YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3140
KARAR NO : 2022/8331
KARAR TARİHİ : 24.11.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02.03.2018 tarih ve 2015/654 E- 2018/256 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-esastan kabulüne dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nce verilen 19.11.2020 tarih ve 2018/1177 E- 2020/1296 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.11.2022 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacı vekili Av. … ile asıl ve birleşen davada davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili; dava konusu Akbank … Şubesi’ne ait Z3879176 seri numaralı müvekkiline ait çek yaprağının, müvekkiline ait akaryakıt satış istasyonunda çalıştığı ve müvekkili tarafından verilen vekaletname ile bu istasyonun birtakım işlerini gördüğü yıllarda davalı oğlu olan …’in eline geçtiğini, bu çekin 27.05.2015 tarih ve 2.700.000,00 TL olarak doldurduğunu ve bankaya ibraz edildiğini, müvekkilinin davalıya dava konusu çek nedeniyle ya da başkaca herhangi bir nedenle borcunun bulunmadığını, davalının … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/59 Esas sayılı dosyasında davayı kabul ettiğini ve kızı … lehine yaptığı vasiyetname nedeniyle müvekkiline husumet beslediğini, davalının, evinde kalmış imzalı ancak bunun dışında hiçbir zorunlu yasal unsuru taşımayan üzeri boş çekleri tahrifat yaparak doldurup müvekkili aleyhinde takibe koyduğunu belirterek, müvekkilinin dava konusu 27.05.2015 tarihli 2.700.000,00 TL bedelli çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, müvekkili yararına alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/831 Esas ve 2015/658 Karar sayılı davasında davacı dava dilekçesi ile özetle; davalının elinde bulunan Akbank … Şubesi’ne ait …, …, …, … numaralı 33 adet çekler ile İş Bankası … Şubesi’ne ait …, … ve… numaralı 9 adet çeklerin üzerilerinin fahiş rakamlarla doldurulması ihtimali ile, bu çeklerin müvekkiline iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının mal kaçırma faaliyetinde olduğunu, İzmir 28. İcra Müdürlüğü’nün 2015/8230 sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, asıl ve İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/831-658 E.K. sayılı dava dosyası aradaki fiili ve hukuki bağlantı nedeniyle birleşen davanın, bedelsizlik hukuki sebebine dayalı menfi tespit davası olduğu, taraf vekillerinin delil olarak banka kayıtlarına, davacı tarafın borcunun ödenmesine ilişkin belgelere, makbuzlara, … 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/59 Esas sayılı dosyasına, defterlere, tanık deliline dayandığı, tanıkların dinlendiği, somut olayda; tarafların baba-oğul olduğu, dava konusu 27.05.2015 tarihli ve 2.700.000,00 TL bedelli senetteki imzanın davacıya ait olduğu konusunda uyuşmazlık olmadığı, asıl davada ve birleşen davada davacı vekili dava konusu senedin rıza dışı elden çıktığını ve anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu ileri sürdüğü, bu iddianın yazılı delillerle ispatı gerektiği halde yazılı bir delil sunulmadığı, senedi boş olarak imzalayan davacının, sonucunu öngördüğünün ve peşinen kabul etmiş sayıldığının kabulü gerektiği, diğer yandan; tarafların gösterdikleri tanıklar dinlenmiş ise de; baba-oğul olan taraflar arasında davamızın konusu olan senet düzenlenmiş olmakla artık HMK’nın 203. maddesi gereğince tanık dinletme olanağı bulunmadığı, kaldı ki dinlenen tanık anlatımlarına göre de asıl davanın konusu senedin davacı tarafından, sahibi olduğu benzin istasyonundan kaynaklanan borçlarını ödeyen davalıya bunun karşılığı olarak verildiği, senedin bedelsiz olmadığı, davacı tarafın iddialarını yazılı delillerle ispatlayamadığı, yemin deliline de dayanmadığı gerekçesi ile, ispatlanamayan asıl davanın reddine, birleşen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/831 Esas ve 2015/658 Karar sayılı davasına gelince; davacı tarafça bu davanın konusu edilen çeklerle ilgili dava değeri belirtilmediği ve harç yatırılmadığından birleşen davanın HMK’nın 150/5. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiş; karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, asıl davada dava konusu çekte davacının borçlu/keşideci, davalının lehtar olduğu, davacının vekaletname ile işleri yürüttüğü sırada davalıya verdiği çeklerin doldurulduğu ve bedelsiz olduğunu iddia ettiği, diğer taraftan davalının davacının ödenen borçları karşılığı bu çekin alındığını savunduğu, mahkemece açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verildiği, senede karşı ileri sürülen her iddianın, bu bağlamda çekin anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve bedelsiz olduğu iddiasının HMK’nın 200. maddesine göre yazılı delille ispatının gerektiği, eldeki davada davacının iddiasını usulüne uygun delillerle ispat edemediği, bu halde davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı; birleşen davada ise, davacı boş olarak, ancak imzalı elinden çıkan çeklerin fahiş bedeller yazılarak işleme konulması ihtimali ile iadesi için açtığı davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini ve kararın kaldırılması gerektiğini istinaf konusu yapmış ise de, davacının çeklerin keşidecisi olduğu, keşidecinin boş çek yapraklarının kaybettiği iddiası ile iade veya iptal davası açamayacağı gibi, nitekim boş çek yapraklarının TTK m. 780 uyarınca çekin zorunlu unsurlarını taşımadığından, çek ve dolayısıyla kıymetli evrak niteliğinde de olmadığı, o halde, davacının açtığı davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiği halde, dava değerinin belirtilmesi ve harcın ikmali için süre verilerek reddinin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl davanın 1-b-1 esastan reddine ve birleşen davanın kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılarak, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
(1) İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince birleşen davada esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesince verilen birleşen davada verilen kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
(2) Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada verilen karara yönelik davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
(3) Dava, baba tarafından oğula karşı açılan çeke dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Yargılamanın devamı sırasında davacının ölmesi ile geriye yasal mirasçısı olarak oğlu davalı … ve kızı … kalmıştır. Bu durumda, davalı … bakımından uyuşmazlık konusu senet tutarının yarısı oranında alacaklı borçlu sıfatı birleştiğinden, bu miktarı yönünden karar verilmesine yer olmadığına, bakiyesi için ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün temyiz davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen birleşen davaya ilişkin kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada verilen karara yönelik davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davalıdan alınarak davacıya verilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin ise birleşen davada davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden birleşen davaya yönelik-birleşen davada davacıdan alınmasına, 24.10.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.