Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2006/5463 E. 2006/7211 K. 16.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5463
KARAR NO : 2006/7211
KARAR TARİHİ : 16.11.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 15, 53, 56 ve 103 parsel sayılı 1400, 7300, 9400 ve 11100 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle hisseleri oranında … ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacılar … ve müşterekleri, tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dosyaları ayrılan 33 adet parselle birlikte dava açmışlardır. Mahkemece ayırma kararı sonrası yapılan yargılama sonunda; çekişmeli taşınmazların daha önce verilen karar ile mer’a olarak sınırlandırılmasına ve bu kararın kesinleşmesi nedeniyle yeniden karar verilmesine yer olmadığına,karar verilmiş; hüküm, davalılar …, …, ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli 15, 53, 56 ve 103 parsel sayılı taşınmazlar hakkında verilen mer’a olarak sınırlandırılmalarına şeklindeki önceki kararın kesinleşmiş olması nedeniyle yeniden karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmuş ise de; verilen karar dosya içeriğine uygun bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazlar ile 33 adet taşınmaz tapu kaydı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar … ve müşterekleri adına tespit edilmiş, itirazları Kadastro Komisyonunda reddedilen davacılar … ve müşterekleri vekili, çekişmeli taşınmazların kök muris … Ağa mirasçıları adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemenin 15.10.1982 tarihli ilk kararı ile çekişmeli bu taşınmazların mer’a olarak sınırlandırılmalarına, çekişmeli diğer taşınmazların kabul ve redde göre ilgili taraflar adlarına tesciline karar verilmiş; kararın bir kısım davalılar tarafından temyizi üzerine, 7.Hukuk Dairesinin 5.3.1986 tarihli kararı ile diğer yönler o aşamada inceleme konusu yapılmaksızın mirasçılar arası pay ilişkisi, davanın kapsamı ve komisyon kararının eksik tebliğinin tamamlanması nedeniyle karar bozulmuştur. Bozma sonrası süren yargılama sırasında, 12.12.1989 tarihli oturumda önce çekişmeli 15, 53, 56 ve 103 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili davaların ayrılmasına karar verildikten sonra, diğer taşınmazlar hakkında esastan hüküm kurulmuştur. Bu kararında bazı davalılar tarafından temyizi üzerine Dairemizin 16.7.1991 tarihli kararı ile diğer taşınmazlarla ilgili hükümler bozulmuş, çekişmeli 15, 53, 56 ve 103 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hüküm “önceki bozma kararı kapsamında yer almamakla mer’a olarak sınırlandırılmalarına karar verilen 15, 53, 56 ve 103 parsellerle ilgili hüküm
kurulmaması usule aykırı bulunmamıştır” şeklinde değerlendirilmiştir. Ayırma kararı uyarınca yargılamaya Mahkemenin bu esasında devam edilmiş ve 29.3.2005 tarihli karar ile, çekişmeli taşınmazlarla ilgili 15.10.1982 tarihli kararın 7.Hukuk Dairesinin 5.3.1986 tarihli bozma kararına konu edilmediği ve Dairemizin 16.6.1991 tarihli kararı ile de kesinleştiklerinin kabul edildiği gerekçeleri ile dava konusu parseller hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Yukarıda özetlenen yargılama aşamalarına göre davaya konu 15, 53, 56 ve 103 parsel sayılı taşınmazlar hakkında kesinleşmiş bir hükümden söz edilemeyeceği gibi, bu taşınmazların mer’a olarak sınarlandırılmalarına şeklindeki kararı kesinleştiğine ilişkin Dairemizin 16.7.1991 tarihli kararındaki açıklama da maddi hatadan kaynaklanmaktadır.
Çekişmeli taşınmazlar açıklanan nedenlerle, davalı şahıslar adına tespit edilmişler, davacı şahıslar tarafından miras ilişkisinden kaynaklanan haklara dayanılarak dava açılmıştır. Hazine veya … Köyü Tüzel Kişiliği tarafından mer’a iddiası ile açılmış bir dava bulunmadığı gibi 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/2.maddesi uyarınca gerçek malik araştırmasını gerektiren bir durum da söz konusu değildir. Şu hale göre uyuşmazlığın gerçek şahıslar arasındaki ilişki gözetilerek çözülmesi zorunludur. Hükmü temyiz eden davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olup kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 16.11.2006 gününde oy birliği ile karar verildi.