Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/10831 E. 2009/9995 K. 29.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10831
KARAR NO : 2009/9995
KARAR TARİHİ : 29.06.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, işlemiş faiz alacağının Kurumdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava ,davacının işlemiş faiz alacağının davalı kurumdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece,istemin BK.113.maddesine dayanılarak asıl alacağın davadan önce ödenmesi ve faiz hakkının bu ödemede saklı tutulmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş ise de varılan bu sonuç doğru değildir.
Gerçekten konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.02.2005 gün ve 2004/10-771-2005/24 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; Borçlar Kanununun 113. maddesi uyarınca, son fıkrasında belirtilen gayrimenkul rehni, kıymetli evrak ve konkordatoya ilişkin özel hükümler dışında, asıl borç ifa ile veya başka bir suretle sona erdiği takdirde kural olarak kefalet, rehin ve diğer fer’i haklar da sona ermektedir.
Fer’i haklar, borç ilişkisinin içerdiği alacak hakkının bir kısmı, bir parçası değildir. Asıl borca bağlı, asıl borç mevcut ve geçerli olduğu sürece geçerlidir ve asıl alacak ile birlikte doğar; varlığını sürdürür, onunla birlikte sona ererler. Fer’i hakların en önemlilerinden birisi de faizdir.
Kural bu olmakla beraber, Borçlar Kanunu işlemiş faizin devam edip etmeyeceği konusunda özel bir hüküm getirmiştir. Borçlar Kanununun 113/2. maddesi hükmüne göre, evvelce işleyen faizleri talep hakkının saklı tutulduğu ( ihtirazi kayıt ) veya saklı tutulduğunun hal ve koşullardan çıkartılması kaydıyla, ödenmemiş faizlerin istenebilme hakkı ortadan kalkmamakta, asıl borç ifa veya sair bir suretle son bulmuş olsa bile, borcun fer’isi olan faiz varlığını sürdürmekte ve alacaklı bunları talep edebilme hakkını yitirmemektedir.
İhtirazi kayıt, alacaklının borçluya yönelttiği bir irade bildirimi ile yapılır. Bu bildirim ifadan önce ya da en geç ifanın ardından derhal yapılmalıdır. Ön koşul ileri sürülmezse ilişkin olduğu hakkın düşmüş sayılması, o haktan zımni olarak vazgeçilmiş olması esasına dayanır.
İşlemiş faizleri talep hakkının saklı tutulduğuna ilişkin beyanla ilgili olarak yasada bir şekil öngörülmemiştir. Asıl borç son bulduğu halde alacaklı, bu hakkını saklı tuttuğunu veya durumun koşullarından bunun anlaşılması gerektiğini kanıtladığı takdirde işlemiş faizlerle ilgili alacak hakkı, son bulmayacaktır.
Burada önemli yön, alacaklının hangi eylem ve işlemlerinin, bu hakkı kullanmak istediği şeklinde yorumlanması gerektiğidir. İfade edilmek istenen husus, somut olayın niteliğinin, para borcunun son bulmasına karşılık, işlemiş faiz borcunun devamını gerektirmesidir. Alacaklı açıkça ihtirazi kayıt ileri sürmese de, yaptığı eylem ve işlemlerden bu hakkını kullanmak istediği sonucu çıkarılabiliyorsa, artık bu hakkın saklı tutulduğunun kabulü gerekecektir. Alacaklının, asıl borç konusu para alacağını tahsil ederken, işlemiş faizleri talep hakkını saklı tuttuğunu beyan etmediği veya bu durum “hal ve koşullardan çıkartılmadığı” takdirde ise, yukarıda belirtilen yasal ilke uyarınca, asıl borç son bulmakla, faiz alacağı da son bulacaktır.
Somut olayda, birikmiş yaşlılık aylıkları davalı Kurum tarafından toplu olarak 25.02.2005 tarihinde ödenen davacı, sonrasında faiz alacağına ilişkin bu davayı açmıştır.Ekli Kurum belgesine göre de davacının 19.11.2004 tarihli talebi ile birikmiş aylıklarının faizi ile ödenmesini istediği açık olup , faiz alacağının hüküm altına alınabilmesi için,gereken istem ve itirazi kayıt şartının ödemeden önce yerine getirildiği ve maddede belirtildiği gibi, işlemiş faizi talep hakkının saklı tutulduğu açıkça anlaşılmaktadır.Bu halde davacının faiz istemi konusunda alınan bilirkişi görüşü de göz önüne alınarak bir karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirmektedir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz başvuru harcının istek halinde davacıya iadesine, 29.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.