Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/6990 E. 2023/24 K. 09.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6990
KARAR NO : 2023/24
KARAR TARİHİ : 09.01.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Katılanlar vekili ve sanık müdafiinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.10.2019 tarihli ve 2018/493 Esas, 2019/431 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2. … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 16.06.2020 tarihli ve 2020/670 Esas ve 2020/1208 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
1. Sanığın eyleminin, kasten öldürme suçunun kanunî unsurlarını taşıdığına,
2. Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca asgari oranda (1/4) haksız tahrik indirimi uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayinine,İlişkindir.

B. Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Sanığın kastının öldürmeye yönelik olduğuna,
2. Sanık hakkında kurulan hükümde, koşulları oluşmadığı hâlde haksız tahrik indirimi uygulanmak suretiyle eksik ceza tayinine,
3. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdirî indirim sebebi uygulanmak suretiyle eksik ceza tayinine,
İlişkindir.

C. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Olayda sanık lehine meşru savunma koşullarının oluştuğuna,
2. Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 87 nci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca belirlenen temel cezada alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle fazla ceza tayinine,
3. Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca uygulanan haksız tahrik indiriminin en üst oranda uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle fazla ceza tayinine,İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık …’nın, … ve…’ın babası olduğu ve … sahilinde 19 no.lu büfeyi işlettikleri, olay gecesi maktul ve arkadaşlarının doğum günü kutlaması için …’da buluştukları, kutlama yapıp alkol aldıkları, kutlamadan sonra da iki araç halinde Konyaaltı’na doğru gelip … ailesinin işlettiği büfenin yakınında durdukları, öncelikle orada park halindeki araçta bulunan kişilerle yol verme nedeniyle tartıştıkları, her iki tarafın da alkollü olduğu, tartışmanın bir şekilde sonlandığı, ardından maktul ve arkadaşlarının sebebi tespit edilemeyen bir nedenle ileride aracında dinlenen…’ın aracına saldırdıkları, aracı tekmeledikleri, olayı gören sanık …’in, kardeşi…’ı kurtarmak amacıyla kalabalık grubun yanına gittiği, grubu sakinleştirmek için uyarılarda bulunduğu, ardından babaları olan sanık …’ya seslendikleri, bunun üzerine sanık … ve eşi olan tanık …’ün hemen olay yerine geldikleri, sanık …’nın aşırı alkollü olan ve ellerine geçirdikleri taş, şişe, sandalye gibi cisimlerle büfeye ve büfeye sığınan oğullarına saldırıldığını görünce önce olaya müdahale etmek istediği, ancak kontrol edemeyip grubun büfenin içine girmeye çalışması üzerine olayı başka türlü yatıştıramayacağını anlayıp o arbedede büfe içinden eline geçirdiği bıçak ile oğulları olan… ve …’i korumak maksadıyla hedef gözetmeksizin bıçağı sağa sola savurduğu, bu sırada sanık …’nın kimin yaralandığının farkında olmadığı, ancak sanığın bu eylemi nedeniyle maktulün, batın sol alt kadranda aort ve kolon kesisine neden olan 5×5 cm.’lik kesici alet yarası meydana geldiği, bu yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu ve olay tarihinden 20 gün sonra bu yaralanma nedeniyle vefat ettiği, olay anında maktulün yaralandığını gören arkadaşlarının bir kısmının ise maktule müdahale ettiği, sanık …’nın, oğlu …’den polisi aramasını istediği, polisler gelince de kavganın hâlâ devam ediyor olduğu ve kontrol altına alınması zor olan olay nedeniyle … ailesinin komşuları olan 20 no.lu büfede saklandıkları, olayın görgü tanığı olan …’ün… ve …’in annesi, …’nın da eşi olması nedeniyle tarafsız beyanda bulunamayacağı düşünülse de anlatımlarının sanık savunmaları ve diğer tanık anlatımları ile paralellik gösterdiği, diğer tanıklardan 20 numaralı büfe işletmecisi ve çalışanı olan …ve ….,’ın maktul ve arkadaşlarının taş ve şişelerle büfeye yoğun şekilde saldırdıklarını, … ailesinin kendi büfesi içinde saklandıklarını, maktul tarafının eğer arkadaşlarına bir şey olursa burayı yakacakları şeklinde sözler söyleyip hatta …in maktule yardım etmek istemesine rağmen karşı gruptan olduğu düşüncesiyle ona da saldırdıkları yönündeki anlatımları, yine tanık …’ın gezme amacıyla geldiği …’da tesadüfen olay yerinde bulunduğu, gürültüleri duyması üzerine olay yerine doğru baktığında başlangıçta kalabalık grubun bir aracı sallayıp tekmelediğini, bu sırada araçtan inen…’ın ne olduğunu sorması üzerine grubun bu kişiye saldırdığını, …’in kardeşini kollamak amacıyla olay yerine geldiği, ancak kalabalık olmaları nedeniyle kardeşiyle birlikte büfeye doğru kaçtığını, grubun da peşlerine düşerek büfeye doğru geldiklerini, şezlongların olduğu taraftan sanık … ve tanık …’ün çığlıklarla geldiğini ve grubu büfeden çıkarmaya çalıştıkları esnada kendisinin korkarak olay yerini terk ettiği yönündeki beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde her ne kadar karşı grup ilk olarak … ailesinin kendilerine saldırıp küfür ettiklerini, kendilerinin de karşılık verdiklerini savunmuşlarsa da maktul ve arkadaşlarının alkollü oldukları, bunun olaydan sonra alınan doktor raporlarında da sabit olduğu, daha öncesinde başka kişilerle de sözlü de olsa tartışmaya karıştıkları, ortada hiçbir şey yokken…’ın onlara saldırmasının olağan akışa pek uygun bulunmadığı, bu nedenle Mahkememizce kavganın ilk olarak maktul ve arkadaşları tarafından başlatıldığı kanaatine ulaşıldığı, yine maktulün arkadaşları olan… ve …’ın vücutlarında cilt kesisi olacak şekildeki yaralanmalarından da sanık …’nın ele geçirdiği bıçağı hedef gözetmeksizin oğullarını savunmak maksadıyla sağa sola savurması nedeniyle gerçekleştiğinin anlaşıldığı, kimseyi öldürmek veya yaralamak maksadını taşımadığı, dinlenen tanıklar ve Mahkememizin olayın oluşuna uygun kabul ettiği beyanlar çerçevesinde bir babanın, kalabalık ve alkollü vaziyetteki genç grubun ele geçirdikleri taş, şişe ve sandalyelerle hem sahibi oldukları büfeyi talan etmeleri hem de çocuklarına saldırmaları üzerine kavgayı başka türlü ayıramayacağını düşünerek ani bir kararla büfeden aldığı bıçak ile daha önceden hiç görmediği, tanımadığı, aralarında herhangi bir husumet veya ilişkinin bulunmadığı alkollü grubu dağıtmak maksatlı ve savurmak suretiyle bıçak kullanması sonucu meydana gelen ölüm ve yaralanmalar şeklindeki eylemlerinin meşru müdafaa kapsamında kaldığının kabulünün gerektiği, zira 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin birinci fıkrasına göre gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilemeyeceğinin hüküm altına alındığı, zaten kavganın maktulün vurulmasından önce başlayıp sonrasında da devam ettiği, bu nedenle grubun saldırganlığının arkadaşlarının yaralanmasından da ileri gelmediği ve maktulün de olaydan yaklaşık 20 gün kadar sonra vefat etmesi durumları hep birlikte değerlendirilerek sanık …’nın savunma pozisyonunda olduğu değerlendirilmekle beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.

2. Sanığın, üzerine atılı suçlamayı tevil yoluyla ikrar ettiği anlaşılmıştır.

3. Tanıklar N. T., S. A., G. D., A. Ç. ve A. E.’nin beyanları dava dosyasında mevcuttur.

4. Kolluk tarafından tanzim olunan, 02.09.2018 tarihli Olay Yeri Araştırma, Görgü ve Tespit Tutanağı dava dosyasında mevcuttur.

4. Maktul hakkında;
a) … Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Birimince düzenlenen 25.09.2018 tarihli adlî muayene raporunda;
“02.09.2018 tarihinde yapılan muayenesinde batın sol alt kadranda 5×5 cm. kesici alet yarası olup acil opere olduğu, aort ve kolondan opere olduğu, 6 ünite eritrosit süspansiyonu ve 4 ünite TDP verildiği, halen yoğun bakımda olduğu anlaşılmakla arızasının şahsın yaşamını tehlikeye soktuğu, btm ile giderilebilecek nitelikte olmadığı, vücudunda kemik kırığına neden olmadığı,” sonucuna varıldığı bildirilmiştir.

b) Adli Tıp Kurumu … Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesince tanzim olunan, 19.10.2018 tarihli otopsi raporunda;
“1- Kişinin yapılan otopsisinden elde edilen bulgular ve tıbbi evrakı birlikte değerlendirildiğinde; kişinin vücudunda 1 adet kesici delici alet yarası tespit edildiği, kesici delici alet yarasının öldürücü nitelikte olduğu, tedavi görmesi ve üzerinden zaman geçmesi nedeni ile yara yeri özelliklerinden yaralanmaya neden olan kesici delici aletin özelliklerinin tanımlanmasının yapılamadığı,
2- Kişinin ölümünün batına nafiz kesici delici alet yaralanmasına bağlı, büyük damar ve iç organ yaralanması ile gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu kanaatine varıldığı,” belirtilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Maktulün de içinde bulunduğu yedi kişilik grubun, … marka araçları ile yolu kapatarak eğlenmekte olan bir başka grup ile tartıştıkları ancak tartışmanın karşılıklı bağrışma aşamasında kalıp arbede boyutuna ulaşmadan … marka araçtaki şahısların olay mahallinden ayrılmaları ile sonlandığı, bu sırada babasına ait araçta uyumaya çalışan…’ın, maktulün arkadaşı Mehmet’in olaydan hemen sonra dış dünyadan etkilenmeden önce alınmış beyanında belirttiği gibi “Gece vakti burada ne işiniz var neden bağırıp çağırıyorsunuz, dükkanın önünden dağılın!” gibi sözlerle uyararak gruptan gitmelerini istediği, Volkan ve arkadaşlarının alkolün de verdiği dengesizlikle…’ın üzerine yürüyerek “Sen ne karışıyorsun lan!” diye tepki verdikleri, …’a vurup sanık …’ya ait aracı sallamaya başladıkları, alkolün de verdiği taşkınlıkla önce…’a sataşıp ona saldırdıktan sonra ona yardıma gelen …’e de saldırdıkları kavganın büyümesi üzerine…ve…’ın, babaları olan sanık …’yı “Baba yetiş!” diye yardıma çağırdıkları aşamada eşi olan tanık … ile sahildeki şezlonglarda dinlenmekte olan sanık …’nın olay yerine geldiği, her iki oğlunun yedi kişilik bir grup ile kavga ettiğini görmesi üzerine kavgaya dahil

olduğu ve büfeden aldığı bıçak ile maktulün batın bölgesine bir adet bıçak darbesi vurduğu, maktulün batın sol kadranında 5×5 cm. ebatlarında almış olduğu bıçak darbesine bağlı olarak yere yığılmasından sonra saldırısını sonlandırdığı ve maktulün kaldırıldığı hastanede acil ameliyata alınıp tedavisi sırasında 26.09.2018 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır.

Suç vasfı yönünden; sanık …’nın maktul ve arkadaşlarını olay öncesi tanımaması, aralarında öldürmeyi gerektirir bir husumet bulunmaması, maktul …’e birden fazla bıçak darbesi vurma imkanı var iken eylemini sürdürmemesi, sanığın, oğullarının birden fazla kişi tarafından saldırıya uğraması ve dövülmesinin ortaya çıkardığı öfke ve elemle hareket ettiği bu nedenle kastının öldürmeye değil yaralamaya yönelik olduğu kabul edilerek eyleme ilişkin hukukî vasıflandırmanın yapıldığı tespit edilmiştir.

Meşru savunma yönünden; maktulün içinde bulunduğu yedi kişilik grubun sanık … ve oğullarına yönelik yaralama eylemlerinin, basit tıbbî müdahale ile giderilebilecek nitelikten öteye gitmediği, bu nedenle sanık … ya da… ile …’in 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında ağır ve haksız bir saldırıya uğradıkları veya uğrayacaklarının kabulünün mümkün olmadığı, belirtilen nedenlerle sanık lehine meşru savunma ya da meşru savunmada sınırın aşılması koşullarının oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Haksız tahrik yönünden; sanığın, çocukları olan… ve …’in, maktulün de içinde bulunduğu yedi kişilik grubun saldırısına uğrayarak basit şekilde yaralanmaları, aracına ve iş yerine zarar verilmesinin ortaya çıkardığı öfke ve elem ile 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamında haksız tahrik koşullarında yüklenen suçu işlediği kabul edilmekle, sanık hakkında kurulan hükümde haksız tahrik indirimi uygulanmasına karar verildiği belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Cumhuriyet Savcısı ve Katılanlar Vekilinin Suç Vasfına Yönelen Temyiz Sebepleri
Mahkemece suç vasfı yönünden yapılan değerlendirme neticesinde, “… sanık …’nın maktul ve arkadaşlarını olay öncesi tanımaması, aralarında öldürmeyi gerektirir bir husumet bulunmaması, maktul …’e birden fazla bıçak darbesi vurma imkanı var iken eylemini sürdürmemesi, sanığın, oğullarının birden fazla kişi tarafından saldırıya uğraması ve dövülmesinin ortaya çıkardığı öfke ve elemle hareket ettiği bu nedenle kastının öldürmeye değil yaralamaya yönelik olduğu” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden suç vasfının tespit ve tayininde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Cumhuriyet Savcısı ve Katılanlar Vekilinin Haksız Tahrike Yönelen Temyiz Sebepleri
Maktulün de içinde bulunduğu yedi kişilik grubun, … marka araçları ile yolu kapatarak eğlenmekte olan bir başka grup ile tartıştıkları ancak tartışmanın karşılıklı bağrışma aşamasında kalıp arbede boyutuna ulaşmadan … marka araçtaki şahısların olay mahallinden ayrılmaları ile sonlandığı, bu sırada babasına ait araçta uyumaya çalışan…’ın, maktulün arkadaşı Mehmet’in olaydan hemen sonra dış dünyadan etkilenmeden önce alınmış beyanında belirttiği gibi “Gece vakti

burada ne işiniz var neden bağırıp çağırıyorsunuz, dükkanın önünden dağılın!” gibi sözlerle uyararak gruptan gitmelerini istediği, Volkan ve arkadaşlarının alkolün de verdiği dengesizlikle…’ın üzerine yürüyerek “Sen ne karışıyorsun lan!” diye tepki verdikleri, …’a vurup sanık …’ya ait aracı sallamaya başladıkları, alkolün de verdiği taşkınlıkla önce…’a sataşıp ona saldırdıktan sonra ona yardıma gelen …’e de saldırdıkları olayda, ilk haksız hareketin maktulün de içinde bulunduğu gruptan geldiğinin kabulü ile sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren (1/3) oranında haksız tahrik indirimi uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Katılanlar Vekilinin Takdirî İndirim Sebebine Yönelen Temyiz Sebebi
Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükümde, “Sanığa hükmedilecek cezanın geleceği üzerindeki olası etkisi lehine taktiri indirim sebebi kabul edilerek, …” şeklindeki gerekçeyle 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdirî indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği, Mahkemenin takdir yetkisinin cezanın bireysel caydırıcılığı fonksiyonu dikkate alınarak yerinde, yeterli ve kanunî bir gerekçeye dayandığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

D. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Haksız Tahrike ve Temel Ceza Miktarına Yönelen Temyiz Sebepleri
Gerekçe başlığı altında yer alan (A) paragrafında açıklanan neden karşısında sanık müdafiinin suç vasfına; (B) paragrafında açıklanan neden karşısında hasız tahrik indirim oranına yönelen temyiz sebepleri sonuca etkili görülmemiştir.

2. Meşru Savunmaya Yönelen Temyiz Sebebi
Bölge Adliye Mahkemesince somut olayda meşru savunma koşullarının oluşup oluşmadığının, denetime imkân verecek şekilde gerekçeye yansıtılarak değerlendirildiği ve “… maktulün içinde bulunduğu yedi kişilik grubun sanık … ve oğullarına yönelik yaralama eylemlerinin, basit tıbbî müdahale ile giderilebilecek nitelikten öteye gitmediği, bu nedenle sanık … ya da… ile …’in 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında ağır ve haksız bir saldırıya uğradıkları veya uğrayacaklarının kabulünün mümkün olmadığı, belirtilen nedenlerle sanık lehine meşru savunma ya da meşru savunmada sınırın aşılması koşullarının oluşmadığı …” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin birinci fıkrası ile aynı Kanun’un 27 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulama koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 16.06.2020 tarihli ve 2020/670 Esas, 2020/1208 Karar sayılı kararında, Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekili ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.01.2023 tarihinde karar verildi.