YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/639
KARAR NO : 2007/2272
KARAR TARİHİ : 12.06.2007
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Mal beyanında bulunmamak suçundan sanık …’nın yargılama sonucunda, icra takibine konu alacak miktarının alım gücüne göre yaşamak için herkeste bulunması zorunlu olan miktarın altında olduğu bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/4-d maddesi gereğince sanığın eyleminde haksızlık içeriğinin az olduğu ceza verilmesinde toplum yararı olmadığından bahisle sanık hakkında ceza tayinine yer olmadığına dair. Bağcılar İcra Ceza Mahkemesinin 27.07.2006 tarihli ve 2006/1289-1478 sayılı kararına yönelik itirazın kabulüyle Bağcılar İcra Ceza Mahkemesi kararının kaldırılmasına, suçun diğer unsurlarının oluşup oluşmadığı yönünden gerekli değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair, Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.10.2006 tarihli ve 2006/790 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Bağcılar İcra Mahkemesince verilen karara karşı yapılan itirazın kabulüne karar verilmiş olmasına göre 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 271/2. maddesi hükmü doğrultusunda itirazın konusu hakkında da bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin suçun diğer unsurlarının oluşup oluşmadığı yönünde gerekli değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK.nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 15/01/2007 gün ve 1846 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 12/02/2007 gün ve K.Y.B.2007/13769 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre; Bağcılar İcra Mahkemesince borçlu sanığa meşruhatlı duruşma davetiyesi çıkartılmadan gıyabında takip dosyasındaki alacak miktarı paranın, alım gücüne göre herkeste bulunması zorunlu olan miktarın altında kaldığı gerekçesiyle sanık hakkında CMK 223/4-d ve İİK’nun 337/1-son cümlesi gereğince ceza tertibine yer olmadığına karar verilmiş, karara yapılan itiraz üzerine Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi Bağcılar İcra Mahkemesinin kararının kaldırılmasına dosyanın Bakırköy İcra Tetkik merciine gönderilmesine karar verdiği anlaşılmıştır.
Bakırköy 4.Ağır Ceza Mahkemesince, Bağcılar İcra Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, suçun unsurlarıyla oluşup oluşmadığı yönünde gerekli değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın sehven Bağcılar İcra Mahkemesi yerine Bakırköy İcra Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesinin maddi yanılgıya dayalı olduğu, mahallinde düzeltilebileceği düşünülmüştür.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2006 tarih ve 2006/220-231 sayılı kararında da açıklandığı üzere “1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (L) bendinde disiplin hapsinin tanımı; “kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartlı salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilemeyen hapsi ifade eder.” olarak yapılmıştır…“disiplin hapsi ve hapsen tazyik yaptırımı 5237 sayılı TCK.nunda düzenlenen yaptırımlardan farklı niteliktedir. Bu nedenle de, duruşma açılarak yapılan bir yargılama sonunda verilmelerine karşılık, 2004 sayılı İİK.nun 353/1. maddesinde yasa yolu olarak itiraz yasa yolu öngörülmüştür. Anılan hükümler gözetildiğinde, gerek disiplin hapsi gerekse hapsen tazyik yaptırımı tayin edilen kararlar, CMK.nun 223. maddesinde belirtilen “hüküm” niteliğinde değildirler ve bunlar hakkında hükümler için öngörülen yargılama kuralları uygulanamaz.” şeklinde yapılan değerlendirmeden de anlaşılacağı üzere, İcra ve İflas Kanunu’nda müeyyidesi disiplin hapsi ve tazyik hapsi olarak saptanan eylemlerin kabahat olduğu belirtilmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanunu anlamında itirazın, kural olarak itiraz olunan kararı veren mahkemeye yapılacağı ve ilk inceleme kararı veren mahkemece gerçekleştirilip, kararın düzeltilebileceği, yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı inceleyecek mercie göndermesi gerektiği (CMK.md.268/1-2), buna karşılık İcra ve İflas Kanununda İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği kararlara itirazın 5358 sayılı Yasa ile değişik İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca yedi gün içerisinde yargı çevresinde bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerekmekte olup, bu anlamda Ceza Muhakemesi Kanunundaki sistemden ayrıldığı, Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki itiraz kanun yolu bir suç muhakemesi sonucunda verilen yargı kararları için olduğu, nitekim anılan kanunun “İtiraz usulü ve inceleme mercileri” başlıklı 268. maddesinde kararına itiraz edilecek ve itirazı inceleyecek mahkemeler Sulh Ceza, Asliye Ceza, Ağır Ceza ve Bölge Adliye Mahkemesi olarak belirlendiği, buna karşılık İcra ve İflas Kanununda, İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği disiplin hapsi ve tazyik hapsine ilişkin kararlar, dar ve teknik anlamda “suç” karşılığı verilen kararlar olmadığı, 5271 sayılı CMK.nun 268. maddesinde kararına itiraz edilecek mahkemeler arasında icra mahkemesinin gösterilmediği cihetle, İcra ve İflas Kanunu’nun 353/1. maddesi uyarınca icra mahkemesince verilen itiraza tabi kararlara itirazın yedi gün içerisinde doğrudan Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerektiği, anılan maddede ilk incelemenin icra mahkemesince yerine getirileceğine dair bir düzenlemenin de bulunmadığı gözetildiğinde, itiraz hakkında Ağır Ceza Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekte ise de, bu durum yargılaması tamamlanmış, herhangi bir delil ya da sair araştırma ihtiyacı bulunmayan haller içindir. Oysa ki somut olayda icra mahkemesince sanığa İİK’nun 349. maddesi uyarınca meşruhatlı davetiye çıkarılmadan gıyapta verilen bir ceza tertibine yer olmadığı kararı söz konusudur. Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulünün gerektiğinin düşünülmesi halinde aynı zamanda borçlu sanığın mal beyanında bulunmama suçundan dolayı İİK’nun 337/1. maddesi gereğince on gün disiplin hapsi cezası ile cezalandırılmasına da karar vermesi zorunluluğu nedeniyle borçlu sanığa meşruhatlı duruşma davetiye göndermesi, geldiğinde savunmasını almasını takiben, davetiye tebliğine rağmen gelmediği takdirde ise gıyabında anılan cezayı verebilecektir. bu durum ancak suç muhakemesi sonucunda verilen yargı kararları için olduğu ve 5271 sayılı CMK’nun 270. maddenin 1.
fıkra 1. cümlesinde dayanak bulduğu, oysa ki yukarıda da açıklandığı üzere, icra mahkemesince itiraza tabi olarak verilen disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararları “suç” karşılığı verilen kararlar olarak babul görmemektedir.
Konunun bir kez de Kabahatler Kanunu yönünden irdelenmesinde ise, anılan kanunun “itiraz yolu” başlıklı 29. maddesinde, “(1) Mahkemenin verdiği son karara karşı, yargı çevresinde yer aldığı ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yapılır. (2) İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir. (3) Mahkeme, her bir itirazla ilgili olarak “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine” karar verir…..” hükmü getirilmiştir. Görüldüğü üzere Kabahatler Kanununda da itirazı inceleyecek Ağır Ceza Mahkemesinin “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine,” karar verir şeklinde düzenleme getirilmiştir. Ancak itirazın kabulüne karar vermesi halinde itirazın konusu hakkında da bir karar vermesi gerektiği hususunda bir düzenleme yok ise de, itirazı kabul eden Ağır Ceza Mahkemesinin bu yönde hüküm oluşturması gerektiği de kuşkusuzdur. Diğer taraftan aynı maddenin 2. fıkrasındaki “itirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir.” amir hükmü gözetildiğinde, itiraz merciinin delil toplama ve sanığın savunmasını alması gibi yargılamayı gerektiren hususları yerine getirmesi de beklenmemelidir.
Öte yandan, bir ihtisas mahkemesi olan icra mahkemesince yerine getirilmesi gereken delil toplama ya da sair araştırmanın yapılmasını itiraz mercii olan Ağır Ceza Mahkemesinden beklemek, zaten yoğun iş yükü altında bulunan mahkemeyi kendi asıl işlevinden uzaklaştırılmasına, yargı hizmetlerinin aksamasına ve giderek adalet duygusunun zedelenmesine yol açabilecektir.
Açıklamalar çerçevesinde icra mahkemesinden verilen itiraza tabi kararlara İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca itiraz mercii olarak bakan Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulüne karar verilmesi durumunda itirazın konusu hakkında da bir hüküm kurmak zorundadır. Ancak dosyada toplanması gereken delil, araştırma ya da borçlu sanığın savunmasının alınması veya meşruhatlı duruşma davetiyesi gönderilmesi gibi hususların yerine getirilmesi zorunluluğunun bulunduğu hallerde ise, itirazın kabulü ile birlikte bu noksanlıkların tamamlanmasını özel ihtisas mahkemesi olan icra mahkemesinden talep etmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gözetildiğinde, Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.10.2006 tarih ve 2006/790 müteferrik sayılı kararına karşı kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.6.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.