Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/6604 E. 2022/20775 K. 12.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6604
KARAR NO : 2022/20775
KARAR TARİHİ : 12.12.2022

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Yargıtay CGK’nın 04/02/2014 gün ve 2013/15-262 Esas-2014/37 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.
Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Somut olayda; sanıklar … ve …’ın suç tarihinde gündüz vaktinde müştekinin ikametine geldikleri, sanık …’ın 7 senedir çocuğunun olmadığını, çocuğunun olması için dualar okuduğunu, duanın kabul olması için evlerden bebek eşyası topladığını müştekiye söylediği, müştekinin evinde bebek eşyası olmadığını söylemesi üzerine bir kaşık tuz ya da şeker istedikleri, müştekinin bunları almaya gittiğinde, sanıkların evin içine girerek yorgun olduklarını, biraz dinlenmek istediklerini söyledikleri, sanıklar salonda otururken müştekiye hitaben “senin evinde kötülük var” diyerek eşinin, kendisinin iç çamaşırlarını ve evde bulunan paraları istedikleri, müştekinin yaklaşık 10.000 TL ya da 11.000 TL tutarındaki parayı ve istedikleri eşyaları getirip sanıklara verdiği, sanıkların parayı müştekinin eşinin çorabının içine koyarak bir bohçaya bağladığı, daha sonra müştekinin sanıkları yatak odasına götürdüğü, sanıkların duayı burada okuyacaklarını söyledikleri ve müştekiden arkasına dönmesini istedikleri, müşteki tekrar sanıklara doğru döndüğünde odanın bir saat süreyle kilitli olmasını söyledikleri, sanıkların daha sonra çaldıkları eşyalarla evden ayrıldıkları, birkaç saat sonra bohçanın içine bakan müştekinin paraların yerinde olmadığını fark ettiği olayda, sanıkların hileli söz ve ustaca davranışlarla müştekinin dini duygularını istismar ettiği ve denetim olanağını önemli ölçüde azalttığı, katılandan haksız menfaat sağladıkları anlaşılmakla, sanıkların eylemlerinin bu niteliği itibariyle 5237 sayılı TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı Kanun’un 142/2-h maddesi ile uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümlerde 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesinin gözetilmesine, 12/12/2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.