YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/13661
KARAR NO : 2006/5530
KARAR TARİHİ : 14.07.2006
Mahkemesi :Kadastro Mahkemesi
Nosu :1991/207-18
Müdahil : …,…
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 101 ve 114 parsel sayılı 3.632,93 ve 550,75 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tesbit edilmiştir. Davacılar , yasal süresi içinde tapu kayıtlarına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında …,…,… ve arkadaşları tapu kayıtlarına dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacı ve müdahillerin davalarının H.U.M.K.’nun 163 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddeleri uyarınca reddine, çekişmeli parsellerin davalı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, müdahil … vekili, müdahil … ve arkadaşları vekili ile davacı-müdahiller … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece verilen süre içerisinde davacı taraf vekilinin keşif avansını yatırmadığı, bu nedenle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dairemize gelen ve incelemeye konu olan dosyalardan, davacılar vekilinin çok sayıda parsel hakkında Mart 1290 tarih 9/18 defter varak sayılı, Mart 1290 tarih 9/19 defter varak sayılı ve Mart 1290 tarih 9/20 defter varak sayılı tapu kayıtlarına dayanarak dava açtığı, parsellerin birbirine bitişik olup aynı ada içerisinde yer aldığı, davaların davalısı farklı olmakla beraber davacı ve dayanılan delillerde birlik bulunduğu, delillerin değerlendirilmesinin doğru yapılması, sağlıklı sonuca varılması ve yargılamanın kısa zamanda en az masrafla sonuçlandırılması için bu davaların köy veya çiftlik bazında birleştirilmesinde zaruret bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bu zaruret nazara alınmadan, parsellerin biri hakkında verilen kararın diğerini etkileyeceği düşünülmeden yargılamanın ayrı ayrı yürütülüp sonuçlandırmaya çalışılması doğru değildir. Ayrıca 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin mahkemece verilen süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için öncelikle dosyanın keşfe hazır
/…
2005/13661-2006/5530 SH.2
hale getirilmesi gerekir. Bunun için de taraflardan arazi başında dinletecekleri tanıkların isimlerini bildirir listelerin alınması, arazi başında dinlenecek yerel bilirkişi adaylarının keşfe gitmeden önce zabıta aracılığıyla isimlerinin belirlenmesi, komşu parsel tutanak ve dayanaklarının getirtilip dosyaya konulması gerekir. Dosyanın keşfe hazır hale gelmesinden sonra keşifle ilgili olarak alınacak ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayı, tanık, teknik bilirkişiye verilecek ücretlerle vasıta parasının, yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul bir süre tanınmalı, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına azami özen gösterilmesi gerekmektedir. Süreler tayin edilirken Tebligat Tüzüğü’nün 12. maddesinin mutlaka göz önünde bulundurulması gerekir. Tüzüğün anılan maddesine göre “Tüzüğün 8. maddesinde sayılan vasıtalarla yapılanlar dışındaki her nev’i tebliğ evrakı ve davetiyelerin alakalılara ulaşması ve alakalıların tebliğin veya davetiyenin icaplarını yerine getirebilmesi için bu evrakı çıkaran merci tarafından tayin edilecek müddetin hesabında evrakın gönderileceği mahallin yakınlık veya uzaklığı, mevsimin yaz veya kış olması, nakil vasıtalarının durumu gibi hususlar nazara alınır. Bu suretle tayin edilecek müddet, tebliği çıkaran merciin bulunduğu köy veya belediye hududu dahilinde tebligat yapılacaksa 3 günden, köyde veya aynı vilayetin diğer bir kazasında tebligat yapılacaksa 15 günden, diğer bir vilayet içinde tebligat yapılacaksa 1 aydan az olamaz.” hükmü yer almış bulunmaktadır. Mahkemece, yukarıda açıklanan usuli gereklere tam olarak riayet edilmediği anlaşılmaktadır. Açıklanan hususlar tam olarak yerine getirilmeden, kesin mehile riayetsizlik nedeniyle keşif deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilemez. Dosyanın keşfe hazır olmaması ve keşif ara kararının yeterli bulunmaması sebebiyle yapılamayacağı önceden belli olan keşif için taraflara külfet yüklenmesinde isabet bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; davacı tarafın aynı nedene dayalı olarak açtığı tüm davalar en azından köy bazında birleştirilmeli, bu parselleri kenardan çevreleyen, komşu parsellerin tutanak ve dayanağını oluşturan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra davacı tarafa keşif masrafını yatırması için makul süre verilip, masraf yatırıldığında arazi başında keşif icra edilip, tarafların tüm delilleri değerlendirilip sonucuna göre karar verilmelidir. Yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.7.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
…