YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6144
KARAR NO : 2022/5837
KARAR TARİHİ : 13.12.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hüküm taraf vekillerince duruşmalı temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma için tayin olunan 29.11.2022 tarihinde davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı arasında düzenlenen 26.05.2006 tarihli sözleşme ile … … Kampüsünde 6 adet yeni öğrenci yurt binası yapımının kararlaştırıldığını, sözleşmenin 28. maddesine göre işin finansmanını sağlamak için temin edilen kredinin geri ödenmesini davalının üstlendiğini, ancak ödenmeyen finans giderinin müvekkil tarafından karşılandığını ileri sürerek, 1.460.000,00 TL 19.02.2008 tarihinde bankaya ödenen finans gideri, 21.709,43 TL 29.09.2006 tarihinde bankaya yapılan ödeme ile 549.000,00 TL KDV bedeli olmak üzere toplam 2.030.709,43 TL’nın ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, temin edilen kredinin erken ödeme opsiyonundan faydalanılarak kapatıldığını, davacının alacağı kalmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, 800.797,77 TL’nin 01/04/2008 tarihinden itibaren … Bank’ın ticari kredilere uyguladığı güncel temerrüt faizi oranını geçmemek koşuluyla uygulanacak avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre taraf vekillerinin vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Taraflar arasında düzenlenen 26.05.2006 tarihli eser sözleşmesi ve 27.07.2006 tarihli ek sözleşme ile … … Kampüsü altı adet öğrenci yurt binası yapımı işi kararlaştırılmıştır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarih, 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı ilâmında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulî kazanılmış hak denilmektedir…” şeklinde tanımlanmaktadır.
1086 sayılı HUMK’nın yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hukuka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesi usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe giren ilk halinde usuli kazanılmış hakka yer verilmemişse de bu ilkenin uygulanması, Yargıtayın içtihatları ile HMK’nın 177/2. maddesine 22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanun’un 18. maddesi ile yapılan ek düzenlemeye kadar devam etmiştir. Bu ek düzenleme ile “Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz” maddesi ile HMK’da hüküm altına alınmış olup usuli kazanılmış hakların korunacağı bu şekilde hükme bağlanmıştır.
Bu açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 03.10.2012 tarih, 2011/5293 Esas, 2012/5989 Karar sayılı ve 08.06.2017 tarih, 2017/162 Esas, 2017/2463 Karar sayılı bozma ilâmlarında mahkemece yapılacak iş açıkça gösterilmiştir. Mahkemece bozma ilâmına uyulmuştur. Bozma ilâmına uyulduğuna göre bozmada belirtilen hususlar lehine olan taraf için usulü kazanılmış hak oluşturacağından mahkemece hükmüne uyulan bozma ilâmı uyarınca inceleme ve araştırma yapılması ve karar verilmesi zorunludur.
Eldeki davada ise; mahkemece görüşüne başvurulan iki ayrı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporlar arasında çelişki olduğu halde, yeterli inceleme taşımayan, çelişkili raporlara dayanılarak ve bozma ilâmları kapsamında kesinleşen hususlar da dikkate alınmadan hüküm kurulmuştur.
O halde mahkemece yapılacak iş; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 281/3. maddesi uyarınca maddi gerçeğin ortaya çıkması için HMK’nun 266. maddesi hükmüne göre yeniden oluşturulacak uyuşmazlık konusunda uzman, üç kişiden oluşan teknik bilirkişi kurulundan hükmüne uyulan bozma ilâmlarında açıklandığı şekilde davalı iş sahibinin sözleşme eki ödeme planında belirtilen vade tarihlerinden önce erken ödeme yaparak borcunu kapatıp kapatmadığı, erken ödeme yapılmışsa kredi sözleşmelerinin erken ödeme opsiyonlu yapılması halinde ödenecek faiz miktarının belirlenmesi konularında tüm bilirkişi raporları da değerlendirilerek ve aralarındaki çelişki de giderilerek hazırlanacak gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp, değerlendirilmek ve bozma ilâmları kapsamında kalarak kesinleşen hususlar da dikkate alınarak ulaşılacak sonuca uygun karar vermekten ibaretttir.
Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA,Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan taraflar yararına takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşılıklı olarak alınarak vekille temsil olunan diğer tarafa verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 … içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 13.12.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.