YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5025
KARAR NO : 2009/6098
KARAR TARİHİ : 05.10.2009
MAHKEMESİ : Ankara 2. İcra Mahkemesi
Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan sanıklar Konya Çimento A.Ş., …, …’in beraatlerine, haklarında İİK’nun 89/4.maddesi gereğince talep edilen tazminatın reddine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya, Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçuna yönelik olarak kurulan hükmün temyiz incelemesi sonucunda;
24.7.2008 tarihli celsede hazır bulunup duruşmanın 4.11.2008 tarihine ertelendiğinden haberdar olan müştekinin bu tarihteki duruşmaya gelmediği gibi kendisini bir vekil ile de temsil ettirmediği anlaşıldığından İİK’nun 349.maddesi gereğince şikayet hakkının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde beraatine karar verilmesi yasaya aykırı olup, hükmün bu nedenle BOZULMASINA, ancak bu durum yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasından “Sanıkların beraatlerine, tazminat talebinin reddine” ifadesi çıkarılarak yerine “sanıklar hakkında açılan davada müştekinin şikayet hakkının İİK’nun 349.maddesi gereğince düşürülmesine,” ifadesi yazılmak suretiyle hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8.maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’un 322.maddesi gereğince düzeltilerek ONANMASINA,
Tazminat istemine yönelik hükmün temyiz incelemesi sonucunda ise;
İİK’nun 89/4.maddesine göre “Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini tetkik merciinde ispat ederek üçüncü şahsın 338/1. maddesi hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. Tetkik mercii, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.” hükmü karşısında haciz ihbarnamesine verilen cevabın gerçeğe aykırı olduğu iddiası nedeniyle üçüncü kişinin cezalandırılması isteği cezanın kişiselliği prensibi de dikkate alınmak suretiyle ayrı bir yargılama usulüne tabi olup, tazminat istemi yönünden davanın genel hükümlere çözümlenmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca müştekinin gelmemesi haline yönelik olarak HUMK’nun 409. maddesine uygun şekilde işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken tazminat talebinin reddine karar verilmesi, İsabetsiz olduğundan temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.10.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.