YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6547
KARAR NO : 2023/712
KARAR TARİHİ : 07.02.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Zincirleme olarak icrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Buldan Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.02.2015 tarihli ve 2014/205 Esas, 2015/64 sayılı Kararının sanıklar ve şikayetçiler vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Duruşma gün ve saatini bildiren davetiye tebliğ edilerek duruşmaya gelmesine rağmen usulüne uygun katılma talebinde bulunmayan şikayetçilerin katılan sıfatını kazanmadıkları ve bu itibarla hükümleri temyiz hakları olmadığı, gerekçeli kararın tebliğinin ise temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, vekillerinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun ) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanıkların temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği sanıkların temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Buldan Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.02.2014 tarihli ve 2013/453 Soruşturma, 2014/79 Esas, 2014/39 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında zincirleme biçimde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Buldan Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.02.2015 tarihli ve 2014/205 Esas, 2015/64 sayılı Kararı ile sanıkların zincirleme biçimde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 50 ve 52 nci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası karşılığı 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar, haklarında verilen mahkumiyet hükümlerini bozulması istemiyle temyiz etmişlerdir.
III. OLAY VE OLGULAR
S.S.Türlübey Tarımsal Kalkınma Kooperatifi yönetim kurulu başkan ve üyeleri olan sanıklar …, … ve … hakkında, 2013 yılı Mart ayında yapılan genel kurul öncesinde yeterli şartları taşımayan kişilerin kooperatife üye yapılması ve Buldan Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma Vakfından 2010 yılında alınan yem yardımından üyelerin borçlarına mahsuben kesinti yapılarak dağıtılması iddialarıyla zincirleme biçimde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açılmıştır.
Mahkemece; kooperatif genel kurulunun 25.03.2013 tarihinde yapıldığı, kooperatif anasözleşmesinin 64 üncü maddesi uyarınca genel kurul toplantı tarihinden üç ay evvel ortak olmayanların genel kurulda oy kullanamayacaklarının hükme bağlandığı, Tarım ve Orman İl Müdürlüğünün 04.06.2013 tarihli cevabi yazısından 2012 yılı Aralık ayı içerisinde 16 kişinin kooperatife üye olarak kaydedildiğinin tespit edildiği ancak anasözleşmenin 11 inci maddesi uyarınca ortaklığa giriş için ortağın taahhüt ettiği nakdi sermaye payının dörtte birinin karşılığı olan miktarın tahsil edilmesinin gerektiği, girişte ortaklık vecibesini yerine getirmeyenlerin ortaklık hakkının doğmayacağının hükme bağlandığı, anasözleşmenin 29 uncu maddesi gereği her bir ortağın ortaklığa girişte 25,00 TL ödeme yapmasının gerektiği ancak Tarım ve Orman İl Müdürlüğünden alınan 04.06.2013 tarihli cevabi yazı ekinde yer alan ortak pay defterinin incelenmesinde … haricindeki 15 üyeden bu bedelin tahsil edilmediğinin tespit edildiği, dosya arasında bulunan hazirun cetveli incelendiğinde de 25.03.2013 tarihli kooperatif genel kuruluna bu üyelerin iştirak edip oy kullandıklarının belirlendiği, böylece şüphelilerin anasözleşmenin 11 inci maddesindeki yükümlülüklerini yerine getirmemeleri nedeniyle ortaklık hakları doğmayan 15 üyenin genel kurulda oy kullanmasını sağlayarak görevlerini kötüye kullandıkları, yine Buldan Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma Vakfından 2010 yılında alınan yem yardımından kesinti yapıldığı iddiasıyla ilgili olarak yapılan değerlendirmede ise; S.S.Türlübey Tarımsal Kalkınma Kooperatifi yönetim kurulu başkan ve üyeleri olan sanıklar …, … ve …’ın herhangi bir yönetim kurulu veya genel kurul kararı alınmaksızın 2010 yılı içerisinde Buldan Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma Vakfı tarafından kooperatif ortaklarına yapılan yem yardımından, kooperatif borçlarına mahsup edilmek üzere üçer torba kesinti yaptıkları ve yapılan kesintilerin hüküm aşamasında dahi kooperatif ortaklarına ödenmediği, bu durumun alınan bilirkişi raporu ve bakanlık tarafından tanzim edilen inceleme raporundan da anlaşıldığı, sanıkların da ifadelerinde bu hususu ikrar ettikleri, böylece sanıkların kooperatif anasözleşmesine aykırı olarak herhangi bir karar alınmasızın üyelerden kesinti yapıp şikayet tarihine kadar yapılan kesintileri kooperatif üyesi şikayetçilere geri ödemeyip onların mağduriyetlerine neden olarak görevlerini kötüye kullandıkları kanaatine varılarak sanıkların üzerlerine atılı zincirleme biçimde görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri kabul edilmiş ve ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
S.S. Türlübey Tarımsal Kalkınma Kooperatifinin yönetim kurulu başkan ve üyeleri olan sanıklar hakkında zincirleme biçimde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı, kooperatif tüzel kişiliği ile Tarım ve Orman Bakanlığının bu suçun zarar göreni oldukları gözetilerek her aşamada davadan haberdar edilmeleri mümkün görüldüğünden bu eksiklik bozma nedeni sayılmamıştır.
Haklarında mahkumiyet hükmü kurulan sanıkların yargılama konusu eylemlerinin soruşturma veya kovuşturma iznine tabi olmayan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında yer alan suça ilişkin olduğu, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile basit yargılama usulünün getirildiği ancak Anayasa Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 sayılı Kararı ile yargılama aşamasında olup henüz “kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış” dosyalar açısından Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Yasa’nın 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “…hükme bağlanmış…” ibaresinin “basit yargılama usulü” bakımından iptal edildiği ve bu kararın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddeleri gereğince “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle şikayetçiler vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle REDDİNE,
2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Buldan Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.02.2015 tarihli ve 2014/205 Esas, 2015/64 sayılı Kararına yönelik sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddenin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.02.2023 tarihinde karar verildi.