YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2392
KARAR NO : 2008/2934
KARAR TARİHİ : 29.04.2008
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 357 parsel sayılı 380750 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, önce 135 parsele uygulanan vergi kayıtları miktar fazlası ve senetsizden yazılan 50 dönüm miktar fazlası olması nedeniyle Hazine adına, bilahare … … …’nun itirazı üzerine Tapulama Komisyonunca … … … adına tesbit edilmiştir. Hazine vekilinin Kadastro Mahkemesine açtığı dava sonunda çekişmeli parselin mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir. Bu karar kesinleştikten sonra bu kez … (adına vekaleten hareket eden … … …’nun verdiği vekaletname ile) vekili, tapu kaydı ve vergi kaydına dayanarak Mahkemece mera olarak sınırlandırılan taşınmazın taksimen müvekkiline isabet ettiğinden müvekkili adına tapuya tescili için tapu iptal ve tescil davası açmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesince, Kadastro Mahkemesinin 2001/10-18 sayılı ilamı kesin hüküm kabul edilerek davanın reddine dair kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 10.06.2004 gün ve 2004/6841 esas, 2004/7343 sayılı ilamı ile; “Kadastro Mahkemesindeki hukuki olay ile bu dava dosyasındaki hukuki olay farklı olduğundan kesin hükmün varlığından söz edilemeyeceği, bu nedenle davacının dayandığı tapu ve vergi kayıtlarının gereği gibi uygulanarak aidiyet ve kapsamlarının belirlenmesi, tapu kaydının uymaması durumunda taşınmazın öncesinin kadim ve geleneksel şekilde mera olup olmadığının belirlenmesi, mera olmadığının belirlenmesi halinde de taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıcı ve sürdürülüş şeklinin maddi olaylara dayalı olarak bilirkişi ve tanıklardan sorularak saptanması, dayanılan tapu kaydının başka parsellere revizyon görüp görmediğinin sorularak tutanaklarının getirtilerek incelenmesi, tapunun ve vergi kayıtlarının uymaması halinde Kadastro Mahkemesince verilen kararın güçlü delil oluşturacağının düşünülerek sonucuna göre hüküm kurulması” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne ve teknik bilirkişi raporunda gösterilen 97902 metrekarelik bölümün davacı adına tesciline, kalan kısım yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.Mahkemece çekişmeli parselin davacının dayandığı 14 numaralı vergi kaydı kapsamında kaldığı kabul edilerek taşınmazın 97902 metrekarelik bölümünün tapusunun iptali ile davacı adına tesciline dair yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, bu kabul dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Çekişmeli parselin temyize konu bölümünün davacının dayandığı 04.06.1947 tarih ve 2 numaralı tapu kaydı kapsamında kalmadığı mahkemece yapılan keşif ve uygulama ile doğru olarak belirlenmiştir. Hazine tarafından açılan dava sonucunda, Kadastro Mahkemesinin 12.06.2001 gün ve 2001/10 esas, 2001/18 sayılı ve Yargıtay denetiminden geçerek 26.04.2002 tarihinde kesinleşen ilamı ile taşınmazın mera vasfında olduğu belirlenmiş ve mera olarak sınırlandırılıp özel siciline yazılmasına karar verilmiştir. Dosya kapsamı ile çekişmeli taşınmazın davacının dayandığı tapu kaydı kapsamında kaldığı kanıtlanamadığına, taşınmazı kapsadığı kabul edilen vergi kaydının mülkiyet belgesi olmadığına ve taşınmazın niteliği kesinleşen Kadastro Mahkemesi kararı ile belirlenmiş olduğuna, Hazine yararına hükmen oluşan güçlü delilin aksi davacı tarafça kanıtlanamadığına göre davacı yararına zilyetlikle edinme koşulları oluşamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA, 29.04.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.