Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2006/2365 E. 2006/3040 K. 24.04.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2365
KARAR NO : 2006/3040
KARAR TARİHİ : 24.04.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 107 ada 55 ve 134 ada 14 parsel sayılı 86178.71 ve 15263.75 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/102 esas 1997/4 karar sayılı hükmü nedeniyle davalı Hazine adına tesbit edilmiş, beyanlar hanesinde davacı …’ın işgalinde olduğu gösterilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde 1937 yılına ait emlak kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parsellerin davacı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu yararına tahsis edilen, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerle ilgisinin bulunmadığı, zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacı yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davacı … tarafından Hazine ve Köy Hükmü Şahsiyeti aleyhine açılan tescil davası mahkemenin 4.2.1997 tarih 1996/102 esas, 1997/4 sayılı kararı ile reddedilmiş ve bu karar Yargıtay 8. Hukuk Dairesince onanıp, tebliğe rağmen karar düzeltme isteğinde bulunulmadığından kesinleşmiştir. İncelenen davanın tarafları, hukuki sebebi ve mevzuu ile önceki davanın tarafları, hukuki sebebi ve mevzuu aynıdır. Bir diğer ifade ile önceki hüküm incelemeye konu dava yönünden kesin hüküm niteliği taşımaktadır. Kesin hükmün varlığı halinde başka hiçbir delilin incelenmesi yapılamaz. Uyuşmazlığın kesin hükme göre çözümlenmesi gerekir. Hal böyle olunca; kesin hüküm nedeniyle davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken değerlendirmede hataya düşülerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.4.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.