Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5423 E. 2022/9359 K. 22.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5423
KARAR NO : 2022/9359
KARAR TARİHİ : 22.12.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27.03.2019 tarih ve 2017/315 E. – 2019/140 K. sayılı kararın davacı vekili ile davalı TPMK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 19.02.2021 tarih ve 2019/1052 E. – 2021/212 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalı TPMK vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış “MODALİFE” ibareli tescilli markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin ise 2015/82834 sayılı “moda life+şekil” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın önce Markalar Dairesi Başkanlığınca, sonrasında ise YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın haksız ve hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik olduğunu, ayrıca müvekkili markaları tanınmış olduğundan başvurunun tescili halinde müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlanacağı gibi bu markaların itibarlarının zarar göreceğini veya markaların ayırt edici karakterlerinin zedeleneceğini, tanınmış markaların tüm sınıflar yönünden korunmalarının gerektiğini ileri sürerek, YİDK’in 2017-M-3911 sayılı kararının iptaline ve davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvurunun kapsamında yer alan hizmetlerin, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerden farklı bulunduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı gerçek kişi, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markalarının çekişme konusu hizmetler bakımından birbirine iltibas oluşturacak düzeyde benzediği, davacı markalarının tanınmış olmasının işbu dava bakımından özel bir etkisinin bulunmadığı, başvuru kapsamında yer alan 40. sınıftaki “Deri ve kürk işleme hizmetleri. Kumaş işleme hizmetleri, yün işleme hizmetleri. Terzilik hizmetleri, nakış işleme hizmetleri” yönünden 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi koşullarının oluştuğu, bu hizmetlerin mobilyacılık sektöründe kullanıldığı, benzer/ilişkili mal ve hizmetler oldukları, başvuru kapsamındaki 40. sınıfta yer alan “Saraçlık hizmetleri” bakımından ise bir benzerlik bulunmadığı, bu hizmetler yönünden 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesinin oluşmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK’in 2017-M-3911 sayılı kararının “Deri ve kürk işleme hizmetleri, kumaş işleme hizmetleri, yün işleme hizmetleri, terzilik hizmetleri, nakış işleme hizmetleri” yönünden iptaline, “Saraçlık hizmetleri” yönünden açılan davanın reddine, dava konusu başvuru tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı TPMK vekili isitnaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı markalarının tanınmış oldukları mobilyacılık sektörü ile başvuru kapsamındaki hizmetlerin yakınlığı gözetildiğinde, dava konusu başvuru kapsamında yer alan “Deri ve kürk işleme hizmetleri. Kumaş işleme hizmetleri, yün işleme hizmetleri. Terzilik hizmetleri, nakış işleme hizmetleri” yönünden 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesi koşullarının oluştuğu, anılan hizmetler yönünden 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik yok ise de bu hizmetlerde dava konusu başvurunun tescili halinde, davacının markalarının toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi koşullarının “saraçlık hizmetleri” yönünden oluşmayacağı, başvuru kapsamında yer alan hizmetler yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi koşullarının bulunmadığı, gerekçenin bu şekilde düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 27/03/2019 gün ve 2017/315 E. – 2019/140 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile YİDK’in 21.08.2017 tarih, 2017-M-3911 sayılı kararının, 40. sınıfta yer alan “Deri ve kürk işleme hizmetleri. Kumaş işleme hizmetleri, yün işleme hizmetleri. Terzilik hizmetleri, nakış işleme hizmetleri” yönünden kısmen iptaline, YİDK kararının iptaline yönelik fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve davalı TPMK vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı TPMK vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, istek halinde aşağıda yazılı 6,50 TL harcın temyiz eden davalı TPMK’ya iadesine, 22.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.