Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/6810 E. 2023/375 K. 13.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6810
KARAR NO : 2023/375
KARAR TARİHİ : 13.02.2023

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 15.02.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının. 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/228 esas sayılı dosyasından 192 gün tutuklu kaldığını ve beraatine karar verildiğini belirterek, haksız tutuklama sebebiyle müvekkilinin maddi ve manevi zarar gördüğü gerekçesi ile 21.600,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın tutuklanma tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 03.03.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında verilen beraat kararının 17.08.2016 tarihinde verilip 19.09.2016 tarihinde kesinleşmesinden sonra davanın 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 15.02.2017 tarihinde açılması sebebiyle davanın süre yönünden reddine karar verilmesini talep etmiş, davanın esası yönünden ise; istenen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu ileri sürmüştür.

3.. 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.05.2017 tarihli ve 2017/21 Esas, 2017/131 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 15.01.2019 tarihli ve 2017/2668 Esas, 2019/22 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesiyle ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.09.2021 tarih 2019/18415 sayılı tebliğnamesi ile beraat kararının kesinleştiğine dair kesinleşme şerhli hükmün 03.10.2016 tarihinde usulüne uygun biçimde tebliğe edildiği ve davanın 15.02.2017 tarihinde süresinde açıldığından bahisle kararın bozulması talep edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi, tazminat davasının her halde 1 yıllık süre içerisinde açılması gerektiğinin düzenlendiğine ve davanın 1 yıllık süre içerisinde açıldığına; dolayısıyla davanın kabulü gerektiğine yöneliktir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tazminat talebinin dayanağı olan . 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/228-2016/183 sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan 12.07.2015-21.10.2016 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kalan davacının tutuklanmadan önce taksi şoförlüğü yaptığı, başka bir işinin olmadığı, adına kayıtlı taşınır veya taşınmaz mal varlığının bulunmadığı, gelir durumu nazara alınarak tutuklu kaldığı dönemde geçerli olan net asgari ücret üzerinden 6.680,32 TL maddi, davacının tutuklu kaldığı süre, tespit edilen sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, suçun niteliği, olayın cereyan tarzı, … ve hakkaniyet ilkeleri nazara alınarak zenginleşme sonucu da doğurmaması açısından 5.820,00 TL manevi tazminatın 12.07.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak tazminata konu ceza davasında verilen kesinleşmiş beraat kararının davacıya 03.10.2016 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davanın 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin birinci fıkrasındaki 3 aylık süreden sonra 15.02.2017 tarihinde açılması nedeniyle davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tazminat davasının dayanağını oluşturan .2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/228-2016/183 sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan 12.07.2015-21.10.2016 tarihleri arasında 467 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonucunda davacının beraatine hükmedildiği, hükmün 08.09.2016 tarihinde kesinleştiği, davanın tutuklanma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesine Kanununa tabi olduğu anlaşılmıştır.

5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin birinci fıkrasındaki “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.” şeklindeki düzenlemeye göre tazminat davasına yönelik sürenin tazminat davasına konu hükmün kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren 3 ay olarak düzenlenmiş, tebliğ edilmemesi halinde ise; davanın her halde 1 yıllık hak düşürücü süre sonuna kadar açılacağı ifade edilmiştir. Dolayısıyla kesinleşmiş hükmün tebliğ edilmemesi halinde dava açma süresi 1 yıl olup, kesinleşmiş hükmün ilgilisine tebliğ edilmesi halinde süre tebliğden itibaren 3 ay sonunda dolmaktadır.

Somut olayda ise; kararın tazminat isteminde bulunulabileceğine dair başvuru mercii, süresi ve yetkili mahkemeyi gösterir ihtarat içeren tebligat ile beraat hükmünün kesinleşme şerhiyle birlikte davacıya 03.10.2016 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, tazminat davasının ise; 15.02.2017 tarihinde yasal 3 aylık dava açma süresinden sonra açıldığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamış, tebliğnamede bozma öneren görüşe açıklanan nedenlerle iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 15.01.2019 tarihli ve 2017/2668 Esas, 2019/22 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca . 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.02.2023 tarihinde karar verildi.