak yoksunluğunun, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası ve sekizinci fıkrası uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 16.02.2015 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.
D. Sanığın denetim süresi içinde 15.03.2015 tarihinde işlediği trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan Sakarya 5. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 23.10.2015 tarihli ve 2015/318 Esas, 2015/768 Karar sayılı mahkûmiyet kararının ihbar olunması üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Sakarya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.12.2015 tarihli ve 2015/785 Esas, 2015/1035 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hüküm açıklanarak, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun’la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri;
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi veya ertelenmesine karar verilmediği ve
bu durumun gerekçeli kararda tartışılmadığına,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Kolluk görevlilerince sanık ve temyiz dışı sanık …’in …. mahallesinde …. plaka sayılı araç içerisinde şüpheli hareketler yaptıkları görülmesi üzerine, yanlarına gidildiği ve …’in kucağında bir kağıt ve elinde bir adet kırılmış sigara ile sigara sarmak için kullanılan çarşaf diye tabir edilen kağıt görüldüğü, bunun üzerine kendilerine saracakları esrar maddesi sorulduğunda, sanığın sağ arka cebinden daralı ağırlığı 2,92 gram esrar olduğu tahmin edilen maddeyi çıkararak teslim ettiği, maddenin 17.08.2013 tarihli rapor ile esrar ihtiva ettiğinin tespit edildiği, böylece sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği sanığın denetim yükümlülüklerine uymaması ile hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanığın denetim süresi içinde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu işlediği gerekçesiyle hüküm açıklanarak mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
A. Sakarya Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün çağrı yazısının sanığın bildirdiği adresten iade olarak döndüğü, sonrasında sanığın MERNİS adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesine göre tebliğe çıkarılması gerekirken bu adrese 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında; 08.05.2014 tarihli ve 2013/971 Esas, 2014/465 Karar sayılı tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazının devamına karar vermek gerektiği gözetilmeyerek, mahkûmiyet kararı verilmesi;
B. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun’un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un Geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı
bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Sakarya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.12.2015 tarihli ve 2015/785 Esas, 2015/1035 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2023 tarihinde karar verildi.