YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3803
KARAR NO : 2009/259
KARAR TARİHİ : 29.01.2009
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesiyle, davalılardan …’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle yaptıkları icra takibi sırasında borcunu karşılayacak haczi kabil malının bulunmadığını; ancak, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kendisine ait taşınmazları diğer davalı … …’e düşük bir bedelle sattığını öne sürerek, yapılan tasarrufun iptali ve taşınmaz üzerinde cebri icra yapma yetkisi tanınmasını talep etmiştir.
Davalılardan …, taşınmazları piyasaya olan borçlarını ödemek için gerçekten sattığını, kötü niyetinin bulunmadığını, ayrıca aynı taşınmazlarla ilgili olarak aynı nedenlerle açılan başka davaların da bulunduğunu ve dosyanın bu davalarla birleştirilmesini, davanın reddini savunmuş, diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, dava konusu edilen taşınmazın tapudaki satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunmaması ve davacı tarafından davalıların kötü niyetli olduklarının kanıtlanamaması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tasarrufa konu taşınmazların tapudaki satış bedelinin toplam 40.000.00 YTL. olarak gösterilmesine karşın, tasarruf tarihindeki gerçek değerlerinin 39.975.00 YTL. olduğunun bilirkişi raporunda açıkça vurgulanmasına, İİK’nun 278/2. fıkrasında aktin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitlerin bağışlama hükmünde sayılacağının ve iptale tabi olduğunun öngörülmesine, devamlılık arz eden yargısal uygulamalara göre, taşınmazın tapudaki satış değeri ile gerçek değeri arasında bir misli ve daha fazla farkın fahiş olarak kabulünün gerekmesine, İİK’nun 280. maddesinde belirtildiği gibi davalıların kötü niyetli olduklarını kanıtlama yükümlülüğünün davacı tarafta bulunduğu halde davalıların kötü niyetli olduğunu kanıtlayacak delil bildirmemesine ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 1.60 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 29.01.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.