Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/3690 E. 2007/3930 K. 24.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3690
KARAR NO : 2007/3930
KARAR TARİHİ : 24.10.2007

MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 333/a maddesine aykırılık suçundan şüpheli … hakkında vuku bulan şikayet üzerine, söz konusu suça ilişkin olarak, iddianame ile dava açılması gerektiğinden bahisle, Ayvalık İcra Mahkemesince verilen 05.01.2006 tarihli ve 2005/20-2006/4 sayılı karara yönelik itirazın reddine ilişkin Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının 11.01.2007 tarihli ve 2007/53 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, sanığa isnat olunan suçun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 333/a maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 1.fıkrasında “…bu işlem ve eylemlerin başka bir suç oluşturmaması halinde, alacaklının şikayeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır” hükmünün yer aldığı, yine anılan Kanun’un 349.maddesinde muhakeme usulüne yer verilmiş olup, buna göre şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla icra mahkemesine yapılacağı, öte yandan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18.maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346.maddesinin son fıkrasında yer alan “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara, İcra Mahkemesince bakılır” hükmü karşısında, sanığa yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, icra mahkemesine verilecek dilekçe ile yargılamaya başlanacağı gözetilmeden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 Sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 04.07.2007 gün ve 35475 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 09.08.2007 gün ve … sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, şüpheliye isnat edilen suç, 2004 sayılı İİK’nun 333/a maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastıyla ticari işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara soktukları takdirde, bu işlem ve eylemlerin başka bir suç oluşturmaması halinde, alacaklının şikayeti üzerine cezalandırılacağının düzenlenmiş olması, yine anılan Kanun’un 349.maddesinde muhakeme usulüne yer verilmiş olup, buna göre şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla İcra Mahkemesine yapılacağı, öte yandan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18.maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346.maddesinin son fıkrasına göre de “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara İcra Mahkemesinde bakılır” hükümleri karşısında, şüpheliye yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, İcra Mahkemesince verilecek dilekçe ile veya şifahi beyanla yargılamaya başlanacağı hususu göz önüne alındığında, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının 11.01.2007 tarihli ve 2007/53 değişik iş sayılı kararının BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.