Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/4020 E. 2022/11116 K. 08.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4020
KARAR NO : 2022/11116
KARAR TARİHİ : 08.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Cinsel saldırı
HÜKÜM : Mahkumiyet

İlk derece mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle başvurunun muhtevası ve inceleme tarihine kadar getirilen kanuni düzenlemeler nazara alınarak dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü:
Muhakeme safahatını yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, iddia ve savunma ile tüm delillerin eksiksiz olarak kararda gösterildiği, hükmedilen cezanın nevi ve miktarı itibariyle kanuni sınırlar içinde tayin edildiği anlaşıldığından, sanık müdafisinin yerinde görülmeyen temyiz talebinin reddiyle hükmün ONANMASINA, 08.12.2022 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dairemizin sayın çoğunluğu ile ihtilafa düştüğüm husus, sanığın müdürü olduğu PTT müdürlüğünde taşeron olarak çalışan mağdureye yönelik cinsel saldırı suçundan eylemin “hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle” gerçekleştiği gerekçesiyle TCK’nın 102/3-b maddesi gereğince artırım yapılıp yapılmayacağına ilişkindir.
Sanığın nüfuzunun bulunduğunun kabulü için görevinin mağdure üzerinde güç ve otorite oluşturması, bu otoritenin mağdurenin direncini kırması ve mağdurenin bu nedenle çekinerek karşı koyamaması, bu hizmet ilişkisinin mağdure üzerinde korkutucu etki yaratması sebebiyle eyleme ses çıkaramaması gerekir.
Mağdur ile aralarındaki hizmet ilişkisi nedeniyle onun üzerinde hüküm, nüfuz ve güç sahibi olan kimsenin, bu nedenlerden kaynaklanan otoritelerini, bu konumlarını kötüye kullanarak mağdurun direncini kırmaları ve bu şekilde cinsel saldırı sucunu işlemesi gerekir.
Bu aradaki ilişkinin İş Kanunu anlamında iş veya hizmet akti olması, süreli veya süresiz olması aranmamakta ve hizmet ilişkisi belirli bir şekilde olması aranmamakta, yazılı veya sözlü olarak kurulmuş olması yeterlidir.
TCK’nın 102/3-b maddesinin uygulanabilmesi için sanıkla mağdur arasında doğrudan kurulan bir hizmet ilişkisinin bulunması ve suçun bu hizmet ilişkisinin sanığa vermiş olduğu bir kısım yetkiler sebebiyle mağdure üzerinde kurulan nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi zorunludur.
Hizmet ilişkisi içerisinde hizmet edilen,hizmet edene iş ve para verdiği, onun üzerinde izin,disiplin cezası tayin, terfi, çeşitli tercihlerde bazı kişilere öncelik verme, işe alma, işten çıkarma, sosyal haklarını belirleme yetkisinin bulunması gibi bir takım yetkiler kullandığı için bir üstünlüğe sahiptir. Bu doğrudan kullanılan yetkilerin mağdurun iradesini etki altına almak için kullanılması gerekir. Sanığın mağdur üzerinde bir otorite veya tasarruf yetkisi olmalı, aralarında bağlılık ilişkisi bulunmalı ve sanık bu ilişkinin sağladığı kolaylıktan yararlanmalıdır.
Sadece görevin sağladığı kolaylıktan faydalanarak eylemin gerçekleştirilmesi halinde bu hal ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabilir ancak nüfuzun kötüye kullanıldığının kabulü mümkün değildir.
Netice itibariyle TCK’nın 102/3-b maddesinde düzenlenen hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle cinsel saldırı eyleminin söz konusu olabilmesi için sanık ile mağdure arasında doğrudan tesis edilen bir hizmet ilişkisinin bulunması gerektiği, hizmet alımı yöntemiyle kurulan ilişkide dolaylı bir hizmet ilişkisi bulunup, doğrudan mağdure ile bir hizmet ilişkisi bulunmadığı ve taşeron şirketin asil işveren olup yukarıda izah edilen yetkileri kullanmasının münhasıran yetkisinde bulunduğu, hizmetin hizmet alımı anlaşması çerçevesinde yerine getirilmesi olup kimin tarafından bunun yerine getirildiğinin önemli olmaması, hizmeti gören kişinin taşeron tarafından her zaman değiştirilmesinin mümkün olması karşısında mağdurenin sanığın müdür olduğu kamu kurumunun doğrudan işe aldığı kişi olmayıp, hizmet alımı yoluyla kamu kurumu ile sözleşme düzenleyen taşeron şirketin çalışanı olması sebebiyle sanıkla aralarında belirtilen anlamda doğrudan kurulan bir hizmet ilişkisinin bulunmadığı bu nedenle sanık hakkında TCK’nın 102/3. maddesinin (b) bendi gereğince ceza artırımı yapılamayacağından sayın çoğunluğun kararın onanması yönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir.