Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/6410 E. 2009/10085 K. 30.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6410
KARAR NO : 2009/10085
KARAR TARİHİ : 30.06.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi ve davacı vekilince duruşma talep edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8.maddesi hükmüne göre İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir.
Olayda hüküm 20.01.2009 tarihinde davalı vekiline tefhim edilmiş, temyiz ise 24.02.2009 tarihinde katılım yolu gerçekleşmiştir. Bu durumda, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununda katılma yoluyla temyize ilişkin bir hükümde bulunmadığına göre davada 8 günlük temyiz süresi geçmiştir.
O halde 01.06.1990 gün ve 1898/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2-Davacının temyizine gelince;Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Dava, iş kazası sonucu beden iş güç kaybına uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile ,18.195.19 TL maddi tazminat ile 10.000.00TL manevi tazminatın 19.08.2002 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Davacının 19.08.2002 tarihinde davalının işçisi olarak AG sigortası değişimi işi yaptığı sırada meydana gelen iş kazası sonucu %15 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, olayda davacının kusurunun bulunmadığı, davalı işverenin % 100 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
B.K’nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 15.000.00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 10.000.00 TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tamamen silinmesine, yerine,
“1-Davacının talebinin kısmen kabulü ile; 18.195.19 TL maddi tazminat ile 15.000.00 TL manevi tazminatın 19.08.2002 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 1.800.00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden aynı tarife gereğince hesaplanan 1.800.00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 2.183.42 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4- Davacı tarafından yapılan toplam 750.60 TL yargılama giderinden, kabul ve ret oranına göre takdiren 148.09 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Alınması gereken 1.792.55 TL ilam harcının peşin alınan 2.311.50 TL harçtan düşümüyle kalan 518.95 TL nispi harcın talep halinde davacıya iadesine; davacı tarafından peşin yatırılan 1.792.55 TL nispi harç ile 25.20 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 1.817.75 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, davacı tarafından 67.20 TL temyiz başvuru harcı yatırılmış olduğu anlaşılmakla, 29.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.