YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14049
KARAR NO : 2022/16889
KARAR TARİHİ : 28.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
No :
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, davacının davalı nezdinde işyerinde yemek, çay ve servis gibi işleri yaptığını, asgari ücretle çalıştığını, 01/06/2008 tarihinden 14/06/2012 tarihine kadar kesintisiz çalışmasına rağmen sigorta girişinin hiç yapılmadığını öğrendiğini beyanla davacının davalı nezdinde 01/06/2008-14/06/2012 tarihleri arasında kesintisiz ve asgari ücretle çalıştığının tespiti ile sigortalılık süresine eklenmesine, tespite konu olan dönemde prim borçlarından davalının sorumlu olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Şirket vekili, davacının iddialarının asılsız olduğunu, davacının hiçbir şekilde davalı işyerinde çalışmadığını, iddia edilen dönemlerde yemek ihtiyacının anlaşmalı olduğu firmalardan sağladığını, hiçbir şekilde işyerinde yemek yapılmasını söz konusu olmadığını, davacının haksız kazanç elde etme amacında olduğunu savunmuş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Feri Müdahil SGK vekili, davacının tespiti istenilen dönemde herhangi bir sigortalı çalışmasının olmadığının tespit edildiğini savunmuş davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Davanın kabulü ile davacının davalıya ait işyerinde 01/06/2008-14/06/2012 tarihleri arasında asgari ücret ile aralıksız ve kesintisiz olarak çalıştığının tespiti ile, sigortalılık süresine eklenmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili, tanık beyanlarının davacı aleyhine olduğunu ancak mahkemece tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, davacı iddialarının asılsız olduğunu savunarak mahkeme hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
Feri Müdahil SGK vekili, tanık beyanları bütün olarak değerlendirildiğine davacının sürekli çalışmadığının anlaşılacağını, davacının davasını ispatlayamadığını, mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu savunarak mahkeme hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Bölge Adliye Mahkemesi, davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekili davaya konu kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, 5510 sayılı Kanun’un 86/9. maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
Eldeki davada,davacının, davalı işyerinde yemek-çay ve temizlik görevlisi olarak 01/06/2008-14/06/2012 tarihleri arasında sigortasız geçen çalışmaların tespitini talep ettiği, davacıya ait hizmet döküm kaydına göre ihtilaflı dönemde herhangi bir işyerinden bildirilen sigortalı hizmetinin bulunmadığı, davalı işveren tarafından işe giriş bildirgesi verilmediği ve sigortalı hizmet bildirilmediği ,davalıya ait 709 sicil numaralı “petrol ve doğalgaz döşeme” mahiyetli işyerinin de 17/06/2010 tarihinde kanun kapsamına alındığı, adı geçen işyerinden bildirimleri yapılan bordro tanıklarının anlatımlarına göre davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin kararı eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Mahkemece yapılacak iş;davacının çalıştığını iddia ettiği büro mahiyetli işyerine ilişkin tescil ve kapsamı gösteren kayıtlar ile dava konusu döneme ilişkin dönem bordroları Kurumdan getirtilmeli,bu işyerinden bildirimi yapılanların tanık sıfatıyla beyanları alınmalı,tanık beyanları arasında çelişki oluşması halinde bu çelişkiler giderilmeli,yine büro işyerine ilişkin vergi mükellefiyet kayıtları celbedilmeli,öte yandan davalı şirkete ait 709 sicil işyeri bordrolarından 2011/2-11 arası döneme ait bordroların da eksik olduğu anlaşılmakla bu dönem arası bordrolar da Kurumdan celbedilmeli,toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekili ile feri müdahil Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.12.2022 gününde karar verildi.