YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2196
KARAR NO : 2007/2277
KARAR TARİHİ : 14.06.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Tapulama sırasında 38 ve 39 parsel sayılı 10000 ve 6500 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar davalıların bayiileri adına tespit ve tescil edilmiş; 38 parsel sayılı taşınmaz 11.8.1973 tarihli hibe ile davalılar … ve …, 39 parsel sayılı taşınmaz 17.12.1975 ve 13.12.2002 tarihli satışlarla davalılar … ve … adına tescil edilmiştir. Davacılar … ve müşterekleri, (dava konusu taşınmazlara bitişik 33 parsel sayılı taşınmazın malikleri) vekili, 15.12.2003 tarihli dava dilekçesi ile tapulama sırasında yapılan hata nedeniyle sınırlarda kayma olduğunu, Genel Müdürlükteki orijinal ham pafta ile Kadastro Müdürlüğündeki pafta arasında farklılıklar oluştuğunu, 39 parselle ilgili bazı hataların mahkeme kararları ile düzeltildiğini, durumdan haberdar olan bazı parsel maliklerinin taşınmazlar arasındaki kadim sınırları değiştirdiğini bildirerek dava konusu 38 ve 39 parsel tapu kayıtlarının kısmen iptali ile davacılara ait 33 parsele eklenmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, mahallinde yapılan keşifler sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporlarına göre davacılar ve davalılara ait taşınmazların ortak sınırında herhangi bir kayma bulunmadığından açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir. Çekişmeli taşınmazlarla ilgili tespitlerin 1967 yılında yapıldığı, dava konusu 38 parsel tutanağının 4.5.1968 tarihinden, 39 parsel tutanağının ise 17.12.1975 tarihinden önce kesinleştiği dosyada mevcut tutanak örnekleri ve tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır. Davacılar 5.12.2003 tarihli dilekçe ile dava açmışlardır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesine göre tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Tespit tarihinde yürürlükte olan 766 sayılı Tapulama Kanunu’nun 31/2. maddesine göre de bu sicillerde belirtilen haklara tescilleri tarihinden itibaren on sene geçtikten sonra, tapulamaya tekaddüm eden sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Bu süreler, hak düşürücü süreler olup mahkemelerce re’sen gözetilmesi gerekir. Mahkemece, bu nedenlerle davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz isede sonucu itibariyle doğru kararın ONANMASINA, 14.6.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.