YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8724
KARAR NO : 2022/11300
KARAR TARİHİ : 27.09.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Dava, bir kısım sigortalılık süresinin iptali ve giderek yaşlılık aylığı şartlarının yitirilmesi nedeniyle, kurumca bağlanan aylığın iptali ile yersiz sağlık giderleri yapılması nedeniyle oluşturulan borç nedeniyle Kurum işlemlerinin iptali, kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti ve kesilen aylığın yeninden bağlanması gerektiğinin tespiti, istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle, davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili: davacının SSK kapsamında muhtelif işyerlerinde çalıştıktan sonra emekli olarak kendisine emekli maaşı bağlandığını, emekli aylığı atmakta iken, davalı Kurum sigortalılarından Mehmet Dursun’un 1980-1981-1982 yıllarına ait sigortalılık sürelerinin müvekkiline mal edilerek yaşlılık aylığı bağlandığının tespit edilerek müvekkilinin aylık bağlama şartlarının oluşmaması nedeniyle yaşlılık aylığının durdurulduğunu, 24.05.2011-23.06.2016 tarihleri arasındaki ödenen yaşlılık aylığı ve sağlık hizmeti harcamalarının müvekkili aleyhine borç kaydedilerek talep edildiğini, müvekkilinin 15.05.2009 tarihli dilekçe ile Kuruma müracaat ederek sigorta günlerinin hesaplanmasını talep ettiğini, Kurum tarafından verilen cevapta 3580 gününün olduğu ve 3600 iş günü şartını yerine getirmesi halinde ise aylık bağlanabileceğinin belirtildiğini, müvekkilinin isteğe bağlı sigortalılık kapsamında prim ödemesi yaparak emeklilik için müracaat ettiğini ve emekli olduğunu, Kurumun hatalı işlemi neticesinde müvekkilinin aylıklarının durdurulması, geriye dönük 5 yıllık aylıkların ve sağlık hizmetlerinin borç çıkartılarak talep edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, kurum işleminin iptali ile yersiz ödendiği iddia edilen aylıklar nedeniyle tahakkuk ettirilen 67.166,06-TL. ile yersiz ödendiği iddia edilen sağlık hizmetleri nedeniyle tahakkuk ettirilen 10.336,79-TL. borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum sigortalılarından … mülga 506 sayılı Kanun’a tabi 1980/1-1982/1 arasındaki hizmetlerinin aynı zamanda davacı …’a mal edilerek yaşlılık aylığı bağlandığını, 5510 sayılı Kanun gereği davacının yaşlılık aylığı bağlama şartlarının oluşmaması nedeniyle ilgili dönemin …’ın hizmetlerinden düşülmesi ve 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi yersiz ödemenin iadesi gerektiğini, bu nedenle Kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Davacıya 01.06.2009 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının bağlanmasında davacının her hangi bir kusurunun bulunmadığı ve tamamen kurumun kendi kusuru ve hatalı işlemi sonucu meydan geldiği anlaşıldığından, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin “Aylık bağlandıktan sonra prim ödeme gün sayısı eksik olduğu tespit edilenler” Başlıklı geçici 35.maddesi” (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kanuna veya ilgili sosyal güvenlik kanunlarına göre aylık bağlanmış olanlardan, tahsis talep veya ölüm tarihi itibariyle ilgili kanunlarında öngörülen aylık bağlama koşullarından prim ödeme gün sayısı şartının sigortalıların kasıtlı veya kusurlu davranışlarından kaynaklanmayan nedenlerle yerine gelmediği daha sonra anlaşılanların eksik hizmet süreleri;
a) Kanuna veya 3201 sayılı Kanuna göre borçlanılacak süresi olanlar, borçlanma talep tarihinde kanunun 82 nci maddesine göre tespit edilecek prime esas günlük kazanç alt sınırı üzerinden eksik hizmet süresi kadar borçlandırılmak,
b) Birinci fıkranın (a) bendi kapsamında borçlanılacak süresi olmayanlar ile borçlanılacak süreleriyle eksik hizmet süresini tamamlamayanlardan; tahsis talep tarihi ile yersiz ödemenin tespit edildiği tarih arasında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında sigortalılığı bulunanların eksik hizmet süresinin tamamlanacağı tarihe kadar hizmet verilmek,
c) Birinci fıkranın (a) ve (b) bendi kapsamında süresi olmayanlardan; isteğe bağlı, 2925 sayılı Kanuna tabi, Kanunun ek 5 inci maddesi ile ek 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki sigortalılıkları tahsis talep tarihi itibariyle aylığa hak kazanmaları nedeniyle sona erenlere, eksik hizmet süresinin tamamlanacağı tarihe kadar belirtilen kapsamdaki sigortalılıkları devam ettirilmek, suretiyle tamamlatılır. (2) Birinci fıkranın (a) bendi kapsamında olanlar için yeni bir aylık hesabı yapılmaz ve aylık başlangıç tarihi değiştirilmez, (b) ve (c) bentleri kapsamında olanlar için ise aylık bağlanmış olan sigortalılık haline göre eksik hizmet süresinin tamamlanacağı tarih itibariyle yeniden aylık hesaplanır ve yapılacak hesaplamada; devam eden sigortalılık süreleri gün ve kazanç olarak, borçlanılacak süreler sadece prim ödeme gün sayısı olarak değerlendirilir. (3) Birinci fıkranın (a), (b) veya (c) bentleri kapsamında tahakkuk edecek borç tutarları ile bu madde kapsamında olanlara son aylık ödenen tarihten eksik hizmet süresi kadar geriye gidilerek tespit edilecek sürede yapılmış olan yersiz ödemeler Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında aylıklarından kesilmek suretiyle tahsil edilir. Ancak bu maddenin yürürlük tarihinden önce aylıkları kesilerek Kanunun 96 ncı maddesi hükümlerine göre yersiz ödenen tutarların tamamı tahsil edilmiş olanlar ile tahsil süreci devam edenlerin ödemiş oldukları tutarlar bu madde kapsamında hesaplanan yersiz ödeme tutarından fazla ise iade ve mahsup edilmez.” Hükmü gereğince davacının 29.5.2009 tarihli tahsis talebini; prim ödeme gün sayısı yeterli olmadığı gerekçesiyle davacının aylığın iptal edildiği 6.6.2016 tarihinden sonra 25.7.2016-23.8.2018 tarihleri arasında Ek 5.madde tarım kapsamındaki 413 günlük sigortalılık süresinin, tahsis talep tarihi olan 29.5.2009 tarihinden ileriye doğru götürülerek ( 1 yıl 1 ay 23 gün) 2.10.2010 tarihine götürülmesi ve bu tarihi takip eden aybaşı olan 1.11.2010 tarihinden itibaren 4/1-a kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması ve bağlan bu aylığının kesintisiz devam ettirilmesi ve aksi yöndeki Kurum işleminin iptal edilmesi gerektiği yönünde mahkememizde kanaat oluşmakla,
Dosya kapsamına göre, davacının yaşlılık aylığından yararlanma şartlarını taşımadığı 01.6.2009-24.10.2010 tarihleri arasındaki ödemelerin yersiz ödeme olarak kabul edilmesi ve 5510 sayılı yasanın 96/b bendi gereğince davalı kurumca yersiz ödemenin yapıldığının öğrenildiği 25.5.2016 tarihinde itibaren geriye doğru 5 yıllık süre içerisinde (25.5.2011 tarihine kadar) ödenen ödemelerin geri istenebileceği yıllık süre dışında (25.5.2011 tarihinden önceki döneme ait) yapılan ödemelerin istenilemeyeceği dikkate alınarak 1.11.2010 tarihinden önceki döneme ait aylık ödemelerin ve sağlık giderlerinin geri ödenmemesi gerektiğinden davacının davalı kuruma her hangi bir borcunun bulunmadığı tespit edildiğinden davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesince Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin Geçici 35. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereğince davacının eksik hizmetlerinin tamamlandığı ve davacıya 01.03.2018 tarihi itibariyle yeniden yaşlılık aylığı bağlandığı, ancak 25.07.2016 – 23.02.2018 tarihleri arasındaki sigortalılık süresinin ilk tahsis talep tarihinden ileriye doğru götürülerek davacının emekliliğe hak kazandığı tarihin belirlenmesi gerektiği, bilirkişi tarafından davacının 01.11.2010 tarihinden itibaren emeklilik aylığına hak kazandığına ilişkin tespitin 506 sayılı Yasa’nın Geçici 81. maddesinin C bendi gereğince yerinde olduğu, dolayısıyla Kurumun 5510 sayılı Yasa’nın 96/b maddesi gereğince borç tahakkuk ettirdiği 24.05.2011 – 23.06.2016 tarihleri arasındaki dönemde davacının emekli olarak kabul edilmesi gerektiği, bu durumda davacıya yersiz yapılan ödemenin bulunmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
Bu halde davalı Kurum vekili tarafından ileri sürülen tüm istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri yerinde olmayıp, incelenen kararın; dava dosyası kapsamında mevcut maddi delillere uygun, yasal ve hukuksal gerekçelere dayandığı, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik ve kamu düzenine aykırı bir halin varlığının tespit edilemediği dikkate alınmak sureti ile davalı Kurum vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı Kurum vekili, davacı hakkında yapılan Kurum işlemlerinin yerinde olduğunun davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olup kararın temyizen bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 60 ve geçici 81’inci maddelerinde yaşlılık aylığından yararlanmak için; kural olarak maddede belirlenen yaşa ulaşmış olmak, belirli bir süre prim ödemek, işten ayrılmak ve talepte bulunmak koşulları öngörülmüştür.
Diğer taraftan 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerinin Birleştirilmesi Hakkındaki Kanunun 7. maddesinin 1. fıkrasında “4 üncü maddede belirtilen hizmet süreleri toplamına; itibari hizmet süreleri ile prim ödenmemiş süreler katılmaz.” hükmü mevcut iken, aynı Kanunun 8.maddesi hükmüne göre; birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden ilgililere son 7 yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca kendi mevzuatına göre aylık bağlanır. ” düzenlemesi mevcuttur.
Dosyanın incelenmesinde, 15.03.1952 doğumlu davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 05.05.1975,olup, 600 günlük askerlik borçlanması ile beraber 3611 gün üzerinden, 29.05.2009 tarihli tahsis talebine istinaden 01.06.2009 tarihinden itibaren 506 Sayılı Yasanın geçici 81/C bendi kapsamında bağlanan yaşlılık aylığının; dava dışı Mehmet Dursun’un 506 sayılı Kanun’a tabi 1980/1-1982/1 arasındaki toplam olarak 650 gün hizmetinin aynı zamanda davacı …’a mal edilerek yaşlılık aylığı bağlandığının tespit edildiği, Kurum tarafından yapılan yeniden değerlendirme ile bu hizmetler dışlandığında davacıya ait olduğu anlaşılan gün sayısının 2961 gün olarak tespit edilmesinin ardından, bağlama şartları oluşmadığından bağlanan yaşlılık aylığının başlangıç tarihi itibariyle durdurulduğu ve 5510 sayılı Yasanın 96. Maddesinin B bendi kapsamında 24.05.2011 – 23.06.2016 tarihleri arası ödenen 67.166.06 TL aylık ile 10.336,79 TL tedavi gideri borç tahakkuk ettirilerek, 06.06.2016 tarihli borç bildirim belgesi ile davacıdan talep edildiği, davacının 25.07.2016-23.02.2018 tarihleri arasında 5510 Sayılı Ek 5. Maddesi kapsamındaki sigortalılığın esas alınarak davacının yeniden tahsis talep etmesi üzerine, kurumca 01.03.2018 tarihi itibari ile yaşlılık aylığının bağlandığı anlaşılmaktadır.
Eldeki davada, mahkemece, 25.07.2016 – 23.02.2018 tarihleri arasında geçen tahsis sonrası 413 günlük sigortalılık süresinin önceki tahsis talep tarihi olan 29.05.2009 tarihinden itibaren 1 yıl 1 ay 23 gün ilave edilmek suretiyle 02.10.2010 tarihine götürülmesi ve bu tarihi takip eden aybaşı olan 01.11.2010 tarihinden itibaren 4/1-a kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, davacının hizmetine eklenen diğer sigortalıya ait hizmetlerin kendisine ait olduğuna dair bir iddiada bulunmaması ile aylık bağlanmasına ilişkin tahsis talep tarihi itibari ile primi ödenmemiş sürelerin tahsis ve hizmet birleştirme işlemlerinde dikkate alınamayacağından, davacı hakkında kurum hatası nedeniyle 5510 sayılı Yasanın 96. Maddesinin b bendi kapsamında yapılan işlem ile borç tahakkukunun yerinde olduğu anlaşılmakta olduğundan, davanın reddi yerine uygulanma yeri olmayan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin geçici 35.maddesi gerekçe kılınarak, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.09.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.