Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14068 E. 2023/179 K. 11.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14068
KARAR NO : 2023/179
KARAR TARİHİ : 11.01.2023



DAVA TARİHİ : 17.10.2017
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 18. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/447 E., 2020/76 K.

Taraflar arasındaki prime esas kazancın tespiti istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin 18.02.2013-04.05.2017 tarihleri arasında davalı işverenin yanında tam zamanlı mimar olarak çalıştığını, aylık giydirilmemiş net ücretinin 4200 TL olduğunu, TMMOB Yönetim Kurulu’nun 19 Kasım 2016 tarihli kararında yeni mezun vasıfsız mimarın ücretinin aylık brüt 3500 TL olarak belirlendiğini, müvekkilin ise deneyimli ve birçok sertifika sahibi bir kişi olarak asgari ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağını arz ve talep etmiştir.

II. CEVAP
1- Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının AGİ dahil aylık son net ücretinin 2.600 TL olduğunu, müvekkili şirket nezdinde elden ödeme yapılmadığını, davacı tarafından bildirilen tanıkların davacıyla aynı projede ve davacının çalıştığı tüm dönemlerde çalışmadıklarını ve çalışmalarla ilgili tam bir bilgi sahibi olmadıklarını, Yargıtay içtihatlarında da belirtilen hususlar dikkate alındığında, davacının iddiasını yazılı delille ispat etmesinin gerekeceğini ve davacının maaşı ile ilgili meslek odası kayıtlarının davalı işverenin iddialarını doğrulayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2-Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tespitini talep ettiği 18.02.2013-04.05.2017 tarihleri arasında davalı iş yerinde fiili olarak çalıştığı hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, bu tarihlerin de kurum kayıtlarında tescil edilmiş tarihlerle aynı olduğu, bu minvalde ihtilaf bulunmayan bu husus üzerinde hizmet sürelerinin tespitine gerek kalmadığı, davacının S.G.K Hizmet Düküm belgesinde belirtilen prime esas kazancının üzerinde bir ücretle çalıştığı yönündeki iddiasının ispatında yazılı delil bulunmaması sebebi ile, bu dönemler için kurum kayıtlarındaki prime esas ücretlerin esas alınması gerekeceği ve ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış, dava dilekçesinin talep kısmında sigorta başlangıç tarihini 13.06.2006 olarak tespitine dair talep varsa da sehven yazıldığı dava dilekçe içeriğinden talebin18.02.2013-04.05.2017 tarihleri arasında prime esas kazanç tespitine dair olduğu anlaşılmakla, davanın reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dinlenilen tüm tanıkların davalı iş yerinde bordrolu çalışan görgüye dayalı bilgileri olan tanıklar olduğunu, tanık anlatımları ile elden maaş alındığının ve SGK matrahının hatalı düzenlendiğinin ispatlandığını, SGK primine esas olan ücret hususunda yazılı delil başlangıcı bulunduğu için tanık beyanlarına itibar edilmesi gerektiğini ve dosyadaki kayıtların eksik incelendiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında davacının imzalı ücret hesap pusulalarında son net maaşının 2600 TL olarak tespit edildiği, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, ücret miktarı HUMK’nun 288. (HMK m.200) maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliği haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatının mümkün olduğu, dosya kapsamında davacının kurum kayıtlarına geçen prime esas ücretinin daha üstünde bir ücretle çalıştığını ispat edecek yazılı delil görülmediği, dosya kapsamında mimarların asgari ücretine yönelik Mimarlar Odası yazısı ile davacı, davalı ve kamu tanıklarının duruşmadaki beyanlarının bulunduğu, bu delillerin yazılı delil niteliğinde olmadığından ötürü, davacının iddiasını ispat edecek yazılı delillerinin bulunmaması sebebiyle prime esas ücret tespitinde kurum kayıtlarına intikal etmiş PEK değerlerinde değişiklik yapılmasını gerektirecek bir durum olmadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince davacının davasının reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön görülmemiş, yazılı delille ispat sınırının altında kalan iddialarda dahi soyut tanık beyanlarına ya da emsal ücret araştırmasına dayanılarak ispat yapılamayacağı da göz önünde bulundurulmak sureti ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dinlenilen tüm tanıkların davalı iş yerinde bordrolu çalışan görgüye dayalı bilgileri olan tanıklar olduğunu, tanık anlatımları ile elden maaş alındığının ve SGK matrahının hatalı düzenlendiğinin ispatlandığını, SGK primine esas olan ücret hususunda yazılı delil başlangıcı bulunduğu için tanık beyanlarına itibar edilmesi gerektiğini ve dosyadaki kayıtların eksik incelendiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371, inci maddeleri.

2-Davanın Yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanunun “Prime esas kazançlar” başlıklı 80. maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayıl Kanunun 86/9. maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80. maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289. maddesinde, 288. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200 ve 202. maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.

Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas – 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas – 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas – 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas – 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas – 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurulları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11/01/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.