Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/6920 E. 2023/996 K. 09.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6920
KARAR NO : 2023/996
KARAR TARİHİ : 09.02.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
suçundan mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereğince temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.10.2015 tarihli ve 2015/3452 Soruşturma, 2015/1299 Esas, 2015/72 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiştir.
2. Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2015 tarihli ve 2015/154 Esas, 2015/189 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca yargılamasının yapılması ve delillerin takdiri için 1136 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın Salihli Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.
3. Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.03.2016 tarihli ve 2015/266 Esas, 2016/69 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca erteli 2 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilmiş ve aynı Kanun’un 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 1 yıl denetim süresi belirlenmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri; katılanın vekili olarak takip ettiği iş mahkemesi dosyasında 19.06.2013 tarihli dilekçe ile ıslah talebine ilişkin beyan dilekçesinin UYAP sisteminde kayıtlı olduğu halde bu husus araştırılmaksızın karar verildiğine, keza davanın ıslah edilmemesi sebebiyle katılanın zarara uğramadığına, davanın her aşamasında görevini yaptığına ve suçun yasal unsurları oluşmadığından verilen kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde İzmir Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, katılanın vekili sıfatıyla takip ettiği Salihli Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) 2011/71 Esasına kayden görülen alacak davasında fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 100,00 TL izin ücreti talep ettiği, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda bu alacağın 592,06 TL olarak saptandığı, 12.06.2013 tarihli duruşmada davayı ıslah ettiğini beyan etmesine ve mahkemece davayı ıslah edip etmediği hususunda beyanda bulunmak ve ıslah etmiş ise ıslah dilekçesi ile yatırılan ıslah harcına ilişkin makbuzu dosyaya sunmak üzere 1 haftalık kesin süre verilmesine rağmen, 26.06.2013 tarihli duruşmaya mazeretli olarak katılmayıp beyanda bulunmadığı gibi müvekkili lehine düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda davayı ıslah etmeyerek dava konusu edilen miktar üzerinden davanın kabul edilmesine sebebiyet vererek katılanı 492,06 TL alacaktan ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizinden mahrum ettiği iddia ve kabul edilerek görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
İzmir Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, katılanın vekili sıfatıyla 100,00 TL üzerinden açtığı davada alınan bilirkişi raporunda alacağın 592,06 TL olarak tespit edilmesine rağmen ıslah yoluna başvurmayarak alacağını eksik almasına neden olmak suretiyle katılanın zararına neden olduğu iddia ve kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir” hükmünün yer aldığı, sanık hakkında düzenlenen iddianame ve son soruşturmanın açılmasına dair kararda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 28.01.2014 tarihli ve 2013/37051 Esas, 2014/1049 Karar sayılı bozma ilamından önce davanın ıslah edilmemesinin dava konusu yapılmadığı, 12.06.2013 tarihli duruşmada verilen ara karar gereğince UYAP kayıtlarında yer alan 19.06.2013 tarihli dilekçe ile sanığın ıslaha ilişkin beyanda bulunduğunun anlaşılması karşısında, suç kastı ile hareket ettiğine dair delillerin nelerden ibaret olduğunun karar yerinde tartışılmasından sonra hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Son soruşturmanın açılmasına dair kararda 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanması talep edildiği halde ek savunma hakkı verilmeden anılan Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrasının tatbik edilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesine aykırı davranılması,
Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde bu cezasının kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesi yerine infazı kısıtlayacak ve infazda tereddüt oluşturacak biçimde karar verilmesi,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmaması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.03.2016 tarihli ve 2015/266 Esas, 2016/69 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.02.2023 tarihinde karar verildi.