Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2022/9634 E. 2023/524 K. 26.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9634
KARAR NO : 2023/524
KARAR TARİHİ : 26.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SUÇ : Zincirleme nitelikli zimmet
HÜKÜMLER : 1-… 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.06.2022 tarihli ve 2022/52 Esas, 2022/269 sayılı Kararı ile; zincirleme nitelikli zimmet suçundan mahkumiyet,
2-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 20/09/2022 tarihli ve 2022/2708 Esas, 2022/2485 sayılı Kararı ile; istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 20.09.2022 tarihli ve 2022/2708 Esas, 2022/2485 sayılı Kararının suçtan zarar gören … vekili, katılan DSİ Genel Müdürlüğü vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Suçtan zarar gören vekilinin ilk derece mahkemesince dava ve duruşmadan haberdar edilmesine rağmen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 237 nci maddesi uyarınca kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma talebinde bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince usulsüz olarak verilen katılma kararının hükmü temyiz hakkı vermeyeceği ve bahse konu suçtan verilen hükmü temyiz hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanık müdafii ile katılan vekilinin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.01.2022 tarihli ve 2022/292 Esas, 2022/595 Soruşturma, 2022/53 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına, 63 üncü maddesi uyarınca gözaltı ve tutuklulukta geçen sürelerin cezadan mahsup edilmesine karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

… 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.06.2022 tarihli ve 2022/52 Esas, 2022/269 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunlukları uygulanmasına, 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca 11 yıl 3 ay süre ile birinci fıkranın (a) bendinde belirtilen hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin, suçtan zarar gören ve katılan vekillerinin istinaf talebi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 20.09.2022 tarihli ve 2022/2708 Esas, 2022/2485 sayılı Kararı ile suçtan zarar gören Tarım ve Orman Bakanlığının 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddeleri uyarınca kamu davasına katılmasına, “Katılan kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT göre hesaplanan 10.250,00 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine” şeklindeki fıkranın hükümden çıkarılarak yerine “Katılan DSİ yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 10.250,00.-TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan DSİ’ye verilmesine” ibaresi ile hüküm fıkrasının 12 nci paragrafından sonra gelmek üzere hüküm fıkrasına “Sanığın zimmet suçunu TCK’nın 53/1-e maddesindeki hak ve yetkilerini kötüye kullanması suretiyle işlemesi nedeniyle TCK’nın 53/5. fıkrasının 1.cümlesi gereğince cezanın infazından sonra işlemek üzere 5 yıl 7 ay 15 gün süre ile bu hak ve yetkilerini kullanmasının yasaklanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Suçtan Zarar Gören Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanığın üst sınırdan cezalandırılması ve kurumları lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanık hakkında takdiri indirim sebeplerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
C. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle belirlenmesine, sanığın eyleminde nitelikli zimmet suçunun unsurları oluşmamasına rağmen cezasında eylemin nitelikli olduğu kabulüyle artırım yapılmasına, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerektiği halde uygulanmasına ve müvekkilinin tutukluluk süresi dikkate alınarak tahliye edilmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
DSİ 11. Bölge Müdürlüğü Muhasebe Şube Müdürlüğünde banka işlemlerini yürütmekle görevli olan sanığın, ismini ve banka bilgilerini ekleyerek farklı tarihlerde düzenlediği 13 adet gönderme emrini sisteme girip onaylamak suretiyle 1.749.065,23 TL parayı zimmetine geçirdiği iddiasıyla yüklenen suçtan cezalandırılması talep edilmiştir.
İlk derece Mahkemesince; sanığın ikrarı, 26/11/2021 tarihli Muhasebat Genel Müdürlüğü Başkontrolörü raporu, banka ve kurum yazıları ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, sanığın 19.01.2021-13.09.2021 tarihleri arasında düzenlediği 13 adet gönderme emrine ismini ve banka bilgilerini ekleyip sisteme girerek onaylamak sureti ile 1.749.065,25 TL parayı kendi hesabına gönderdiği, suçun açığa çıkmaması için muhasebe işlem fişlerinde merkeze iade edilen para miktarını fazla gösterdiği, bu itibarla aynı suç işleme kararı kapsamında farklı tarihlerde atılı suçu birden fazla işlediği sabit görülerek zincirleme biçimde nitelikli zimmet suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf dilekçesi ile davaya katılma talebinde bulunan Tarım ve Orman Bakanlığının kamu davasına katılmasına karar vermiş, ilk derece mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda isabetsizlik görmemiş, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilmesi, vekalet ücretinin katılan lehine ve sanık aleyhine takdir edilmesi gerektiğini belirterek hükmün bu yönlerden istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar vermiştir.
IV. GEREKÇE
Sanık müdafiince istinaf başvurusu yapıldıktan sonra 23/06/2022 tarihli dilekçe ile sanığın istinaf isteminden feragat etmesi, suçtan zarar gören vekilinin ise ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle hükmü istinaf etme hakkının bulunmaması sebebiyle adı geçenlerin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddine karar verilmesi gerekirken, istinaf taleplerinin kabulüyle inceleme yapılmış ise de katılan DSİ vekilinin hükmü istinaf hak ve yetkisinin bulunması sebebiyle belirtilen hususlar sonuca etkili görülmemiş, hüküm fıkrasının 12 nci paragrafında “zincirleme nitelikli zimmet” yerine “rüşvet aldığı” ibaresine yer verilmesi mahallinde düzeltilmesi olanaklı yazım hatası kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Hüküm fıkrasının 12 nci paragrafında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca “cezasının infazından sonra başlamak üzere sanığa verilen ceza müddeti olan 11 yıl 3 ay süre ile 5237 sayılı TCK’nın 53/1-a maddesinde belirtilen hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına” şeklinde ilk derece mahkemesince doğru uygulama yapıldığı halde Bölge Adliye Mahkemesince 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca uygulama yapılmadığı belirtilerek hükme “Sanığın zimmet suçunu TCK’nın 53/1-e maddesindeki hak ve yetkilerini kötüye kullanması suretiyle işlemesi nedeniyle TCK’nın 53/5. fıkrasının 1.cümlesi gereğince cezanın infazından sonra işlemek üzere 5 yıl 7 ay 15 gün süre ile bu hak ve yetkilerini kullanmasının yasaklanmasına” ibaresi eklenmek suretiyle çelişkiye ve karışıklığa yol açılması, keza yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında bu bentteki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanması yerine, aynı madde ve fıkranın “e” bendindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
1-Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle suçtan zarar gören … vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2-Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği hüküm fıkrasının 12 nci paragrafından sonra gelmek üzere Bölge Adliye Mahkemesince eklenen; “Sanığın zimmet suçunu TCK’nın 53/1-e maddesindeki hak ve yetkilerini kötüye kullanması suretiyle işlemesi nedeniyle TCK’nın 53/5. fıkrasının 1.cümlesi gereğince cezanın infazından sonra işlemek üzere 5 yıl 7 ay 15 gün süre ile bu hak ve yetkilerini kullanmasının yasaklanmasına” ibarelerinin çıkartılması suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin, oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.01.2023 tarihinde karar verildi.