Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/5759 E. 2009/6795 K. 20.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5759
KARAR NO : 2009/6795
KARAR TARİHİ : 20.10.2009

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında, kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, mevekkilinin, dava dışı …’in kooperatif üyeliğini devralarak, bunu kooperatife bildirdiğini, kooperatifçe önce üyeliğinin kabul edilmediğini, daha sonra ise üyeliğinin geçersiz olduğunun bildirildiğini ileri sürerek, müvekkilinin üye olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının üyeliği devraldığını iddia ettiği kişinin kooperatife hiç üye olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının üyeliğe kabul edildiğine ilişkin bir karar bulunmadığı ve ödeme yaptığı hususunun ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar vermiş ise de; kooperatif üyeliği için mutlak surette yönetim kurulunca bir karar alınmış olması veya üye kayıt defterinde üyelik kaydının bulunması zorunlu değildir. Bir kimsenin kooperatif üyeliğine kabulü için, üyelik iradesiyle kendi adına aidat veya benzeri bir ödeme yapması, genel kurula çağrılması gibi davacı ile kooperatif arasında üyelik ilişkisini ispat eden bir belgenin varlığı, üyeliğin kooperatifçe zımnen kabul edildiği sonucunu doğurabilir. Mahkemece, davacının kooperatife ödeme yaptığının ispatlanamadığı ve üyeliğe kabule ilişkin bir karara rastlanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca yeterli bir inceleme yapılmadığı gibi, yargılama sırasında dosyaya karar örneği getirtilen ve taraflar arasında daha önce görüldüğü anlaşılan müdahalenin önlenmesi davasında taşınmazın, sağlık ve güvenlik açısından oturulacak durumda olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle bu kararın davacının üye olmadığını ispat eden bir karar niteliğinde bulunmadığı kuşkusuzdur. Bu durumda mahkemece, davacının üyeliği devraldığını iddia ettiği ve noter devir sözleşmesine dayandığı dava dışı …’in, başlangıçta kooperatif üyesi olduğu dikkate alınarak, bu kişinin üyeliğinin nasıl sona erdiği, neye göre üye olmadığının kabul edildiği, davacının hangi nedenle kooperatife ait dairede oturduğu hususlarının araştırılması ve gerektiğinde kooperatif kayıtları üzerinde inceleme yapılarak 1998-2004 yılları arasında davacının üye olduğuna ilişkin olarak genel kurula çağrı gibi bir tebligat ya da ödeme makbuzu ve benzeri bir belgenin bulunup bulunmadığının araştırılması, ayrıca, bu davada verilecek hükmün, davacının üyeliği devraldığını iddia ettiği …’in hukukunu da etkileyecek olması nedeniyle, anılan kişiye karşı da dava açılması için davacıya süre verilmesi ve dava açıldığında her iki davanın birleştirilerek görülmesi gerekli olup,
bu hususlar gözardı edilerek yargılama yapılıp, hüküm verilmiş olması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 20.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.