Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/7919 E. 2022/8643 K. 05.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7919
KARAR NO : 2022/8643
KARAR TARİHİ : 05.12.2022

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 09.06.2021 tarih ve 2021/119 E. – 2021/204 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış bir fotoğraf sanatçısı olduğunu, beş ay süre ile çalışarak güzel sanat eseri niteliğinde ve içeriğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bulunduğu fotoğrafları vücuda getirdiğini, davalının müvekkilinin izni olmaksızın, adını da göstermeksizin anılan fotoğrafları kullandığını, bazı kullanımlarda müvekkili adına yer verdiğini, buna karşın büyük bir kısmında ise eser sahibi olarak müvekkilinin adını göstermediğini, müvekkilinin eserde adın belirtilmesi manevi hakkı ile eserin çoğaltılması ve umuma iletimine izin verme biçimindeki mali haklarına tecavüzde bulunduğunu ileri sürerek, 197 adet fotoğrafın izinsiz kullanılması nedeniyle toplam 147.750,00 TL manevi tazminatın ve müvekkiline ait isimsiz 197 adet ile isimli kullanılan 13 adet olmak üzere toplam 210 fotoğraf için FSEK’in 68. maddesi uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL telif tazminatının, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının isteminin zamanaşımına uğradığını, talebin reddinin gerektiğini, müvekkilinin davacıya ait fotoğrafları izinsiz kullanmadığını, fotoğrafların Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin izni ve imkan sağlamasıyla davacı tarafından çekildiğini, cd-dvd formatında bizzat davacı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi yayınlarında kullanılması isteğiyle müvekkili kurum çalışanlarına teslim edildiğini, herhangi bir ücret de istenmediğini, 2007 yılından bu yana ses çıkarmayıp şimdi dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalı eyleminin 2007 yılında başlayıp 2014 Mayıs ayında sona eren tek bir eylem olarak kabulünün gerektiği, zira davacının, dava konusu fotoğrafları muhtelif tarihlerde ve muhtelif yayın organlarında kullanılması ve yayınlanması için davalıya verdiği, davalının bu eserleri ancak davacı eser sahibinin adını belirterek ve ondan izin alarak umuma arz etmesi gerekirken bu izni almaksızın yayım ve yayın konusu yapması şeklinde gerçekleşen eyleminin bir bütün olarak değerlendirilerek, eser sayısı, yayım ve yayımlanma şekil, miktar ve boyutu, eylemin sona erdiği tarih esas alınarak, 20.000,00 TL manevi tazminatın uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 20.000,00 TL manevi tazminatın 14.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki manevi tazminat istemine yönelik sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, eserden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, dava dilekçesince manevi tazminat taleplerinden ayrı olarak 1.000,00 TL maddi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece manevi tazminat istemleri değerlendirilerek buna ilişkin istem yönünden karar verilmiş ancak maddi tazminat istemi yönünden değerlendirme yapılmamış ve bu istem hakkında olumlu ve olumsuz herhangi bir karar verilmemiştir. 6100 sayılı HMK’nın 297/2. maddesinde; ‘’Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.’’ denilmektedir. Bu durumda mahkemece, davacının maddi tazminatın istemi açısından da bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin sair temyiz istemlerinin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 05.12.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

1. Dava, telif hakkına tecavüzün tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. Davacı vekili, müvekkilinin çektiği davalı TBMM’ye ait bina ve yerleşkenin fotoğrafları TBMM’nin izinsiz olarak kullanıldığı iddiasıyla esere yönelik tecavüzün tespit, men ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuş, yerel Mahkemenin 19.08.2014 tarihli ilk kararında sadece esere yönelik adın korunması hakkı yönünden manevi haklara tecavüz bulunduğunun tespitine ve manevi tazminata hüküm olunmuş, eserden doğan kullanımların davacının izni ve iradesi ile olması gibi uzun gerekçelerle maddi tazminat istemleri de dahil FAZLAYA İLİŞKİN TALEPLERİN REDDİNE karar verilmiştir.
3. Mahkemenin ilk kararı sadece davalı TBMM Başkanlığı vekili tarafından manevi tazminata ilişkin hüküm yönünden temyiz edilmiş, karar davalı lehine bozulmuş, bu karar hakkında davacı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuş Dairemizce istemin reddine karar verilmiştir.
4. İlk bozma ilamına Mahkemece uyulmuş ve bu defa 19.02.2020 tarihli kararla davacı lehine 46.950 TL manevi tazminata hüküm olunmuş, bu karar yine davalı TBMM Başkanlığı tarafından temyiz edilmiş ve yine Dairemizce davalı lehine ikinci defa bozulmuştur.
5. Mahkemece ikinci defa bozma ilamına uyulmuş ve davacı lehine 20.000 TL manevi tazminata hüküm olunmuştur.
6. Maddi tazminat talebi ilk kararla mahkemece açıkça ve gerekçeli olarak reddolunmuş olup, bu karar aleyhine temyiz yoluna başvurulmaması nedeniyle davanın reddi kararı kesinleşmiş ve bu konuda usulü müktesep hak oluşmuştur. Davanın reddi kararı icra edilecek bir karar olmayıp tekrardan yeniden hüküm kurulmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Ayrıca ilk kararda maddi tazminat isteminin reddi yönünden 2.600 TL maktu vekalet ücretine hüküm olunmuş, maddi tazminat ret kararı bu haliyle kesinleşmiş olup davalı vekilinin bu kararı icra etmesinin önünde de bir engel bulunmamaktadır.
Anılan nedenlere, sadece ilk kararın kesinleşen maddi tazminat ret kararı yönünden infaz edilebileceğine değinilmesi yeterli olduğu halde, ayrıca dava ve usul ekonomisi de gözetildiğinde son kararda maddi tazminat istemi hakkında olumlu-olumsuz bir hüküm kurulmadığı gerekçesiyle Mahkeme kararının yeniden bozulmasına dair Daire çoğunluk görüşüne katılmıyorum.