YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1220
KARAR NO : 2006/1474
KARAR TARİHİ : 06.03.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 103 ada 20, 21 parsel sayılı 4038.89, 1334.47 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, mer’a vergi kaydı nedeniyle mer’a olarak sınırlandırılmıştır. Davacılar Mahmut Fidan, Mahmut Güçer ve Durmuş Güçer, yasal süresi içinde vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Dava dosyaları birleştirilerek Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, çekişmeli 103 ada 20 nolu parselin Davacı …, 103 ada 21 nolu parselin eşit hisselerle davacılar… adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece davaya konu parsellerin tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu yararına tahsis edilen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerle ilgilerinin bulunmadığı zilyetlikle mülk edinme şartlarının adına tescil kararı verilenler yararına gerçekleştiği kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş isede; değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Çekişmeli taşınmazlar kadastro tespiti sırasında 937 tahrir yıllı 1858 tahrir numaralı vergi kaydı kapsamında kaldıkları ve öncesinin kamu orta malı mer’a niteliğinde olup, köy hayvanları tarafından otlak yeri olarak kullanılırken 1976 yılında köylüler tarafından aralarında taksim edilmek sureti ile işgal edilip tarla haline getirildiği belirtilmek sureti ile mer’a olarak sınırlandırılmıştır. Davacılar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmış, mahkemece yukarıda belirtilen şekilde hüküm kurulmuştur. Çekişmeli taşınmazların tespite esas olan 937 tahrir yıllı 1858 tahrir numaralı mer’a vergi kaydı, kapsamında kaldığı, taşınmazların mer’a olarak sınırlandırılıp kesinleşen 22, 23, 16, 18, 19, 17 ve 1 numaralı parsellerle bütünlük arzettiği tespit edilmiştir. Davacı tarafça resmi belge niteliğindeki kadastro tutanağının aksi ispat edilemediği gibi tutanağın gerçeği aksettirdiği taşınmazların mer’a parselleri içerisinde yer almış olması ve genel konumları itibarı ile belirlenmiş bulunmaktadır. Mer’aların ne kadar süreye ulaşırsa ulaşsın zilyetlikle iktisabı mümkün değildir. Bu itibarla davacıların davasının reddine ve taşınmazların mer’a olarak sınırlandırılıp özel siciline yazılmasına karar verilmesi gerekir. Mahkemece resmi belgelere ve arazinin konumuna aykırı düşen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilerek hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 6.3.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.