Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/4128 E. 2023/294 K. 07.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4128
KARAR NO : 2023/294
KARAR TARİHİ : 07.02.2023

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık müdafiinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.. 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.04.2017 tarihli ve 2014/892 Esas, 2017/353 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci ikinci üçüncü maddeleri gereğince 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 3 yıl süreyle sürücü belgesine el konulmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2…. Bölge Adliye Mahkemesi 19.Ceza Dairesinin, 15.09.2017 tarihli ve 2017/2574 Esas, 2017/2672 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun üzerine yapılan incelemede 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının h bendi uyarınca kararın hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına ilişkin dördüncü bendinin hükümden çıkartılması suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 26.06.2021 tarihli ve 2018/1815 sayılı temyiz istemlerinin esastan reddiyle onama görüşü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri;
1.Hükmedilen ceza miktarının fazla olduğuna,

2.Takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine,

3.Sanığa son duruşmada hüküm safhasına geçmeden evvel son söz hakkı tanınmayarak, savunma hakkının kısıtlanması suretiyle hukuka aykırı hüküm kurulduğuna

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
1.Mahkemece, hırsızlık suçunu işlediği şüphesiyle kolluk kuvvetlerince takip edilen sanığın idaresindeki kamyonetle, alacakaranlık vakti, meskun mahalde, iki şeritli, tek yönlü asfalt kaplama caddede seyrederken, aracının sağ ön kısımlarıyla, gidiş yönüne göre sağ tarafından kaplamaya giren ve karşıya geçmek üzere yaklaşık 250 cm yol almış yayaya çarpması sonucu, asli kusuruyla yayanın ölümüne sebebiyet verdiğinin kabulü ile taksirle öldürme suçundan sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.

2.Sanık aşamalardaki beyanında olayın meydana gelmesinde etken davranışının bulunmadığını ileri sürmektedir.

3.01.01.2015 tarihli ölü muayene tutanağında,
”…
Mevcut duruma göre cesedin kesin ölüm nedeni tespit edilemeyeceğinden, klasik otopsi yapılmasına karar verildi.
…”
Denilmektedir.

4…. Morg İhtisas Dairesi 27.01.2015 tarihli otopsi raporunda,
”…
Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesince yapılan otopsiden ve tetkiklerden elde edilen yukarıya kaydedilen bilgi ve bulgular dikkate alındığında;

Kişinin olay nedeniyle tedavi gördüğü hastanelerdeki tüm tıbbi evrakı ve çekilen grafileri içerir tüm adli tahkikat dosyası ile birlikte Adli Tıp Kurumu 1.İhtisas Kurulu’na gönderilerek kesin ölüm nedeni hakkında görüş alınmasının uygun olduğu kanaatini bildirir rapordur.”
Denilmektedir.

5.Olay yeri görüntüleri, olay yeri inceleme raporu, olay yeri krokisi dosyada yer almaktadır.

6.İlk derece mahkemesince keşif üzerine aldırılan 03.07.2015 tarihli Çatalca İlçe Jandarma Komutanlığı görevlisi bilirkişi tarafından tanzim olunan bilirkişi raporunda,

Sanığın, olay mahalli olan kavşağa gelmeden evvel, kavşak başında durarak, kontrolü yaptıktan sonra trafiğin uygun olması halinde kavşağa giriş yapması gerekirken, aksine davranışıyla, ilk geçiş hakkına sahip ve karşıdan karşıya geçmekte olan yayaya rağmen dikkatsiz ve aykırı davranışıyla kavşağa girerek kazada asli kusurlu olduğu,

Yayanın ise, ilk geçiş hakkına sahipse de, taşıt yoluna girmeden evvel sol taraftan gelebilecek … trafiğini gerekli şekilde kontrol etmesi, müsait olması halinde ivedilikle yolu enine kat ederek geçişini tamamlaması gerekirken, aykırı hareketleriyle, sol taraftan yaklaşan vasıtaya rağmen kaplamaya girmek suretiyle olayda tali kusurlu olduğu bildirilmiştir.

7.İlk derece mahkemesince keşif üzerine aldırılan 27.06.2016 tarihli … İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlisi bilirkişi tarafından tanzim olunan bilirkişi raporunda, sanığın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (2918 sayılı Kanun) 52 inci maddesinin birinci fıkrasının a bendinde yer alan
”a)Kavşaklara yaklaşırken,… hızlarını azaltmak
…”

Kuralına uymadığından bahisle tam kusurlu olduğu,

Yayanın ise, 2918 sayılı Kanun’un 68 inci maddesinin b bendinde yer alan
”…

b) Taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isteyen yayaların taşıt yolunu, yaya ve okul geçidi ile kavşak
giriş ve çıkışları dışında herhangi bir yerden geçmeleri yasaktır.
…”
Kuralına uygun davranarak geçişini yaya geçidinden yaptığı, uygun zamanda yolu kontrol ederek geçişi başladığından bahisle kusurunun olmadığı belirtilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmış ancak hüküm kurulurken taksirli suçlarda 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının sanık hakkında uygulanamayacağı gerekçe gösterilerek anılan maddenin uygulanmasına ilişkin dördüncü bendinin hükümden çıkartılması suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında yapılan inceleme neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.

1.Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrası ve 22 nci maddesinin dördüncü fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekmekte olup, dava konusu olayda, maddede öngörülen cezanın alt sınırı, kaza nedeniyle meydana gelen sonuçtan dolayı pişmanlık duyduğunu gösterme yönünde çabası bulunmayan asli kusurlu sanık hakkında hükmedilen ceza miktarında hukuka aykırı bir durum yer almamaktadır.

2.Sanığın kazadan sonra kaçmaya devam etmesi, yargılama sürecinde pişmanlık gösteren davranışın bulunmaması, mahkemenin 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinde takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasına olanak sağlayan sebepler hakkında olumlu yönde kanaat edindiğini bildirmemesi hususları birlikte gözetildiğine sanık hakkında takdiri indirim müessesesinin uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

3.5271 sayılı Kanun’un 216 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına göre hüküm safhasına geçmeden önce son sözün hazır olan sanığa verilmesi gerektiğine yer verildiği, işbu dosyada, bir önceki celsede hazır bulunan ve dolayısıyla bir sonraki duruşma tarihini tefhimle öğrenen sanığın, herhangi bir mazeret bildirmeksizin duruşmaya katılmadığı gözetildiğinde bu hususta usul ve yasaya aykırı bir durum tespit edilememiştir.

4.01.01.2015 tarihli ölü muayene tutanağında, cesedin kesin ölüm nedeni tespit edilemeyeceğinden, klasik otopsi yapılmasının gerektiğinin bildirildiği, … Morg İhtisas Dairesi 27.01.2015 tarihli otopsi raporunda ise ölüm sebebinin tespiti için Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunda görüş alınmasının uygun olacağı kanaatine yer verildiği hususları birlikte gözetildiğinde ölen kişinin kesin ölüm sebebi ve geçirdiği trafik kazası ile illiyet bağını gösterir Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulundan rapor alınmaksızın eksik inceleme sonucu hüküm kurulması uygun bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde 4 numaralı paragrafta açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 15.09.2017 tarihli ve 2017/2574 Esas, 2017/2672 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca .2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.02.2023 tarihinde karar verildi.