YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/17597
KARAR NO : 2023/752
KARAR TARİHİ : 07.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Aralarındaki bağlantı nedeniyle Dairemizin 2020/17880 esasında kayıtlı Erciş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.04.2016 tarihli ve 2015/425 Esas, 2016/191 Karar, 2020/17848 esasında kayıtlı Erciş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2016 tarihli ve 2016/171 Esas, 2016/424 Karar ve 2021/10989 esasında kayıtlı Erciş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2016 tarihli ve 2016/163 Esas, 2016/236 Karar sayılı dosyaları ile birlikte incelenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında, Patnos Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun’la değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.
2. Sanığın 15.11.2014 tarihinde suç işleyerek yükümlülük ihlalinde bulunduğunun bildirilmesi üzerine Patnos Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
3. Patnos 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.03.2016 tarihli ve 2016/87 Esas, 2016/162 Karar sayılı kararı ile Mahkemenin 2015/444 Esas sayılı dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya 2015/444 Esas sayılı dosya üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir.
4. Patnos 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2016 tarihli ve 2015/444 Esas, 2016/211 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca teşdiden 2 yıl 6 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, verilen kararın denetim kararı ile düzeltilmesi için gereğini arz ettiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın kiraladığı araçta bulundurduğu eroin ve metamfetamin maddelerini polise teslim ettiğini beyan ederek uyuşturucu madde kullandığını kabul ettiği, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilerek denetim süresine hükmedildiği, sanığın denetimi ihlal ettiği ve yeniden sanıkta uyuşturucu madde ele geçirildiği, sanıktan ele geçirilen uyuşturucu maddelerin miktarı ile çeşitliliği, sanığın ikiden fazla kez uyuşturucu madde bulundurduğu dikkate alındığında alt sınırdan uzaklaşıldığı gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanığın temyize konu 30.01.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eylemi nedeniyle 21.10.2014 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, kararın sanığın MERNİS adresinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kardeşine tebliğ edildiği anlaşılmış olup; 7201 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesine göre tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği, en son adrese yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip, bu adrese tebligatın yapılması gerekir. Bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, sanığın 30.01.2014 tarihli kolluk ifadesinde ikamet adresi olarak bildirdiği “Latifiye Mah. Silahtaroğlu Cad. Erdinçler Apt. Kat:2 No:3 Erciş/Van” adresi yerine, doğrudan MERNİS adresinde tebliğ edilmesi usulsüz olduğundan 21.10.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği ve kovuşturma şartlarının oluşmadığı,
Birlikte incelenen dosya kapsamında sanığın 03.05.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eylemi nedeniyle 27.03.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, kararın sanığa tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği ve kovuşturma şartlarının oluşmadığı,
Birlikte incelenen dosya kapsamında sanığın 17.09.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eylemi nedeniyle 08.06.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, kararın sanığın MERNİS adresinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında muhtara teslim edildiği anlaşılmış olup; 7201 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, aynı Kanun’un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata aynı Kanun’un 23 üncü maddesinin bir
ila sekizinci fıkraları ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 16 ıncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin tebliğ edilmesi usulsüz olduğundan 08.06.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği ve kovuşturma şartlarının oluşmadığı,
Birlikte incelenen dosya kapsamında sanığın 07.07.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eylemi nedeniyle 05.05.2016 tarihinde 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan kamu davası açıldığı,
30.01.2014, 03.05.2014 ve 17.09.2014 tarihli eylemler nedeniyle üç ayrı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve üç kararında yukarıda açıklandığı üzere kesinleşmediği, dolayısıyla kovuşturma şartlarının oluşmadığı birlikte değerlendirildiğinde, erteleme kararı verilmesinden önceki tüm eylemlerin tek bir suç olarak kabulü ile tek bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerektiğinden, her dört suça ilişkin davalar birleştirilerek, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak, kararın infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi yerine, yargılamaya devam edilerek sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi,
B. Birleşen dosya kapsamında sanığın 27.02.2015 tarihli eylemi ile ilgili olarak Erciş Cumhuriyet Başsavcılığınca 07.05.2015 tarihli iddianame ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, Erciş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2016 tarihli ve 2015/229 Esas, 2016/60 Karar sayılı kararı ile kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, kararın 23.02.2016 tarihinde kesinleştiği, düşme kararı ile birlikte yapılan ihbar üzerine aynı eylemle ilgili Patnos Cumhuriyet Başsavcılığınca 10.03.2016 tarihli iddianame ile tekrar kamu davası açıldığı anlaşıldığından;
5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrasında, “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” hükmü uyarınca sanık hakkında aynı fiilden dolayı mükerrer dava açılmış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulması,
C. Kabule göre de;
1. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun’un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli, 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2. Suç tarihi olan 30.01.2014 tarihi itibarıyla yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçuna ilişkin ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olduğu, daha sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle ceza miktarının artırılarak “iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası” olarak düzenlendiği, 5237 sayılı
Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca suç tarihi itibarıyla sanığın lehine olan kanun maddesinin uygulanması suretiyle ceza miktarının suç tarihinde yürürlükte olan ve sanık lehine olan 5560 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve ceza miktarı itibarıyla sanık aleyhine olan 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temel cezanın 2 yıl olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,
3. Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı hükmü ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinde yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması, nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Patnos 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2016 tarihli ve 2015/444 Esas, 2016/211 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,07.02.2023 tarihinde karar verildi.