YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6382
KARAR NO : 2022/6838
KARAR TARİHİ : 19.10.2022
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : GEMLİK 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tapu iptali ve terkin davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ilişkin verilen kararın, bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; başvurunun esastan reddine dair verilen karar, süresi içinde bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, davalılar adına kayıtlı 101 ada 603 parsel sayılı taşınmazın ekli krokide gösterilen 172,34 m2‘lik kısmının kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kaldığını, bu bölümün devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması nedeniyle 172,34 m2 lik kısma ait tapu kaydının iptali ile terkine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar, taşınmazın kıyıda kalmadığını, üçüncü kişilerin kıyıdan kum ve çakıl alması, deniz ve su hareketlerinin karakteri nedeniyle kıyı kenar çizgisinin değişmesinin mülkiyet hakkını ortadan kaldırmayacağını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ile dava konusu 101 ada 603 parsel sayılı taşınmazın 21.01.2016 tarihli rapora ekli krokide (A) harfi ile gösterilen ve kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan 174,07 m2’lik kısmına ilişkin tapu kaydının iptali ile kıyıya terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin Kaldırma Kararı
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 09/03/2017 tarihli ve 2017/59 Esas, 201768 Karar sayılı kararıyla; davada yer almayan dava konusu taşınmaz maliklerinden … ve …. mirasçılarından …, … ve …’na usule uygun şekilde dava yöneltilerek taraf sıfatı almalarının temini, dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle ve güncel tapu kayıt örneği getirtilerek taraf teşkilinin denetlenmesi, davalı sıfatı bulunmayan dava konusu taşınmaz maliki veya malikin ölmüş olması halinde yöntemine uygun şekilde belirlenecek mirasçısı varsa onların da davada taraf sıfatıyla yer almalarının sağlanması, bildirildiği takdirde cevap ve delillerinin dosyaya eklenmesi, dava konusu taşınmazın kadastro tespitine dayanak tüm kayıtların ilk tesisinden itibaren getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınması, idarece oluşturulduğu bildirilen kıyı kenar çizgisine ilişkin karar ve dayanak tüm belgelerin dosyaya getirtilmesi, ayrıca davalılara tebliğ edilip edilmediğinin ve itiraza uğrayıp uğramadığının belirlenmesi, ondan sonra oluşacak durum, dosya içeriği, iddia ve savunma doğrultusunda gerekli inceleme ve değerlendirme yapılarak uyuşmazlığın esası hakkında sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, değinilen hususlar gözardı edilerek hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemesince verilen karar kaldırılarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesince Kaldırma Kararı Sonrasında Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince, idarece oluşturulan kıyı kenar çizgisinin, 30/06/1998 tarihli genelge ile ilan edildiği ancak ilgililerine tebliğ edilmediği, idarece oluşturulan kıyı kenar çizgisinin kesinleştiğinden bahsedilemeyeceği, bu nedenle mahallinde yeniden keşif yapılarak kıyı-kenar çizgisinin belirlendiği, keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarının hükme esas alınabilir mahiyette olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu 101 ada 603 parselin 28.03.2018 tarihli rapora ekli krokide (A) harfi ile gösterilen ve kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan 174,07 m2 kısmına ilişkin tapu kaydının iptali ile kıyıya terkine karar verilmiştir.
4. İlk Derece Mahkemesince Kaldırma Kararı Sonrasında Verilen Karara Karşı İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
5. İstinaf Nedenleri
Bir kısım davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, keşifte yapılan ölçümlerin taşınmazın denize olan sınırından başlatılmasının doğru olmadığını, deniz sınırının iklim şartları ve su hareketleri nedeniyle değişiklik yarattığını, bu nedenle ölçümlerin yanlış olduğunu, komşu parsellerde tecavüz olmadığı halde dava konusu taşınmazda tecavüzün varlığının şüphe taşıdığını, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
6. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 25/03/2021 tarihli ve 2019/2473 Esas 2021/699 Karar sayılı kararıyla; mahkemece kaldırma kararı üzerine taraf teşkilinin tamamlandığı, idarece yapılan kıyı-kenar çizgisi çalışmalarına ilişkin kayıt, belge ve krokilerin getirtildiği, mahallinde 09/03/2018 tarihinde jeoloji mühendisleri ve harita mühendisinden oluşan bilirkişi heyeti refakatinde keşif icra edildiği, nizalı taşınmazın bulunduğu yere ilişkin idarece belirlenen kıyı-kenar çizgisine ilişkin kayıt ve belgelerin de değerlendirilmesinin yanı sıra, zeminde etüt yapılarak teknik verilerle kıyı-kenar çizgisi belirlendiği, taşınmazın kıyı-kenar çizgisi dahilinde kalan kısmı infaza elverişli krokiye aktarıldığı ve buna atıfla hüküm kurulduğu, yazılı şekilde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri Özetle
Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ile kararın bozulmasını talep etmiştir.
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 3621 sayılı Kıyı Kanunu uyarınca açılan tapu iptal ve terkin istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Anayasa’nın 43 ve 3621 sayılı Kıyı Yasası’nın 5. maddesine göre kıyılar; Devlet’in hüküm ve tasarrufu altındadır, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Deniz, göl ve akarsu kıyıları ile deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmakta, öncelikle kamu yararı gözetilir. 4. madde hükmüne göre Kıyı çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, taşkın durumları dışında, suyun karaya değdiği noktaların birleşmesinden oluşan çizgi, Kıyı Kenar çizgisi: Kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin oluşturulduğu kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık ve benzeri alanların doğal sınır, kıyı ise: kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alandır. TMK’nın 999. maddesine göre de; özel mülkiyete tâbi olmayan ve kamunun yararlanmasına ayrılan taşınmazlar, bunlara ilişkin tescili gerekli bir aynî hakkın kurulması söz konusu olmadıkça kütüğe kaydolunmaz, tapuya kayıtlı bir taşınmaz, kayda tâbi olmayan bir taşınmaza dönüşürse, tapu sicilinden çıkarılır.
3.2.2. Uyuşmazlığın bu niteliğine göre, öncelikle yöntemince kıyı-kenar çizgisinin belirlenmesi ve zemine uygulanması gerekir. Bu doğrultuda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde idarece oluşturulmuş kıyı kenar çizgisinin bulunup bulunmadığı Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden sorularak belirlenmelidir. İdarece oluşturulmuş ve kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi var ise, buna ilişkin karar ve dayanağı olan belgeleri ile kroki ve haritasının birlikte getirtilip dosya arasına konulması, mahallinde yerel ve teknik bilirkişi ile harita mühendisi aracılığıyla yapılacak keşifte araziye uygulanması, çekişme konusu taşınmazın yeri belirlenip harita üzerine işaretletilmesi gerekir.
3.2.3. İdarece oluşturulmuş kıyı kenar çizgisinin bulunmaması yahut idari yargı yerinde iptal edilmiş veya oluşturulan harita 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edilen ilkeye göre ilgililerine tebliğ edilerek kesinleştirilmemiş ve davalının itirazına uğramışsa; adli yargı mahkemesince, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 4.maddesindeki tanımlamalar dikkate alınarak, aynı Kanunun 5 ve 9. maddeleri ile 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı, 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları gözönünde tutularak, Kanun’un 9/2.maddesinde belirtilen bilirkişi kurulu aracılığıyla, keşif yapılarak açıklanan kural ve yöntemler doğrultusunda kıyı kenar çizgisi oluşturulmalıdır. Mahkeme aracılığıyla bu çalışma yapılırken, varsa idarenin önceden kıyı kenar çizgisi oluşturmak için yaptığı saptamalar ve bu konuda kurulan komisyonun çalışmalarının ortaya çıkardığı bilimsel değerlerin bulunduğu da göz ardı edilmemelidir.
3.2.4. İdarenin kıyı kenar çizgisi çalışmalarında, o yere ilişkin kamu görevlilerince önceden oluşturulmuş komisyon çalışmalarını içerir kayıt ve belgeler getirtilmeli, bunlardaki verilerle, mahkemece kıyı kenar çizgisi oluşturmak için bilirkişilerce yapılan çalışmalarda elde edilen veri ve bulguların örtüşmemesi durumunda, bunun nedenleri hakkında bilirkişilerden bilimsel gerekçelere ve maddi bulgulara dayalı, doyurucu ve denetime açık ek rapor alınmalıdır. Başka bir anlatımla, eldeki uyuşmazlıkta idari saptamalardan takdiri delil olarak yararlanılması zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.06.2003 tarihli ve 97/110 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Yapılacak bu araştırmalarla, dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisinin hangi tarafında kaldığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra, oluşacak durum, dosya içeriği, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan diğer tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek, uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekir.
3.2.5. HMK’nın 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır.
3.2.6. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi;
“(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.
(2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır” hükümlerini içermektedir.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Dosya içeriğine, toplanan delillere, uzman bilirkişiler aracılığıyla mahallinde keşif yapılarak 28.11.1997 gün, 5/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararı doğrultusunda belirlenen kıyı-kenar çizgisi içinde kalan kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur.
Ne var ki; davacı taraf dava dilekçesinde kıyı kenar çizgisi içinde kalan 172,34 m2’lik kısmın tapu kaydının iptali ile kıyıya terkinine karar verilmesini istediği halde, mahkemece dava konusu edilmeyen ve kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan 1,73 m2’lik yer bakımından da kabul kararı verilerek 6100 sayılı HMK’nun 26. maddesine aykırı olarak talepten fazlaya hükmedilmiş olması doğru değildir.
3.3.2. Kabule göre de;
Dava dilekçesinde, kayıt maliki olması nedeniyle davalı olarak … yazılmasına rağmen, dava ile ilgisi olmayan ölü Ali Sözer isimli kişinin mirasçıları olan …, …, …, … ve …’in karar başlığında davalılar arasında gösterilmesi,
Davalılardan …’ın yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçılarının davaya dahil edilerek, karar başlığında davalılar arasında gösterilmesine rağmen , ölü …’ın da karar başlığında davalılar arasında gösterilmesi,
Davalı … Müftüoğlu mirasçılarından … ve …..’nun da Avukat … ….. tarafından temsil edilmesine rağmen bu durumun karar başlığında gösterilmemesi,
I-1 nolu bağımsız bölüm maliki …, I-4 nolu bağımsız bölüm maliki …, C-3 nolu bağımsız bölüm maliki …, E-3 nolu bağımsız bölüm maliki …, E-4 nolu bağımsız bölüm malikleri … ve … tarafından yargılama sırasında maliki oldukları bağımsız bölümlerin dava dışı üçüncü kişilere devredilmesi nedeniyle yeni kayıt malikleri …,…,… ve …’ın davaya dahil edilerek, karar başlığında davalılar arasında gösterilmesine rağmen, eski kayıt malikleri …,…,…, … ve … ile … mirasçıları … ile Eylül Sevinç’in karar başlığında davalılar arasında gösterilmesi doğru değildir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin değinilen yönlere ilişkin yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Gemlik 2. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19/10/2022 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.