Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/3429 E. 2007/3381 K. 01.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3429
KARAR NO : 2007/3381
KARAR TARİHİ : 01.10.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
MÜDAHİL : … … …………

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 101 ada 9 parsel sayılı 2982.85 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … … adına tespit edilmiştir. Davacı … ve … …, yasal süresi içinde taşınmazın muris … …’den intikal ettiği, murisin taşınmazlarını sağlığında çocukları arasında paylaştırdığı, ancak taşınmazın bir bölümünü paylaşım dışı bıraktığı, daha sonradan diğer hak sahiplerinin oluru ile sadece gelirinden yararlanmak üzere davalıya “geçinek” olarak bırakıldığı iddiasına dayanarak, 900 metrekarelik kısmın davacı … adına, kalanında payı oranında diğer davacı adına tescilini talep etmiştir. Yargılama sırasında … … ve arkadaşları, kendilerinin de mirasçı olmaları nedeniyle hakları bulunduğu iddiasına dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacı ve müdahil davacıların davalarının reddi ile; çekişme konusu 101 ada 9 parselin tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ve müdahil davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece taşınmazın … …’e ait iken sağlığında, bizzat davalı eşine geçinmelik olarak bağışladığı ve o tarihten beride davalı …’in kullandığı kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz … …’e ait iken 1960 yılında eşine hibe etmesi nedeniyle davalı … adına tesbit edilmiştir. Davacılar, taşınmazın muristen intikal ettigi, paylaşım dışı bırakıldığı, taşınmazın 900 metrekarelik kısmının davacı …’a ait olduğu, kalanında diğer davacının ve müdahil davacıların payı olduğu ve davalıya sadece gelirinden faydalanmak üzere geçinecek olarak verdiklerini, mülkiyetini vermediklerini iddia etmişlerdir. Mahkemece yapılan keşifte bir kısım tanıklar taşınmazın muris …’e ait olup sağlığında eşi davalı’ya geçinecek olarak verdiğini ve davalının kullandığını, diğer bir kısım tanıklar ise …’in sağlığında davacı …’a yerini ayırıp verdiğini, diğer kısmının tüm mirasçılara ait olup, daha sonra … ile diğer kardeşlerin davalıya geçinecek olarak bıraktıkları yönünde çelişkili beyanlarda bulunmuşlardır. Mahkemece beyanlar arasındaki çelişki giderilmemiş, tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenmemiştir. Tarafların ortak murisi …’e ait olduğu anlaşılan taşınmazın bir kısmının davacı oğluna sağlığında verip vermediği, davacı ve müdahil davacı mirasçıları tarafından nizalı yeri davalıya geçinecek olarak vermenin mülkiyeti nakledip nakletmeyeceği, zilyetliğin asli mi fer’i mi olduğu, geçineceğin yörede ne anlama geldiği araştırılmamıştır. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için; mahkemece taşınmaz başında yerel bilirkişi, tanıklar ve tüm tespit bilirkişilerin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, mahalli bilirkişi ve tanıklardan tarafların murisi … …’in sağlığında oğlu …’a taşınmazdan yer verip vermediği, zilyetliğini devredip etmediği, murisin sağlığında taşınmazı eşi davalıya ne olarak verdiği, sağlığında vermemiş ise ölümünden sonra mirasçıların davalıya geçinecek olarak vermelerinin mülkiyeti nakledip etmeyeceği, geçineceğin yörede ne anlama geldiği etraflıca sorularak tespit edilmeli, beyanlar arasında çelişki doğduğunda giderilmeye çalışılmalı, tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenmeli, bundan sonra tüm deliler birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 1.10.2007 gününde oy birliği ile karar verildi.