Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/6158 E. 2023/389 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6158
KARAR NO : 2023/389
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davalı vekilinin davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 28.06.2021 tarihinde tebliği üzerine 09.07.2021 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 22.08.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının fuhşa aracılık etmek suçundan 30.01.2011 tarihinde gözaltına alındığını, 01.02.2011 tarihinde tutuklandığını, 04.03.2011 tarihinde tahliye olduğunu, bir aydan fazla haksız olarak tutuklu kaldığını, yapılan yargılama neticesinde beraat kararı verildiğini, davacının cezaevinde kaldığı süre boyunca çalışmadığını, ceza davası nedeniyle avukat tutmak zorunda kaldığını, yargılamanın 6 yıl sürdüğü ve davacının makul sürede yargılanmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin (d) bendi uyarınca manevi zararının tazmini gerektiği, ayrıca davacının tutuklu kalması ve üzerine atılan suçun niteliği nedeniyle manevi zarar uğradığı, tüm bu nedenlerden dolayı 30.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi zararın gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.

3. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2016 tarihli ve 2016/324 Esas, 2016/409 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 23.02.2017 tarihli ve 2017/580 Esas, 2017/617 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 21.09.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz taleplerinin esastan reddini talep etmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Davacı vekilinin temyiz istemi; davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının eksik olduğuna ve 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin (d) bendi uyarınca makul sürede yargılanmamaya ilişkin tazminat talebi nedeniyle maddi ve manevi tazminata hükmedilmediğine yöneliktir.

2. Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın reddi gerektiğine yöneliktir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
Davacının fuhuş suçundan 30.01.2011 tarihinde gözaltına alındığı, 01.02.2011 tarihinde tutuklandığı, 04.03.2011 tarihinde tahliye edildiği, … 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/122 Esas, 2016/362 Karar sayılı dosyası ile yargılanıp 28.06.2016 tarihinde beraat ettiği, beraat kararının 14.07.2016 tarihinde kesinleştiği, dosyada herhangi bir mahsup kararının bulunmadığı, davacı taraf haksız tutuklanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep etmiş olmakla, hakkında tutuklama kararı verilen, tutuklanan, daha sonrada beraat eden davacının maddi ve manevi zarar gördüğünün kabulü gerektiği, maddi tazminat yönünden alınan, kapsamlı ve yeterli bulunan ve hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda 684,24 TL maddi tazminatın ve davacının üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklulukta geçirdiği süre, şahsi, sosyal ve ekonomik durumu, tutuklu kaldığı süre içinde çektiği acı, üzüntü ile hak ve nesafet kuralları değerlendirilerek sebepsiz zenginleşmeye neden olmamak üzere 1.400,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine hükmedilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/122 Esas – 2016/362 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının fuhuş suçundan 30.01.2011 – 04.03.2011 tarihleri arasında 33 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat kararının 14.07.2016 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A. Davacı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak;
1. 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde kanuna uygun olarak tutuklanan ancak tutukluluğu devam ederken makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin tazminat talebinde bulunabileceğinin düzenlendiği, bu kapsamda her ne kadar dava 6 yıl sürmüş ise de davacının yargılama sırasında yalnızca 32 gün tutuklu kalması nedeniyle makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmadığından bahsedilemeyeceği, ayrıca tazminata esas dosyada davacıya isnat edilen eylem, sanık ve suç sayısı ve dosyasının karmaşıklık düzeyi göz önünde bulundurulduğunda yargılamanın makul sürede sonuçlandırıldığı anlaşılmakla, davacı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

2. Davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir manevi tazminat tayin edildiği anlaşılmakla, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Davalı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak;
Tazminata esas ceza davasına konu beraat hükmünün 21.02.2017 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla davanın reddini gerektirir bir neden bulunmadığından, davalı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 23.02.2017 tarihli ve 2017/580 Esas, 2017/617 Karar sayılı kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza

Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.02.2023 tarihinde karar verildi.